Ege'nin dünyaca ünlü turizm destinasyonu Muğla, sahil şeridindeki doğal güzellikleriyle öne çıksa da kentin iç bölgelerinde görünmeyen bir çevre problemi yaşanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı istasyonlarından elde edilen güncel ölçümler, şehirdeki solunabilir oksijen kalitesinin coğrafi ve endüstriyel faktörlere bağlı olarak dramatik farklılıklar gösterdiğini kanıtladı. Sanayi yükünü ve topoğrafik dezavantajları çeken merkez bölgeler alarm verirken, rüzgara açık kıyı şeritleri kent sakinlerine tam anlamıyla nefes aldırıyor.
MUĞLA'DA HAVA KİRLİLİĞİ ZİRVESİ: YATAĞAN VE MENTEŞE
Kent genelinde kirlilik tablosunun en yoğun olduğu lokasyonların başında Yatağan geliyor. İlçe sınırları içerisindeki devasa termik santralin yanı sıra aktif kömür madenleri ve yoğun sanayi tesisleri, buradaki atmosfer kalitesini doğrudan aşağı çekiyor. Yapılan resmi ölçümlerde, bilhassa insan sağlığını açıkça tehdit eden partikül madde (PM10) ile kükürtdioksit oranları Yatağan semalarında tehlikeli boyutlara ulaşıyor.
Endüstriyel üretim olmamasına rağmen havası en kirli ikinci nokta ise merkez ilçe Menteşe ve özellikle Musluhittin mahallesi çevresi olarak ölçüldü. Bu durumun temelinde tamamen ilçenin fiziksel dezavantajı yatıyor. Dört tarafı yüksek dağlarla çevrili, adeta dev bir "çanak" görünümündeki Menteşe'de, kış aylarının gelmesiyle evlerde ısınma amaçlı yakılan katı yakıtların dumanı gökyüzüne karışıp dağılamıyor. Literatürde "inversiyon" olarak adlandırılan hava sirkülasyonunun durması olayı yüzünden, rüzgarsız günlerde kirli duman tabakası şehrin üzerine bir kapak gibi çöküyor.
TÜRKİYE'NİN OKSİJEN DEPOLARI: DATÇA VE MARMARİS
İç kesimlerdeki karamsar tablonun aksine, Muğla kıyılarına inildiğinde bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor. Ağır sanayiden tamamen izole edilmiş Datça, coğrafi yarımada formunun sağladığı stratejik avantajı sonuna kadar kullanıyor. İlçe ile özdeşleşen kuvvetli deniz rüzgarları sayesinde havada kirli partikül barınması imkansız hale geliyor. Bu coğrafi lütuf, Datça'yı sadece il bazında değil, Türkiye genelinde havası en temiz yerleşim yerlerinden biri pozisyonuna taşıyor.
Aynı şekilde şanslı rotalar arasında konumlanan Marmaris de devasa ormanlık alanlarının koruyucu kalkanı altında bulunuyor. Tesisleşmenin turizm odaklı tutulup sanayinin bölgeye sokulmaması neticesinde, hava kalitesi endeksi (AQI) buralarda yıl boyunca ağırlıklı olarak "iyi" veya "orta" kategorilerinde seyrediyor. Uzmanlar, solunum yolu hassasiyeti bulunan kişilerin kış aylarında merkez ilçeler yerine bu tarz temiz kıyı şeritlerinde vakit geçirmesinin sağlık açısından çok daha güvenli olduğunu belirtiyor.
Muhabir: Haber Merkezi