Türk Eğitim-Sen Muğla Şube Başkanı Mürsel Özata, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı öncesinde öğretmenlerin çözüm bekleyen sorunlarına dikkat çekti. Yeni eğitim yılının ilk haftasının “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” temasıyla başlatılmasını isteyen Özata, öğretmenlerin mesleki saygınlığının güçlendirilmesi, şiddete karşı korunması ve okulların temizlik ile güvenlik ihtiyaçlarının kalıcı olarak çözülmesi gerektiğini söyledi.

Türk Eğitim-Sen Muğla Şube Başkanı Mürsel Özata, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Öğrencilerin okulları ve öğretmenleriyle yeniden buluşmasının heyecanını yaşadıklarını belirten Özata, yeni eğitim yılının öğretmenlere, eğitim çalışanlarına, öğrencilere, velilere ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile millî ve manevi değerlerine bağlı, bilim ve teknolojide yetkin, düşünen, üreten ve erdemli nesiller yetiştirilmesinin hedeflendiğini kaydeden Özata, uygulanacak eğitim modelinin başarısının öğretmenlerin çalışma şartlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Özata, “Hangi eğitim modeli uygulanırsa uygulansın, başarının temel şartı öğretmenin mesleki saygınlığı, çalışma huzuru, güvenliği ve motivasyonudur. Bu nedenle yeni eğitim-öğretim yılına başlarken eğitim çalışanlarımızın çözüm bekleyen sorunlarını bir kez daha Millî Eğitim Bakanlığının ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” dedi.

Bodrum’da direksiyon başında hayatını kaybetti
Bodrum’da direksiyon başında hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorumçağrısı

Son yıllarda öğretmenlere yönelik şiddet, tehdit, hakaret ve mesleki itibarı zedeleyen davranışların eğitim camiasının önemli sorunlarından biri hâline geldiğini belirten Özata, yeni eğitim yılının ilk haftasına ilişkin çağrıda bulundu.

Özata, “Türk Eğitim-Sen olarak çağrımız açıktır. 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk haftası ‘Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum’ temasıyla başlatılmalıdır. Öğretmene saygıyı ve okula aidiyeti güçlendirecek farkındalık çalışmaları yapılmalı, öğretmenlerimizin can güvenliğini sağlayacak ve okul güvenliğini artıracak tedbirler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Yapılacak çalışmaların öğretmenlere yeni bir bürokratik yük getirmemesi gerektiğinin altını çizen Özata, uygulamanın yeni dosya, form, rapor ve evrak hazırlama faaliyetine dönüştürülmemesini istedi.

Özata, “Amaç öğretmene yeni görevler yüklemek değil, öğretmenin toplumdaki saygınlığını güçlendirmek olmalıdır” diye konuştu.

Öğretmenin itibarı önlükle yükselmez

Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlerin önlük kullanımına yönelik yaklaşımını da değerlendiren Özata, uygulamanın sahada zorunluluk ve takip konusu hâline getirilmesinin öğretmenler arasında huzursuzluğa neden olduğunu ileri sürdü.

Öğretmenlik mesleğinin itibarının kılık kıyafet üzerinden yükseltilemeyeceğini savunan Özata, şunları kaydetti:

“Öğretmenlik mesleğinin itibarı kılık kıyafet şekilciliğiyle yükselmez. Öğretmenlerimizin ihtiyacı dayatmalar değil, ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki saygınlıklarının korunmasıdır. Öğretmenlerimizin mesleğin vakarına uygun şekilde kendi kıyafet tercihleriyle görev yapmalarına saygı gösterilmeli, sendikal kararlar doğrultusunda hareket eden eğitim çalışanları üzerinde idari baskı kurulmamalıdır.”

Muğla’daki mesafeler mağduriyet oluşturuyor

Öğretmenlerin yer değiştirme taleplerine de değinen Özata, özellikle Muğla’nın coğrafi yapısı nedeniyle aynı il sınırları içerisindeki görev yerleri arasında yüzlerce kilometre mesafe bulunabildiğine dikkat çekti.

