İnsanlık tarihi ve Türk olmak

Eklenme : 25.10.2021 00:00:00
Görüntülenme: 289

Okullarda öğretilen tarih derslerinde;

Sümer uygarlığının M.Ö. 4000 yıl önce gerçekleştiği,

Mısır uygarlığının M.Ö. 3500 yıl önce yaşandığı,

Maya uygarlığının M.Ö. 2600 yıl önce var olduğu,

Hint uygarlığının M.Ö. 2500 yıl önce olduğunu,

Çin uygarlığının ise M.Ö. 1500 yıl önce yaşandığı öğretildi bizlere.

Anadolu'nun batısında yaşayan devletleri çok etkileyen Yunan Uygarlığının ise, MÖ 1200 yıllık bir derinliğe sahip olduğu düşünülüyor.

Truva savaşı da M.Ö. 500'lü yıllarda yaşandı.

Yunanlı düşünür Sokrates'in, M.Ö. 469 yılında doğduğunu ve M.Ö. 399 yılında idam edilerek öldüğünü biliyoruz.

Sokrates'ten sonra onun talebesi Eflatun ve Aristo'da daha sonra yaşayan Yunan düşünürlerdir.

Yunan dünyasında Milet'li Tales de büyük bir insandı.

Tales aslında bir tüccar idi.

Ege'den satın aldığı zeytinyağını Mısır'a götürüp satan, oradan da Yunan topraklarına buğday ve benzeri ürünleri getirip ve satan bir tüccar idi Tales.

Tales zeki, bakıp - gören ve gördüğü üzerinde düşünen bir kişi idi.

Mısırdaki Piramitler ve oradaki uygarlığı Yunan topraklarına taşıdı hayatı boyunca.

Tales'in Piramitlerin yüksekliklerini gölgelerinden nasıl bulduğu okullarda öğretilir.

Boyu bilinen bir çubuğun gölgesi, boyu kadar olduğu zaman, Piramit'in gölgesini de işaretlemiş, çubuğun boyu gölgesi kadar ise, Piramit'in gölgesi de yüksekliği kadardır, diye Piramit'in boyunu hesaplayabilmiş akıllı bir insandı Tales.

Samos'lu Pisagor da Mısır'a eğitim için gitmiş, Mısır'dan 3,4,5 diye bilinen kuralı Yunan dünyasına taşımıştır.

Bir üçgenin kenarları 3 birim, 4 birim ve 5 birim ise, bu üçgen dik üçgendir kuralı idi bu kural.

Bu kural trigonometrinin temelini oluşturdu.

Yunan orduları, MÖ 146 yılında yapılan Korint savaşında Roma ordusuna yenilince Yunanistan Roma hakimiyetine girdi.

Yunanistan 1822 yılında kadar da bir türlü bağımsız olamadı.

Avrupa'da yaşanan Rönesans ( Aydınlanma) aslında bin yıldır Katolik dünyasının karanlığından çıkıp Yunan uygarlığı ile tanışmasıdır...

Avrupa Yunan uygarlığı ile tanışınca bu uygarlığı bir mucize kabul etti.

Bu kabulleniş, 1822 yılında Yunanistan'ın bağımsızlığına kavuşmasına yardımcı oldu.

Yunanlıların esaret altına düşmesinin faturasını da Türklere çıkardı Anadolu'nun batısında oturanlar.

Çünkü Atinalılar 1458'den 1822 yılına kadar Türklerin yönetiminde yaşıyorlardı.

Halbuki Atina halkı, MÖ 146 yılından 1458 yılına kadar Roma imparatorluğu ve artıkları olan Vatikan, Venedik ve Cenova gibi kent devletlerinin işgalinde yaşamışlardı.

Rönesans sarhoşluğu ile bu gerçek görülmedi ve tüm fatura Türklere çıkarıldı.

Tüm bu yaşananlar Avrupalıların gözünde Yunanlıları şımarık çocuk yaptı.

