Türkiye Kamu-Sen, memur ve memur emeklilerine teklif edilen zammın yetersiz olduğu gerekçesiyle 81 ilde iş bırakma eylemi düzenledi. Muğla’da gerçekleştirilen eylemde kamu emekçileri, “Emekli ruhuna fatiha” yazılı tabut taşıyarak tepkilerini dile getirdi.

Zam Teklifine Tepkiyle İş Bıraktılar
Türkiye Kamu-Sen üyeleri, kamu çalışanları ve emeklilerini kapsayan 8’inci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri kapsamında Kamu İşveren Heyeti’nin sunduğu zam tekliflerini yetersiz bularak 18 Ağustos Pazartesi günü iş bırakma eylemine gitti.

Menteşe’de Simgesel Tabutla Yürüyüş
Muğla’nın Menteşe ilçesindeki Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelen sendika üyeleri, “Emekli ruhuna fatiha” yazılı tabut taşıyarak çeşitli kamu kuruluşlarına yürüdü. Eylem, Menteşe Devlet Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.

Sendikalardan Geniş Katılım
Düzenlenen eyleme; Türk Eğitim Sen, Türk Sağlık Sen, Türk Büro Sen, Türk Tarım Orman Sen, Türk Diyanet Vakıf Sen, Türk Yerel Hizmet Sen, Türk Haber Sen, Türk İmar Sen, Türk Enerji Sen, Türkiye Kamu-Sen Kadın Kolları ve ilçelerden gelen sendika temsilcileri ile üyeler katıldı.

“Bu teklif, milyonların alın terini yok sayan bir tekliftir”
Türkiye Kamu-Sen Muğla İl Temsilcisi Mürsel Özata tüm sendikalar adına açıklama gerçekleştirdi. Açıklama konuşan Özata, açıklanan teklifin alın terini yok saydığını belirterek,
“Bugün burada yalnızca kendi geleceğimiz için değil, 4 milyon kamu çalışanı, 2,5 milyon emekli ve aileleriyle birlikte 25 milyon insanımızın onurlu bir yaşam mücadelesi için toplandık. Bizler, emeğin, alın terinin ve kamu hizmetinin temsilcileriyiz. Hak aramak için buradayız, hakkımızı almak için buradayız, adalet için buradayız. İşçiler de bizim gibi kamu çalışanları olup insanca yaşayacak ücreti hak etmektedirler. Ancak kamu işçilerine 2025 yılının ilk 6 ay için yüzde 24, ikinci, 6 ay için yüzde 11, üçüncü 6 ay için %10 ve dördüncü 6 ay için yüzde 6 zam oranları uygulanacak. Tediye ve ikramiyeler, fazla çalışma ücretleri vb ek ödemeleri mevcut. Ortalama işçi maaşı 70.000 tl civarında, Cumhurbaşkanımızın sözü var en düşük memur maaşı kamu işçisinden aşağı olmayacak diye. Cumhurbaşkanının sözünün hayata geçmesini ve bu adaletsizliğin giderilmesini istiyoruz. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde kamu işveren tarafı memura ne teklif etti? 2026 yılı için taban aylığa bin lira ek olarak %10+6, 2027 yılı için %4+4. Soruyorum sizlere, bu oranlar, mutfakta kaynayan tencerenin derdine derman olur mu? Çarşıda, pazarda, markette hızla artan fiyatlara karşı bir anlam ifade eder mi? Kiraların maaşları aştığı bir ülkede memura, emekliye nefes aldırır mı? Elbette ki hayır Bu nedenle biz de bu teklife hayır diyoruz. Bu teklif ne memurun ne emeklinin sofrasına çare olur ne de yarasına merhem. Bu teklif, milyonların alın terini yok sayan bir tekliftir. O yüzden biz bu teklifi reddettik, bugün de meydanlarda yüksek sesle reddediyoruz” dedi.

