Muğla’nın sahil hattından uzakta, Denizli sınırına yakın bir konumda bulunan Kavaklıdere, hem nüfus hem de yerleşim alanı genişliği açısından ilin en küçük ilçesi olma özelliğini taşıyor. Deniz kıyısında olmamasına rağmen, sahip olduğu serin yayla havası ve el sanatlarıyla Muğla’nın en özel noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
BAKIRCILIĞIN VE MERMERİN KALBİNDE KÜÇÜK BİR İLÇE
Kavaklıdere’nin nüfusu 10 binin biraz üzerinde olsa da, yerleşim merkezi oldukça butik ve toplu bir yapıya sahip. İlçeyi diğer küçük yerleşimlerden ayıran en büyük özellik ise dünyaca ünlü mermer yatakları ve geleneksel bakırcılık sanatıdır. Muğla’nın turizm yoğunluğundan nasibini en az alan bu ilçe, bu sayede özgün kültürel kimliğini korumayı başarmış.

- Çarşıda yankılanan çekiç sesleri, yüzyıllardır süregelen bakır işleme geleneğinin hala yaşadığının en canlı kanıtıdır.
- İlçenin küçük bir yüzölçümüne sahip olması, zanaatkarlar arasındaki bağlılığı pekiştirmektedir.
- Bu dar coğrafi yapı, kültürel aktarımın daha güçlü bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır.
YAYLA TURİZMİ VE ORMAN VARLIĞI
Muğla’nın yüzde 60’ından fazlasının ormanlarla kaplı olmasının en yoğun hissedildiği yerlerden biri Kavaklıdere’dir. İlçe, dev çınar ağaçları ve soğuk su kaynaklarıyla ünlü "Yerküpe Mağarası" gibi doğal güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Yaz aylarında sahil şeridindeki kavurucu sıcaktan kaçmak isteyen Muğlalılar için bir kaçış noktası olan ilçe, butik festivalleri ve yöresel panayırlarıyla tanınıyor. Kavaklıdere, "Muğla sadece denizden ibaret değildir" diyenlerin mutlaka görmesi gereken, küçük ama içeriği oldukça zengin bir Anadolu kasabası kimliğini gururla taşıyor.





