Muğla’nın Menteşe ilçesinde 3 Mart dolayısıyla Sınırsızlık Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Coşkun Çatalkaya okudu. Çatalkaya, 1992 yılında Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 madencinin yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, bu acının 34. yılında iş cinayetlerine karşı mücadele çağrısını yineledi.
“Her Gün En Az 6 Emekçi Hayatını Kaybediyor”
Çatalkaya, Türkiye’de iş cinayetlerinin büyük ölçüde önlenebilir olmasına rağmen her gün en az 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçinin hayatını kaybettiğini belirtti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“AKP iktidarı döneminde en az 32 bin emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20 bin emekçi hayatını kaybetmiştir. Her gün en az 6, yılda 2 bin emekçi iş cinayetleri sonucu aramızdan koparılmaktadır. Bu tablo kader değil, siyasal tercihlerin sonucudur. Türkiye’de 2.290.160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8.161’i, yani yüzde 0,35’i iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlenmiştir. Bu oran, kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğinin en açık göstergesidir.”
“İş Güvenliği Piyasa Koşullarına Bırakıldı”
Çatalkaya, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin kamusal sorumluluk alanından çıkarılarak Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) aracılığıyla piyasa koşullarına bırakıldığını ifade etti. Bu modelin iş cinayetlerini azaltmadığını, aksine artarak sürmesine neden olduğunu savundu.
“Böylece işçi sağlığı ve güvenliği kamusal bir sorumluluk alanı olmaktan çıkarılmış, piyasa ilişkilerine tabi kılınmıştır. Bunun sonucunda iş cinayetleri ve meslek hastalıkları azalmamış, aksine artarak sürmüştür. Bugün işyerlerinde görev yapan iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin yaklaşık %90’ı OSGB’ler aracılığıyla sağlanmaktadır. OSGB’ler ile işyerleri arasındaki ticari sözleşme ilişkisi, uzmanların mesleki bağımsızlığını zedelemekte; işyerlerinde alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirme ve önerilere müdahale edilmesine yol açmaktadır. Bu yapı, bağımsız ve etkin bir işçi sağlığı ve güvenliği hizmetinin sunulmasını engellemektedir.”
“Mücadelemizi Sürdüreceğiz”
Açıklamasının sonunda TMMOB olarak kararlılıklarını yineleyen Çatalkaya, şu ifadeleri kullandı:
“TMMOB olarak bir kez daha altını çiziyoruz: İş cinayetleri kader değildir. İş cinayetlerinin büyük çoğunluğu önlenebilir niteliktedir. Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulmadan; üniversitelerin, sendikaların, meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali yönden bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulmadan bu tablo değişmeyecektir. İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”