Birçok öğretmenin kontenjan yetersizliği nedeniyle il içi mazerete bağlı yer değiştirmeden yararlanamadığını belirten Özata, bu durumun aile birliğini zedelediğini, ulaşım ve barınma sorunlarını ağırlaştırdığını ifade etti.

Özata, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ikinci il içi mazerete bağlı yer değiştirme hakkının ivedilikle verilmesini istedi.

İller arası isteğe bağlı yer değiştirmelerde tercihleri doğrultusunda atanamayan öğretmenlerin beklentilerinin de karşılanması gerektiğini kaydeden Özata, 2026 yılı içerisinde ikinci kez iller arası isteğe bağlı yer değiştirme hakkı tanınması çağrısında bulundu.

Norm kadro fazlası atamalarına tepki

Mürsel Özata, 8 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen norm kadro fazlası öğretmen atamalarında engelli personel ile engelli yakını bulunan çalışanların durumlarının yeterince gözetilmediğini savundu.

Söz konusu personelin resen atamaya tabi tutulmasını eleştiren Özata, “Sosyal devlet, dezavantajlı çalışanlarını korumakla yükümlüdür” dedi.

Hatalı veya eksik norm kadro işlemleri nedeniyle gerçekleştirilen resen atamaların yeniden incelenmesi gerektiğini belirten Özata, şöyle devam etti:

“İdarenin yaptığı ya da zamanında düzeltmediği bir işlemin bedeli öğretmene ödetilemez. Engelli personel ve engelli yakını bulunan personelin durumları yeniden değerlendirilmeli, hatalı veya eksik norm işlemlerinden kaynaklanan ve mağduriyet oluşturan resen atamalar ivedilikle iptal edilmelidir.”

Temizlik ve güvenlik ihtiyacına kalıcı çözüm

Öğrencilerin sağlıklı ve temiz ortamlarda eğitim görmesinin, öğretmenlerin de güven içerisinde görev yapmasının devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu ifade eden Özata, okullardaki temizlik ve yardımcı personel ihtiyacının kalıcı olarak giderilmesini istedi.

Okul güvenliğine ilişkin sorumluluğun öğretmenler ile okul yöneticilerinin üzerine bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Özata, ihtiyaç duyulan personelin ve kaynakların kamu eliyle sağlanması çağrısında bulundu.

Özata, “Temiz ve güvenli okul, nitelikli eğitimin şartıdır. Okullarımızdaki temizlik ve yardımcı personel ihtiyacı kalıcı olarak giderilmeli, okul güvenliği konusunda sorumluluk öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin omuzlarına bırakılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

Öğretmen mutluysa okul huzurludur

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ortaya konulan hedefleri sınıflarda hayata geçirecek kişilerin öğretmenler olduğunu belirten Özata, eğitim sisteminin merkezinde öğretmenin bulunduğunu söyledi.

Özata, “Öğretmenin huzursuz olduğu yerde eğitimde huzurdan, öğretmenin değersizleştirildiği yerde mesleki itibardan, öğretmenin can güvenliğinden endişe ettiği yerde sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilemez” değerlendirmesinde bulundu.

Millî Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunan Özata, öğretmenlerin yer değiştirme ve norm kadro mağduriyetlerinin giderilmesini, şekilci ve dayatmacı uygulamalardan vazgeçilmesini, ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesini istedi.

Öğretmenlere yönelik şiddete karşı etkili ve caydırıcı önlemler alınması gerektiğini ifade eden Özata, okulların temizlik ve güvenlik sorunlarının kalıcı biçimde çözülmesi ve yeni eğitim yılının “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” anlayışıyla başlatılması çağrısını yineledi.

Özata açıklamasını, “Öğretmenine değer vermeyen bir toplum, geleceğine değer veremez. Öğretmenini koruyan, okuluna sahip çıkan bir anlayış ise Türkiye’nin geleceğine yapılabilecek en büyük yatırımdır. 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı’nın öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize sağlık, huzur ve başarı getirmesini diliyoruz” sözleriyle tamamladı.

Muhabir: Selda İnal