Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte güvenli liman altına olan talep yeniden hız kazandı. Özellikle Washington yönetiminin açıkladığı yeni ticaret tarifeleri ve Orta Doğu'da artan tansiyon, fiyatlamalar üzerinde doğrudan etkili olmaya başladı. Yaşanan bu ivmelenmenin ardından ABD merkezli dev yatırım bankası JPMorgan, piyasa dinamiklerini temelden etkileyecek uzun vadeli altın raporunu uluslararası kamuoyu ile paylaştı.
UZUN VADELİ ALTIN BEKLENTİSİNDE BÜYÜK REVİZYON
Kurum tarafından yayımlanan güncel analize göre, jeopolitik risklerin itici gücüyle altının uzun vadeli ons fiyatı tahmini 4.500 dolar seviyesine çıkarıldı. Banka, 2026 yıl sonu için öngördüğü 6.300 dolarlık zirve beklentisinde ise herhangi bir değişikliğe gitmeyerek mevcut pozisyonunu koruma kararı aldı.

MERKEZ BANKALARININ DOLARDAN KAÇIŞI FİYATLARI TETİKLİYOR
Raporda yer alan veriler, küresel ekonomideki yapısal dönüşümün altını çiziyor. JPMorgan yönetimi, merkez bankalarının artan altın alımlarını ve ABD Hazine tahvillerinden çıkış eğilimini yükselişin ana gerekçeleri olarak gösteriyor.
Ülkelerin gelir tabanlarını dolardan Çin yuanına kaydırması, raporda 'rezerv para birimi paradigması değişimi' olarak tanımlanıyor. Bu makroekonomik hamleler, uluslararası yatırımcıların portföy çeşitlendirme stratejilerini hızlandırarak altına olan talebi kalıcı hale getiriyor.
GELENEKSEL FİYAT BELİRLEME MODELİ GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRDİ
Dev finans kuruluşu, altının arz-talep dinamiklerinin diğer endüstriyel emtialardan tamamen ayrıştığını raporluyor. Marjinal maliyet analizi veya teşvik fiyatlaması gibi geleneksel piyasa ölçüm araçlarının, mevcut altın piyasasında artık işlevsel olmadığı belirtiliyor.
Son bir yıllık periyotta piyasayı domine eden ve rekorları getiren asıl unsurların; ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsü, doğrudan merkez bankası alımları ve altına dayalı borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelen güçlü sermaye girişleri olduğu ifade ediliyor.