“Maaşlar her ay eriyor”
Emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyleyen Özata, “Ekonomik gerçekler ortada. Akaryakıta gelen zamlar, vergilerdeki ve cezalardaki artışlar, markette, pazarda uçan fiyatlar, zorunlu tüketim mallarındaki fahiş artışlar. Hepsi açıklanan enflasyonun çok üzerinde. Kiralar, memur maaşlarını ezip geçmiş durumda. Büyükşehirlerde ve kıyı bölgelerinde memur barınamıyor, görev yerleri boş kalıyor. Çünkü maaş ile kira yarışılamaz hale geldi. Daha dün öğrenci servislerine %30 zam yapıldı. Harcamalar katmer katmer artarken, maaşlar dirhem dirhem bile artmıyor. Bir gerçeğin altını özellikle çiziyoruz, memur ve emekli maaşları bugün insanca yaşamaya yetmiyor. Maaşlar, her ay eriyor. Emeklilerimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. İlave ek ödeme emekli maaşlarına yansıtılmazsa, bu mağduriyet önümüzdeki iki yılda daha da derinleşecek. Yoksulluk hem çalışanın hem de emeklinin kaçınılmaz kaderi haline gelecek. Kamuda aynı işi yapan, benzer eğitim düzeyine sahip ama farklı statüdeki çalışanlar arasında uçurumlar var. Getirilen bu teklif, bu adaletsizliği gidermiyor. Adında Adalet ve Kalkınma olan siyasi iradeye soruyoruz, Bu mudur adalet? Bu mudur çalışma barışı? Biz adalet istiyoruz. Biz hakkaniyet istiyoruz” diye konuştu.

“Tüm memurları ve emeklileri çok incitti”
Verilen teklif sonucunda ciddiye alınmadıklarını ve kırıldıklarını söyleyen Özata,
“Biz, yangınlarla savaşan, hayatını tehlikeye atan ormancımızın, tarladan sofraya, çiftlikten çatala güvenilir gıda ve halk sağlığı için çalışan mühendislerimizin ve veteriner hekimlerimizin, şehirlerimizin düzenini ve altyapısını ayakta tutan yerel hizmet emekçimizin, ülkemizin yollarını, köprülerini, tünellerini inşa eden imar ve ulaştırma çalışanımızın, barajlarımızı, fabrikalarımızı işleten, evlerimize ışık ve enerji taşıyan enerji personelimizin, toplumsal manevi değerlerimizi yaşatan diyanet görevlimizin, tarihimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkan kültür ve sanat emekçimizin, tüm iletişimimizi sağlayan haberleşme çalışanlarımızın, kamu hizmetlerini yürüten büro personelimizin, sağlığımızı korumak için gece gündüz fedakârca çalışan sağlık personelimizin, geleceğimizi şekillendiren, yarınlarımızı inşa eden eğitim neferlerimizin kaygısız, huzurlu, güvenli bir çalışma hayatına kavuşmasını istiyoruz. Biz, Türk ve Türkiye Yüzyılı misyonuna yakışan bir kamu düzeni istiyoruz. Bu yüzden 2026 yılı için yüzde 88,6, 2027 yılı için yüzde 45,2 oranında zam talebimizi masaya koyduk. Ama bize gelen, hayattan kopuk, enflasyon hedefine sıkışmış, masa başında hesaplanmış bir teklif oldu. Bu teklif bizim ciddiye alınmadığımızı, devlet için önem arz etmediğimizi bize hissettirdi, onurumuzu ve gururumuzu kırdı. Tüm memurları ve emeklileri çok incitti” dedi.

