
Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü (MATAM) Prof. Dr. Cenk Yaltırak, 23 Nisan’da Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından en çok tartışılan soruya net bir yanıt verdi: “Büyük deprem geride kalmadı!”
Üç boyutlu haritalarla Marmara’nın yer altı yapısını açıklayan Yaltırak, “Bu deprem, büyük Marmara depreminin kendisi değil, belki en fazla bir ‘yavrusu’ olabilir. Risk geçmiş değil” dedi.
“Depremin Etkilediği Alan Geniş, Risk Devam Ediyor”
Yaltırak, 6,2 büyüklüğündeki depremin yalnızca İstanbul’u değil, 12 ili sarstığını belirtti. “Orta büyüklükteki bir deprem bile toplumu bu kadar paniğe sürüklüyorsa, yeterli hazırlık yapmadığımız ortadadır” diye konuştu.
Depremin özellikle kıyıya yakın ve zemin yapısı zayıf bölgelerde daha yoğun hissedildiğine işaret eden Yaltırak, afet yönetiminin yalnızca kriz anında değil, öncesinde doğru risk analiziyle başlaması gerektiğini vurguladı ve, “21. yüzyıldayız ama hâlâ 20. yüzyılın başında yapılmış haritalar üzerinden konuşuyoruz” dedi.

“Marmara, Tek Fayla Açıklanamayacak Kadar Karmaşık”
Programda Marmara Denizi’nin alt yapısını üç boyutlu haritalarla gösteren Yaltırak, devletin resmi haritalarında yer almayan çok sayıda fay hattının varlığına dikkat çekti. Yaltırak açıklamasında, “Marmara, basit bir tek fay sistemiyle açıklanamaz. Yüzeyin altında çok sayıda kırılmaya hazır fay var. Bu nedenle yorum yaparken son derece dikkatli olmalıyız” ifadelerine yer verdi.
AFAD ve Kandilli Rasathanesi’nin farklı sismik modeller kullanmasından ötürü deprem merkezlerinin ve fay segmentlerinin analizinde farklar olduğunu belirten Yaltırak, “Bu farklar bilimsel ama halkı yanıltmamalı. 3 aşağı 5 yukarı hangi fay kırıldı biliyoruz ama yorumlar konusunda kesin konuşmak riskli” dedi.

“Büyük Deprem 7.8’e Kadar Ulaşabilir”
Marmara’da çoklu fay segmentlerinin birlikte kırılma potansiyeline dikkat çeken Yaltırak, “Eğer dört fay segmenti aynı anda kırılırsa 7.8 büyüklüğünde bir deprem mümkün. Bu senaryo sadece İstanbul’u değil, Marmara Bölgesi’nin tamamını etkiler. Bu bilimsel bir tahmindir, felaket tellallığı değil” şeklinde konuştu.
Yaltırak, bu büyüklükte bir depremin özellikle zemin kalitesi kötü olan yerlerde ciddi yıkımlar yaratabileceğini, ancak sağlam zeminlerde ve doğru inşa edilmiş binalarda etkisinin daha sınırlı olacağını ifade etti.
“Tsunami Riski Gerçek ve Ciddiye Alınmalı”
Deprem sonrası tsunami olasılığına da değinen Yaltırak, “Şu anda gözlenen dalga hareketi bir tsunami değil ama Marmara Denizi’nin güneyindeki Çınarcık Çukuru çevresinde büyük denizaltı heyelanları var. Bu yapılar büyük bir depremle tetiklenirse İstanbul Boğazı gibi dar alanlarda dalgalar büyüyerek ilerleyebilir. Bu ciddi bir tehdittir” dedi.
Yaltırak ayrıca, Matam’ın hedeflerinden birinin İstanbul Boğazı girişini üç boyutlu olarak haritalamak olduğunu, bu sayede tsunami etkilerinin daha hassas şekilde öngörülebileceğini söyledi.
“Matematiğin ve Teknolojinin Ellerine Teslim Olmalıyız”
Deprem senaryolarının bilimsel verilerle oluşturulması gerektiğini yineleyen Yaltırak, “Artık insan yorumunun ötesine geçerek matematiksel modellemelere ve yapay zekâ destekli analizlere yönelmeliyiz. MATAM olarak yaptığımız şey budur. Risk haritalarını dinamik şekilde sürekli güncelliyoruz” dedi.
Yaltırak, bu çalışmalar için yeterli desteği bulmakta zorlandıklarını, özel sektör ve kamu kurumlarının daha aktif şekilde bilimsel altyapıyı desteklemesi gerektiğini dile getirdi.
“Depremi Unutursak Deprem Bizi Hatırlatır”
Cenk Yaltırak, son olarak Marmara’da büyük depremin riskinin hâlâ devam ettiğini belirterek, “6.2 büyüklüğündeki depremle her şey bitmedi. Olsa olsa kovadaki bir çay kaşığı sudur. Asıl dolu olan kova hâlâ yerinde duruyor. Eğer biz bu riski ciddiye almazsak, deprem bize kendini tekrar tekrar hatırlatır. Ama bu kez bedeli daha ağır olabilir” uyarısında bulundu.




