“Görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla savcılığa sevk edilen Esra Işık, savcının tutuklama talebiyle mahkemeye gönderildi. Sulh Ceza Hakimliği, “mahkeme heyetine baskı yapabileceği kanaati” gerekçesiyle tutuklama kararı verdi.

"Son dönemde tutuklamalar bir cezalandırma aracı haline geldi"
Muğla Baro Başkanı Levent Akgün, yaptığı açıklamada sürece tepki göstererek şunları söyledi:
“Bildiğiniz üzere Akbelen halkının mücadelesi çok uzun zamandır sürüyor. Çok yakın bir zamanda yapılan yasal düzenlemeyle Milas ve Yatağan’daki birçok köyde orman alanları, zeytinlikler ve tarım alanları yok edilmek üzere. Bu mücadelenin sembol isimlerinden biri olan Esra Işık maalesef tutuklandı. Biz az önce kendisini ziyaret ettik ve sizlerin selamlarını ilettik. O da sevgilerini iletti. Ortada bir eylem var ve buna karşılık iddia edilen bir suç var. Ancak bu suç tanımına rağmen tutuklamanın orantısız olduğunu değerlendiriyoruz. Son dönemde tutuklamalar bir cezalandırma aracı haline geldi. Bu durum ciddi mağduriyet yaratıyor. Muğla Barosu olarak bu tutumun karşısındayız. Her zaman çevrenin, toprağın, havanın ve yaşamın yanında olmaya devam edeceğiz.”

İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz ise açıklamasında, Akbelen mücadelesinin yıllardır sürdüğüne dikkat çekerek, “Akbelen hareketi 2019 yılında başladı ve bugüne kadar ciddi bedeller ödendi. Yöredeki köylerin havası, suyu ve toprağı zarar gördü. Bu talan düzeni bölgeyi kuşatmış durumda. Esra’nın tutuklanmasıyla birlikte bu hukuksuzluk yeniden gündeme geldi. Esra’nın kastı mahkeme heyetine değil, oradaki şirket yetkililerine tepki göstermektir. Ancak tutulan tutanaklar gerçeği yansıtmıyor. Esra’nın böyle bir niyeti yoktu. O, toprağına, ağacına, geleceğine sahip çıkmak için oradaydı. Bu ülkede doğayı savunmak suç haline getirilmemelidir” diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının devamında mücadelenin süreceğini belirterek, “Bugün burada yan yana durmak, bu mücadeleye destek vermek yarınları kurtaracak. Esra da bize ‘Çıktığımda mücadeleme kaldığım yerden devam edeceğim’ dedi. Mücadelenin özü budur” dedi.
Muğla Barosu ve İzmir Barosu’nun yaptığı açıklamaların ardından, İkizköy Mahalle Muhtarı ve aynı zamanda Esra Işık’ın annesi Nejla Işık da kızının durumuna ilişkin bir açıklama yaptı.

Nejla Işık açıklamasında şunları söyledi:
“Bütün yoldaşlarıma çok teşekkür ediyorum burada, bizleri yalnız bırakmadıkları için. Esra’yla görüştüm, çok iyi. O kadar iyi ki… Hâlâ dışarıyı düşünüyor, aklı hâlâ Akbelen’de. Dimdik ayakta. ‘Bayrağı size devrettim, çıktığımda geri alacağım’ diyor. Tek söylediği şey bu: Mücadeleye devam. Hepinize çok selamı var.”

Yaşanan sürecin yalnızca bir hukuk meselesi olmadığını belirten Işık, tepkilerinin doğrudan şirketlere yönelik olduğunu belirterek, “Akbelen’de yıllardır toprağımız, vatanımız, suyumuz, zeytinimiz, ormanımız diyoruz. Başka hiçbir amacımız yok. Köyünü savunmak, toprağını savunmak suç değildir. Acele kamulaştırma kararı verildi, davalar açtık. Bu sırada şirketlerin köylülerle tek tek görüşmeye çalıştığını öğrendik. Bizi köyden çıkarmak için ikna etmeye çalıştılar. Kabul etmedik. Bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz dedik” dedi.

"Bu bir yıldırma politikası ama başaramayacaklar"
Keşif günü yaşananlara da değinen Nejla Işık, yaşanan gerginliğin nedenini şu sözlerle anlattı:
“Resmi plakalı araçlar köyden çıktı, mesai bitti sandık. Sonra bir ihbar geldi, keşif yapılıyor denildi. Ortada resmi bir araç yok, muhatap yok. Hepimiz bunun şirket aracı olduğunu düşündük. Tepkimiz de buna oldu. ‘Gizli saklı ne yapıyorsunuz’ diye sorduk. Öfkemiz şirkete yönelikti. Kızım da aynı şeyi söylüyor; ‘Ben yanlış bir şey yapmadım, yine olsa yine yaparım’ diyor. Bu bir yıldırma politikası ama başaramayacaklar. Bunun niye yapıldığını biliyoruz. Yedi yıldır mücadele ediyoruz. Çok şey yaşadık ama vazgeçmedik. Bizi yıldırmak, korkutmak istiyorlar. Ama korkmuyoruz, susmuyoruz. Bize dayatılanı kabul etmiyoruz. Milas iki şirketten büyüktür. Muğla, Türkiye iki şirketten büyüktür. Bize toprak lazım, su lazım. Biz emeğimizin peşindeyiz.”
"Esra’nın bayrağı bizde"
Konuşmasında mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirten Nejla Işık, “Gerekirse hepimizi alıp götürecekler ama biz yine de vazgeçmeyeceğiz. Adil davransınlar, dürüst olsunlar, başka bir şey istemiyoruz. Hakkımız olanı savunuyoruz. Suçsa, evet kabul ediyoruz; toprağımızda yaşamak istiyoruz demek suçsa bunu da kabul ediyoruz. Esra’nın bayrağı bizde. Onun gözlerindeki umut ışığını asla kıramayacaklar. O ışıkla birlikte onu geri alacağız.”
Cezaevi önünde yapılan açıklama, katılımcıların destek sloganları ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi.
Basın açıklaması sırasında cezaevinde bulunan Esra Işık’ın kaleme aldığı mektup da okundu. Mektupta Işık şu sözlere yer verdi:
“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Ben bu toprakların kızıyım. Bir köylü kızıyım. Mücadelemden gurur duyuyorum. Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür. Vazgeçmeyeceğiz.”
Cezaevi önünde yapılan açıklama, katılımcıların sloganları ve destek mesajlarıyla sona erdi.




