14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde geniş katılımlı çiftçi buluşması düzenlendi. Programa CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Gonca Köksal Aras, Fethiye Seydikemer Süt Üreticileri Birliği Başkanı Turgut Tokmak, Muğla Tarım Güçbirliği İşletme Kooperatifi Başkanı Fatih Öztürk, kooperatif temsilcileri ve çok sayıda üretici katıldı.

Programda yapılan konuşmalarda üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar, kırsaldaki göç, kooperatifleşmenin önemi, tarım politikaları ve Akbelen başta olmak üzere kırsalda yaşanan çevresel mücadeleler gündeme geldi.
“Belediyelerin görevi halkın işini kolaylaştırmaktır”
Düzenlenen programda konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, üretici kesimin Muğla’nın en önemli gücü olduğunu belirterek, “Sizler emeğinizle ve gücünüzle Muğla’nın üreten kesimisiniz. Üreten köylümüz, üreten kooperatiflerimiz, üreten birliklerimiz ve üretime destek olan sizlersiniz. Bizler vesileyiz. Ben her zaman söylüyorum; belediye halkın işini kolaylaştıracak. Belediyenin görevi illa gidip bir işi doğrudan yapmak değil. Çiftçinin derdi varsa onun yanında olmak lazım. Esnafın derdi varsa yanında olmak lazım. Vatandaşımızın işini kolaylaştırmak, huzurlu ve mutlu yaşamasını sağlamak bizim görevimiz” dedi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destek çalışmalarının Türkiye’de örnek gösterildiğini ifade eden Aras, bu başarının kurumlar arası iş birliği sayesinde oluştuğunu söyledi.

“Muğla’da Türkiye’nin konuştuğu işler yapılıyor”
Başkan Aras, belediye, üniversite, ticaret odaları ve üretici birlikleriyle yürütülen projeleri anlatarak şunları söyledi:
“Bugün Muğla’da belediye ve çiftçi kesiminin çok iyi işler yaptığını Türkiye’de herkes konuşuyor. Duyusal analiz laboratuvarı bir ilk ve tek örnektir. Belediye ve borsa iş birliğiyle kuruldu. Aynı şekilde toprak analiz laboratuvarı, üniversitede kurulan çalışmalar, apiterapi merkezi. Bunlar birlik beraberliğin çıkardığı sonuçlar. Milas’ta ve Seydikemer’de süt üreticilerimize ciddi destekler verdik. Süt tankları, soğutma tankları, transfer tankları, paketleme tesisleri ve bir taraftan yem ve gübre desteği yapıyoruz. Hayvancılık yapan vatandaşlarımızın kullandığı suda düzenlemeler yaptık. Arıcılıktan tıbbi aromatik bitkilere kadar üretim yapan herkese destek olmaya çalışıyoruz.”
“Üreticinin emeği karşılığını bulmuyor”
Türkiye’de üretim maliyetlerinin hızla arttığını söyleyen Aras, çiftçinin büyük ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, “Bir çuval gübre, yem, elektrik, sulama gibi her şey ateş pahası oldu. Ürettiğimizin maliyetiyle satış fiyatı birbirini tutmuyor. Vatandaş pahalı ürün alıyor ama üretici aynı payı alamıyor. Aradaki komisyoncular kazanıyor. O yüzden örgütlenme çok önemli. Bugün tüccarın 20 liraya aldığı sütü birliklerimiz 25 liraya alıyor. Çünkü çiftçinin hakkını koruyorlar. Paketleme tesisleriyle, organize sanayi çalışmalarıyla üreticinin kazanması için uğraşıyorlar” diye konuştu.
“Çiftçi üretemez hale geldi”
Tarımsal desteklerin yetersiz olduğunu savunan Ahmet Aras, hükümetin tarım politikalarını da eleştirerek, “Bugün çay fiyatını açıklıyorlar. Maliyeti 46 lira olan ürüne 36 lira fiyat veriliyor. Bu insan zararına ne kadar üretim yapacak? Sonra bırakıyor üretmeyi. Limonu söküyor, portakalı söküyor, narı söküyor. Çünkü emeğinin karşılığını alamıyor. Ziraat Bankası çiftçiye uygun kredi vermeli, hibeler sağlamalı. Diğer ülkeler bunu yapıyor ama biz üretimi ithalatla kapatmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Akbelen mesajı: “Mesele sadece zeytin değil”
Ahmet Aras konuşmasında Akbelen Ormanı’nda yaşanılan durumları da değerlendirerek şunları söyledi:
“Akbelen’deki mesele sadece zeytin meselesi değil arkadaşlar. Zeytini taşırsınız ama oradaki yaşam bitiyor. Hafriyat, kamyonlar, patlatmalar, gürültü. Köylü orada yaşayamaz hale geliyor. Köylüler geliyor ‘Başkan biz ne yapacağız?’ diyor. İnsanlara para verip ‘hadi güle güle’ demek çözüm değil. Bugün verilen parayla Milas’tan ev alamazsınız. Köy okullarını kapattılar. Belde belediyelerini kapattılar. İnsanları mecburen kasabaya taşınmak zorunda bıraktılar. Köylünün elindeki imkanlar yavaş yavaş alındı. Sonra da ‘üret’ deniliyor. Böyle bir şey olmaz.”
“Muğla’nın bir peynir markası bile yok”
Muğla’nın büyük üretim gücüne rağmen markalaşma konusunda geri kaldığını söyleyen Aras, “Bu kadar süt üretiminin olduğu yerde Muğla’nın güçlü bir peynir markası yok. Halbuki bizim köylerimizde yıllardır çok özel peynirler yapılıyor. Bunları markalaştıramadık.”

Gonca Köksal Aras: “Köyler giderek boşalıyor”
Programda konuşan Gonca Köksal Aras da Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli ziraattır” sözünü hatırlatarak tarımın bağımsızlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Köksal Aras konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Köylerimiz günden güne boşalıyor. Gençler şehir merkezlerine göç ediyor. Üretimin yükü yaşlı nüfusun omzunda kalıyor. Köy okulları kapanıyor, sağlık hizmetleri azalıyor. İnsanlar mecburen şehir merkezlerine taşınıyor. Tarım için önce toprak ve su lazım. Bunlara sahip çıkmamız gerekiyor. Toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkmadan üretimi sürdüremeyiz. Örgütlenmeden bu sorunların üstesinden gelmek mümkün değil. Teknolojiyi de tarımın içine dahil ederek üretimi daha güçlü hale getirmemiz gerekiyor.”
Program, çiftçilerin sorunlarının dinlenmesi ve çözüm önerilerinin değerlendirilmesiyle sona erdi.




