Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başuzmanı İsa Karakaş, başkentte öne çıkan son gelişmeleri değerlendirdi. Yaklaşık üç yıldır süren enflasyonla mücadele programı dar gelirli vatandaşlar üzerinde baskı yaratıyor. Uluslararası enerji krizleri ve bölgesel çatışmalar ise ekonomi yönetiminin planlarında köklü revizyonlara yol açtı.
SEÇİM TAKVİMİNDE YENİ TARİH GÜNDEMDE
Ankara Kulislerinde genel seçim için Kasım 2027 tarihi konuşuluyordu. Ancak dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeler ile Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz seçimlerin ertelenme ihtimalini artırdı. Kulislerden edinilen bilgilere göre genel seçimler 2028 yılının bahar ayında yapılabilir.
Masaya gelen bu erteleme ihtimali, sadece siyasi takvimi değiştirmiyor. Memur ve emeklilere yansıtılacak refah payı düzenlemelerinin de tamamen bu yeni stratejiye göre şekilleneceği belirtiliyor.
EKONOMİ YÖNETİMİNİN YENİ ÖNCELİĞİ NE OLDU?
Mevcut ekonomik göstergelere göre hükümet işsizliği kontrol altında tutmayı ana hedef haline getirdi.
İstihdamı korumak amacıyla kurumlar vergisinde güncellemeler yapılıyor. İşverenleri destekleyici yeni teşvik mekanizmaları devreye alınıyor. Emekçi kesimin ücret artışından ziyade piyasadaki işgücü devamlılığı ön planda tutuluyor.
ASGARİ ÜCRET VE TEMMUZ ZAMMI İÇİN BEKLENTİLER
Küresel dalgalanmalar asgari ücret projeksiyonlarını da doğrudan değiştirdi. Savaş ve uluslararası krizler yaşanmasaydı, asgari ücretin çok daha farklı seviyelere çıkması öngörülüyordu. Merkez Bankası anketlerine göre yüzde 12-13 refah payı ile 40 bin lira seviyesi güçlü bir olasılıktı.
Temmuz ayında yapılacak rutin düzenlemelerde SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 16 ile 18 arasında bir enflasyon farkı oluşması hesaplanıyor. Memur ve memur emeklilerinin enflasyon oranının altında kalma riski ise masada duruyor. Uzmanlar bu noktada memur sendikalarının sürece aktif katılım sağlaması gerektiğini vurguluyor.
MİLYONLARCA EMEKLİYİ BEKLEYEN SIFIR ZAM RİSKİ
Gündemin en kritik başlıklarından biri, en düşük emekli aylığı alan yaklaşık 5 milyon vatandaşın yasal durumu. Kök maaşlara yapılacak düzenlemeler ve olası bir gelir testinin kriterlerine dair belirsizlikler sürüyor.
Mevcut kanuni altyapıda değişiklik yapılmazsa, milyonlarca emekli enflasyon farkına rağmen sıfır zam tehlikesiyle karşılaşacak. Yaratacağı derin sosyal tepkiler göz önüne alındığında, hükümetin bu riski göze alması zor görünüyor. Mevcut destekleyici ödeme sistematiğinin seçim sürecine kadar korunması en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor.