“Memur emeklileri, ülkemizin en mağdur kesimidir”
Türkiye Kamu-Sen Muğla İl Temsilcisi Mürsel Özata, açıklamasında şunları söyledi:
“Geçmediğimiz köprü, girmediğimiz tünel, uçmadığımız havalimanı, yatmadığımız hastane için para ödeniyor da memur ve emekliye gelince mi tasarruf? Bütçe açık veriyorsa, bunu memurun, emeklinin rızkından kesip kapatmayın. Zaten alım gücü sürekli düşerken, daha fazla fedakârlık beklemeyin. Memurun, emeklinin gelirinin artmadığı ortamda, bir de ödediği vergi sürekli artıyor. Bu da yaşam maliyetlerinin maaşlardan fazla artması sonucunda katlanamaz neticeler doğuruyor. Memur, emekli, hakkı olmayanı istemiyor. Başkasının kaynağını bize aktarın demiyor. Milli gelire yaptığı katkının, alın terinin, emeğinin hakkını istiyor. Alırken şahin olanlar, verirken güvercin oldu. Alırken bol kepçe kullananlar, verirken kaşığı bile çok gördü. Alırken bonkör, verirken cimri oldular. Biz diyoruz ki, nimette külfette adalet olsun. Emeklilere vereceğimiz destek, geleceğimize yapılan yatırımdır. Her çalışan emekliliği tadacaktır. Hepimizin bildiği gibi memur emeklileri, ülkemizin en mağdur kesimidir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa memura verilip de memur emeklisine verilmeyen seyyanen zam o dönem için 8 bin lira iken şimdi 20 bin lirayı aşmıştır. Bu adaletsizliğe bir an önce son verilmeli memur emeklisine hak ettiği seyyanen zam derhal verilmelidir. Her eşitlik adalet değildir. En düşük emekli maaşını eşitleyerek iyileştirme olmaz. Herkesin ödediği prim ve çalıştığı gün sayısı esas alınarak adil bir sistem tesis edilmelidir. Bu şartlar sürdürülebilir değildir. Böyle giderse emekli sizlere ömür olur, memur yoğun bakımdan çıkamaz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Türkiye Yüzyılında memur yerde sürünmemelidir. Türkiye Cumhuriyetimizin, kadim devlet geleneğimizden miras aldığı köklü bir kamu yönetimi ve memur anlayışı vardır. Güçlü devletler, temsilcisi olan memurlarını da güçlü kılar. Gelir adaletini sağlamanın birincil yolu da memur ve emeklilerin maaşlarının belirlenmesinde ortaya konulan politikalardır.”

“Hakkımızı almakta kararlıyız”
Maaşların gerçek hayattaki şartlara göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Mürsel Özata,
“Türk Yüzyılına yaraşır bir kamu yönetimi ve kamu çalışanı için 2025 yılında mutlaka harekete geçilmesi gereklidir. Kira yardımı, eş-çocuk yardımı, ısınma, ulaşım ve yemek ücreti gibi sosyal haklarda somut adımlar atılmalıdır. Maaşlar, hayali tahminlere göre değil, markette, pazarda, kirada yaşadığımız gerçeğe göre belirlenmelidir. Bize masa başı rakam değil, alın terimizin karşılığı olan rakam gerekiyor. Bu sadece memurun değil, tüm milletin mücadelesidir. Biz buradayız, hakkımızı almakta kararlıyız. Mücadelemiz, başta kamu çalışanları olmak üzere tüm Türk Milletinin daha güzel bir Türkiye’de, yaşanabilir bir ücretle, refah içinde yaşaması içindir. Hükümetten ekonomik zorluklar içinde bulunan memur ve emeklilerimizi gözetecek, aileleriyle birlikte 25 milyona ulaşan bu kitlenin yüzlerini güldürecek, adil ve hakkaniyetli bir maaş zammı bekliyoruz. Ülkemizin dört bir yanında, aldığımız karara uyarak memurun gücünü hatırlatan, hakkı ve alın teri için omuz omuza mücadelemize destek veren tüm kamu çalışanlarına; yaptığımız bu anlamlı eyleme sabır ve anlayış gösteren, bize yürekten destek olan vatandaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Mücadelemiz memurun ortak mücadelesidir, kazandığımız her hak hepimizin ortak zaferi olacaktır” dedi.




