Çalışma hayatının getirdiği ağır fiziksel ve ruhsal yıpranmalar sonucu iş göremez hale gelenler için yaş şartı aranmayan maluliyet aylığı adeta bir can simidi oluyor. SGK uzmanlarının dikkat çektiği bu hayati hak, zor günlerde ailelerin ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlıyor.
Hastalık Tablosu Net Olmalı
Kişinin sabah uyanıp "Ben artık çalışamıyorum" demesi yasalar önünde bir anlam ifade etmiyor. İşin özünde bağımsız bir sağlık kurulu değerlendirmesi var. Bedenen veya ruhen yaşanılan kaybın en az yüzde 60 bandına ulaşması gerekiyor. Kanser teşhisi konmuş bir turizm işçisi veya iş kazası geçirip ağır yaralanan bir usta için SGK Sağlık Kurulu son merci olarak devreye giriyor. Kurulun vereceği olumlu karar, aylığa giden yolun anahtarını oluşturuyor.
Primlerde İnsani İstisnalar Devrede
Genel işleyişte maluliyet aylığına hak kazanmak için 10 yıllık bir sigorta geçmişi ve 1800 günlük ödenmiş prim aranıyor. İnsani durumlar göz önüne alındığında yasaların ne kadar esneyebildiği burada ortaya çıkıyor. Bir kişi günlük ihtiyaçlarını karşılayamayacak, tamamen yatağa veya başkasının bakımına bağımlı hale gelmişse 10 yıllık bekleme süresi tamamen iptal ediliyor. Sadece cebinde 1800 günlük prim belgesi olan kişi anında maaşa bağlanıyor.

Kanser ve Ağır Hastalıklarda İzin Süreçleri
Maaş başvurusu yapmadan önce sigortalının işi bırakması veya ticari faaliyetini sonlandırması kesin bir kural. Süreç içinde alınan raporların da belirli sınırları bulunuyor. Verem, kanser veya ağır akıl hastalıkları gibi yıpratıcı süreçlerde sigortalıya 18 ay boyunca nekahet izni verilebiliyor. Askeri personel için bu süre ağır hastalıklarda 3 yıla kadar çıkabiliyor. Eğer hekimler hastalığın iyileşme ihtimali olmadığına kanaat getirirse, bu ayların bitmesi beklenmiyor; SGK doğrudan malullük mührünü vurup maaşı hesaba aktarıyor.
Kaynak: Haber Merkezi