İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Muğla Şubesi, son günlerde bazı ilçeler hakkında sosyal medyada ve kamuoyunda yayılan “ev almayın, kiraya vermeyin” şeklindeki iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Oda, söz konusu genellemelerin bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini belirterek, deprem riskinin ilçe adıyla değil, yapının teknik özellikleriyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Deprem Riski İlçeye Göre Değil, Yapıya Göre Değerlendirilir”

Açıklamada, Muğla’nın ve tüm ilçelerinin 1. derece deprem bölgesinde yer aldığı hatırlatılırken, bunun tek başına tüm yapıların riskli olduğu anlamına gelmediği ifade edildi. Bir yapının deprem güvenliğini belirleyen temel unsurların zemin etüdü, proje kalitesi, kullanılan malzeme, mühendislik hizmeti ve yapının denetim süreci olduğu kaydedildi.

Muğla’da emeklilerden zam protestosu: “Geçinemiyoruz”
Muğla’da emeklilerden zam protestosu: “Geçinemiyoruz”
İçeriği Görüntüle

İMO, ilçe ismi üzerinden yapılan genellemelerin teknik doğruluk taşımadığının altını çizerek, “Risk, binanın özellikleri üzerinden değerlendirilmelidir” dedi.

“En Büyük Tehlike Denetimsiz ve Mühendislik Hizmeti Almamış Yapılarda”

Açıklamada, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen, beton kalitesi belirsiz, donatısı yetersiz ve projesiz bir şekilde yapılan binaların en yüksek risk grubunda olduğu belirtildi. Bu tür yapıların Muğla’da da Türkiye’nin diğer deprem kuşaklarında olduğu gibi ciddi tehlike yarattığına dikkat çekildi.

Buna karşılık, doğru projelendirilmiş, denetlenmiş ve zemine uygun şekilde inşa edilmiş binalarda oturmanın veya bu yapılardan ev almanın teknik olarak sakınca oluşturmadığı vurgulandı.

“Yapı Stoku Çalışmalarını Bilimsel Temelde Sürdürüyoruz”

İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, il genelindeki yapı stoğunun bilimsel yöntemlerle incelenmesi için belediyelerle yürütülen çalışmalara da açıklamasında yer verdi:

ilas merkez mahallelerinde yapı stoku analizi tamamlandı.

Menteşe ilçesinde çalışmaların son aşamaya gelindi.

Bodrum’da, imzalanan protokol kapsamında saha çalışmalarına başlanıyor.

Bu çalışmaların amacının, hangi yapıların gerçekten risk taşıdığını bilimsel olarak tespit etmek olduğu ifade edildi.

“Her Zeminde Güvenli Yapı Üretmek Mümkün”

Oda açıklamasında, yüksek yeraltı suyu seviyesi, gevşek zemin şartları veya eğimli arazi gibi özelliklerin, uygun mühendislik çözümleriyle güvenli yapı üretimine engel olmadığını belirtti. Temel sistemlerinin doğru seçilmesi, gerektiğinde zemin iyileştirme uygulamaları yapılması gibi yöntemlerle tüm zeminlerde güvenli yapı inşa edilebileceği vurgulandı.

Bu nedenle “Bu ilçede ev alınmaz” şeklindeki söylemlerin bilimsel temelden uzak olduğu ifade edildi.

“Kat Sayısı Tek Başına Risk Göstergesi Değildir”

İMO, bir binanın yüksekliğinin ya da kat sayısının deprem riskini belirlemediğini, zemin-bina periyodu hesaplarının tamamen mühendislik Bilgisi ve analizleriyle belirlendiğini hatırlattı. “Sadece kat sayısına bakarak risk değerlendirmesi yapmak mümkün değildir” denildi.


Sonuç: “Korku Değil, Bilim Konuşmalı”
Açıklamanın sonunda İMO Muğla Şubesi, deprem gerçeğinin ancak bilimsel yöntemlerle yönetilebileceğini belirterek şu mesajı verdi:

“Korku ve panik oluşturan genellemeler doğru değildir. Yapı güvenliği, performans analizi ve yapı stoku değerlendirmesi konularında tüm kamu kurumlarına ve vatandaşlarımıza teknik destek vermeye hazırız.”

Muhabir: İlkay Yıldız