Küresel çaptaki jeopolitik gerilimleri değerlendiren Yeşilada, Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki rekabete değindi. Çin yönetiminin ABD'ye Tayvan karşılığında İran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya ikna etme teklifi sunduğunu, ancak bu takasın Washington tarafından reddedildiğini aktardı. İran'ın şu anda Hürmüz Boğazı'nda kontrolü elinde tuttuğunu hatırlatan ekonomist, boğazdaki trafiğin kısa vadede normale dönmeyeceğini ifade etti. Bu durumun enerji maliyetlerine yansıyacağını belirten Yeşilada, yaz aylarında Brent petrol varil fiyatının 150 dolar seviyelerine ulaşmasının şaşırtıcı olmayacağını ve dünyanın 1 yıl boyunca yüksek enerji faturalarıyla yüzleşeceğini dile getirdi.

Sıkı Para Politikası 10 Yıl Sürecek
Yılın başında piyasalara hakim olan faiz indirimi ve parasal gevşeme beklentilerinin tamamen ortadan kalktığına vurgu yapıldı. Yeşilada'nın analizine göre, yapay zeka alanındaki devrimsel harcamalar ve iklim değişikliğiyle mücadele yatırımları nedeniyle küresel çapta başlayan yüksek faiz ve sıkı para dönemi yaklaşık 10 yıl daha hayatımızda kalacak.
Türkiye İçin Devalüasyon ve Enflasyon Beklentisi
Türkiye'nin mevcut ekonomik ve diplomatik krizleri makul önlemlerle yönettiğini savunan Yeşilada, iç piyasaya yönelik net mesajlar verdi. Ülkede faiz indirimlerinin artık gündemden düştüğü belirtilirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bireysel kredileri sınırlandırmak amacıyla mevduat ile kredi faizleri arasındaki makası açacağı öngörüldü.
Enflasyonun %30 seviyelerinde kalıcı olabileceğine işaret eden uzman isim, bu oranı daha da düşürme çabalarının sanayi üretimi ve istihdam üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini kaydetti. Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki gibi %30'luk enflasyonist ortama alıştığı ifade edildi.
Seçim ekonomisi hakkında da konuşan Yeşilada, sandıklar kurulana kadar Türk Lirası'nın güçlü tutulacağını ve kemer sıkma politikalarının süreceğini aktardı. Ancak seçimlerin tamamlanmasının ardından, tıpkı 2023 yılında yaşandığı gibi, ithalatı zorlaştıran ve ihracatçıyı destekleyen yeni bir devalüasyon dalgasının kaçınılmaz olduğu iddia edildi. Tüm bunlara rağmen ülkede derin bir resesyon veya kur krizi beklenmediği, Merkez Bankası'nın bankalar üzerinden borçlanarak döviz likiditesini her zaman sağlayabileceği vurgulandı.
Şirketlere Uyarı: Satın Almayı Bırakın, Kiralayın
Sürekli büyüme ve ciro artışı odaklı geleneksel şirket yönetim anlayışının artık terk edilmesi gerektiği uyarısında bulunuldu. Kredi maliyetlerinin en az %60 seviyelerinde gezindiği bir ortamda firmaların fiyat hassasiyetini yitirdiğini belirten Yeşilada, yöneticilere radikal adımlar atmalarını tavsiye etti. Şirketlerin atıl durumdaki arazilerini, kullanılmayan makinelerini ve eski sistemlerini derhal elden çıkarması gerektiği söylendi.
Satın alma devrinin kapandığını ve kiralama modeline geçilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan ekonomist, %60'ın üzerinde getiri sağlamayan her türlü fikri mülkiyet, personel veya malın şirketlere zarar yazdırdığını ifade etti. Geçtiğimiz yıl 5 bin civarında olan iflas ve konkordato başvurularının, bu sert koşullar altında bu yıl 10-15 bin bandına fırlayabileceği uyarısı yapıldı. Adaptasyon sağlayamayan hantal firmaların kısa sürede piyasadan silineceği kaydedildi.
(Not: Aktarılan değerlendirmeler bilgilendirme amaçlı olup, yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.)




