Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarındaki denizel biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi için yeni bir iş birliği dönemi başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Akdeniz Koruma Vakfı arasında Ankara’da 5 yıllık protokol imzalandı. İş birliği; Akdeniz keşiş foku ve kum köpek balığı izleme çalışmalarından deniz çayırı araştırmalarına kadar farklı koruma faaliyetlerini kapsayacak. Gökova Körfezi ve Göcek koylarında yıllardır yürütülen saha çalışmalarından elde edilen deneyimin daha geniş bir çerçeveye taşınması, protokolün öne çıkan yönlerinden biri olacak.
Denizel biyoçeşitliliğin korunması için 5 yıllık iş birliği
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Akdeniz Koruma Vakfı arasında imzalanan protokol, denizel biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaları 5 yıllık bir iş birliği çerçevesine bağlıyor. Ankara’da gerçekleştirilen imza töreninde protokole Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz ile Akdeniz Koruma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ali Kızılkaya imza attı. Protokolün temel hedefleri arasında Ege ve Akdeniz kıyılarındaki doğal yaşamın korunması ile sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi bulunuyor. Bu kapsamda kamu kurumlarının koordinasyon kapasitesi ile sivil toplumun sahadaki deneyiminin aynı çalışma modeli içerisinde buluşturulması hedefleniyor. Beş yıllık süre, deniz ekosistemlerinin izlenmesi açısından da uzun soluklu veri elde edilmesine imkân sağlayacak. Böylece farklı türler ve yaşam alanlarında meydana gelen değişimlerin takip edilmesi için ortak çalışmalar yürütülebilecek.
Akdeniz keşiş foku ve kum köpek balığı yakından izlenecek
İş birliğinin öne çıkan başlıklarından birini Akdeniz keşiş foku ve kum köpek balığı izleme çalışmaları oluşturuyor. Türkiye kıyılarındaki denizel biyoçeşitliliğin parçaları olan bu türlere yönelik saha çalışmalarının protokol kapsamında sürdürülmesi planlanıyor. Muğla’da özellikle Gökova Körfezi ve Göcek koylarında gerçekleştirilen koruma ve izleme faaliyetleri, bölgede deniz yaşamının takibine yönelik önemli bir saha deneyimi oluşturdu. Yeni protokolle birlikte türlerin izlenmesinin yanı sıra yaşam alanlarının korunmasına yönelik ortak çalışmalar da daha geniş bir çerçevede ele alınacak. Denizel biyoçeşitliliğin korunması yalnızca belirli türlerin takip edilmesiyle sınırlı kalmayacak. Deniz ekosistemindeki türler, habitatlar ve insan faaliyetleri arasındaki ilişkinin birlikte değerlendirilmesi, koruma çalışmalarının temel unsurlarından biri olacak. Bu yaklaşım, sahadan elde edilen verilerin koruma politikalarına aktarılması açısından da önem taşıyor.
Deniz çayırları ve sürdürülebilir balıkçılık da protokol kapsamında
Protokol, denizde yaşayan hayvan türlerinin izlenmesinin yanında deniz çayırları üzerine yapılacak araştırmaları ve sürdürülebilir balıkçılık çalışmalarını da kapsıyor. Deniz tabanındaki hassas yaşam alanlarının takip edilmesi, kıyı ekosistemlerinin bütüncül biçimde değerlendirilmesine katkı sağlayacak. Sürdürülebilir balıkçılık ise iş birliğinin doğrudan insan faaliyetlerine uzanan ayağını oluşturuyor. Gökova Körfezi ve Göcek koylarında bu alanda edinilen saha tecrübesi, balıkçılık faaliyetleri ile denizel biyoçeşitliliğin korunması arasındaki dengenin kurulmasında kullanılabilecek. Beş yıllık çalışma döneminde araştırma, izleme ve koruma faaliyetlerinin birbirini tamamlaması hedefleniyor. Böylelikle hem deniz kaynaklarının devamlılığı hem de bu kaynaklardan geçimini sağlayan kıyı toplulukları açısından uzun vadeli bir yaklaşım benimsenmiş olacak.
Gökova ve Göcek’teki saha deneyimi Ege ve Akdeniz’e taşınacak
Muğla’nın Gökova Körfezi ve Göcek koyları, uzun süredir deniz koruma ve sürdürülebilir balıkçılık çalışmalarının yürütüldüğü alanlar arasında yer alıyor. Bölgede gerçekleştirilen izleme faaliyetleri, koruma çalışmalarının yalnızca bilimsel araştırmalarla değil, sahadaki uygulamalarla birlikte yürütülmesine olanak sağladı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Akdeniz Koruma Vakfı arasındaki yeni iş birliği, bu birikimi Ege ve Akdeniz kıyılarını kapsayan daha geniş bir çalışma alanıyla buluşturuyor. Kamu kurumlarının koordinasyon gücü, mevzuat ve yönetim kapasitesiyle; sivil toplumun saha bilgisi ve uygulama deneyiminin aynı hedef doğrultusunda kullanılması amaçlanıyor. Protokol kapsamında yürütülecek çalışmaların odağında denizlerin doğal zenginliklerinin gelecek yıllara taşınması bulunuyor. Beş yıllık süreçte elde edilecek saha verileri ve ortak koruma uygulamaları, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarındaki deniz yaşamının takibinde yeni bir veri ve deneyim birikimi oluşturacak.
Kaynak: İHA