Anadolu'nun batısındaki aydınlar, insanlık tarihinin Yunan uygarlığı ile başladığına inandı...

Yunan uygarlığından önceki Sümer, Mısır uygarlıklarını Türkleri suçlamak için adeta kör gözle baktılar.

Türkler, Anadolu'nun batısında yaşayanların gözünde bir günah keçisi idi adeta.

Günümüzde Anadolu'nun batısında yaşayanların politika ve tercihlerine bakarsanız bu gerçeği görürsünüz.

Her şey, 1983 yılında bir köylümüzün Urfa'da tarlasını sürer iken, bulduğu bir heykelcik ile aydınlanmaya başladı.

Bu heykelciğin bulunduğu tepe kazılmaya başlayınca " Göbekli tepe, Karahan tepe ve Boncuklu tarla" gibi yerler çıktı meydana.

Karbon testi araştırması ile meydana çıkarılan göbekli tepe, Karahan tepe ve Boncuklu tarla gibi yerlerde çıkan eserlerinin 12 bin yıl önce yapıldığı ortaya çıktı.

Mısır Piramitlerinden 7000 - 8000 yıl önce, bu eserleri kimler yapmıştı?

Bu merak, Göbekli tepe, Karahan tepe ve Boncuklu tarla civarında yeni araştırmaları tetikledi.

Civarda bulunan onlarca tepecik yeni teknolojiler ile araştırıldı.

Göbekli tepe, Karahan tepe ve Boncuklu tarla gibi birçok yapının varlığı çıktı ortaya.

Bu eserleri kimler yapmıştı?

Bu eserleri yapan insanlar ile Sümerlerin, Mısırlıların bir bağlantısı var mıydı?

Büyük bir ihtimal ile vardı.

Bu insanlar, arkalarında bıraktıkları büyük toprak parçası Asya'dan geliyorlardı.

Bu insanların, batıdan gelmesi mümkün değildi.

Çünkü insan göçlerinin güzergâhını güneş ve ayın güzergâhı etkiliyordu.

Atatürk yasarken kayıp MU kıtası ile çok ilgileniyor idi.

MU kıtası Asya ile Kuzey Amerika arasındaki Pasifik Okyanusunda idi.

Büyük bir felaket ile batmıştı MU kıtası.

Arkada birçok sayıda küçük büyük adalar bırakmıştı.

Atatürk MU kıtasında büyük bir uygarlığın var olduğuna inanıyordu.

MU kıtasındaki felaketten kurtulan bazı insanlar Asya ve Amerika kıtasına çıkabilmişlerdi.

Bu konu araştırılmalı idi.

Ama, Atatürk'ün ölümünden sonra da MU Kıtası unutuldu gitti.

Dünyadaki tüm uygarlıklar birbirlerinden etkilenmişlerdir.

İnsanlık uygarlığının başlangıç yeri, büyük kıta Asya'dır.

Tarih yeniden yazılıyor.

Bu güne kadar bildiklerinizi, ezberlediklerinizi unutun.

Bu dünyada mucize diye bir şey yoktur.

Bu dünyada 12 bin yıl önce ( Belki daha eski ) başlayan insanlık uygarlığı Sümer, Mısır, Maya, Hint, Çin ve Yunan uygarlıklarını yaşayarak bu günlere gelmiştir.

Hem de birbirlerinden etkilenerek gelmişlerdir.

Bu büyük uygarlık yürüyüşün içinde Türklerin çok büyük katkısı ve payı vardır.

Kimse bana Türk tarihini 1071 de başlamış gibi anlatmasın.

1071 daha dün.

Biz Türkler tarihin derinliklerinden bu günlere ulaşmış kadim bir milletiz.

Hele Anadolu insanlık tarihinin "Rahmi" gibi bir toprak parçasıdır.

Adı da "Küçük Asya"dır.

Türk olmak bir ayrıcalıktır.

Anadolulu olmak ise mutluluktur.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft