Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2025-2026 akademik yılı açılış töreninde konuşan, Sumud Filosu’na katılan Muğlalı aktivist Ayçin Kantoğlu açıklamalarda bulundu. Kantoğlu açıklamasında, “Bu ateşkes hepimiz için yaraları saracağımız, kalemizi tahkin edeceğimiz, zalimin peşine düşmekten vazgeçmeyeceğimiz, onu her alanda sıkıştırmaya çalışacağımız önemli bir süredir. Bu iş burada bitmeyecektir. Çünkü bu iş aslında yeni başlıyor. Önümüzdeki on yıllar Gazze soykırımından kurtulanlar için bir hak mücadelesi olacak” dedi.

“Dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir niteliğe sahiptir”
Açılış töreninde konuşan Muğlalı aktivist Ayçin Kantoğlu, Gazze’deki soykırımın dünya tarihinde görülmediğini belirterek, “Bugün 2 seneyi dolduran bu soykırım karşısında artık bir ateşkese dönen bu tabloyu tekrar burada değerlendiriyoruz. Ölüler dirileri kendi seslerini duyursunlar diye aslında ayağa kalkmaya çağırıyor. Soykırım maalesef dünya tarihinden eksik olan bir kavram değil ama böylesi bir soykırım dünya tarihinde görülmüş değil. Farkı şu. Biz soykırımları bu zamana kadar hep sonradan öğrendik. Sonradan peşine düşüldü, sonradan kanıtlanmaya çalışıldı. Ama artık gözümüzün önünde bir senedir insanları canlı canlı yakıyorlar. Çocukları açlıkla katlediyorlar. Bunu yaparken bunun ortaya çıkmasından da çekinmiyorlar. O yüzden Gazze Soykırımı, dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir niteliğe sahiptir. Çünkü Filistin halkı, 7/24 tüm dünyanın izlediği bu soykırıma rağmen kendisinin soykırıma uğradığını ispat etmek meşguliyetinde. Gerçekten Gazze dışında her yer işgal altında maalesef. Topla tüfekle değil ama kültürle, akademiyle, sanatla, ticaretle, siyonizm tüm dünyayı işgal ediyor. Kendisinin üstün olduğunu iddia ederek. Başkalarının katledilebilir olduğunu iddia ediyor. Hatta çocukların bile katledebilir olduğunu iddia ediyor” diye konuştu.

“Halkların iradesi bir kırılmaya işaret ediyor”
Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan Sumud Filosunun bir kırılmaya işaret ettiğini söyleyen Kantoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir tespiti vardı. ‘İslam dünyası sınıfta kaldı’ diye. İslam dünyası da sınıfta kaldı. Batı devletleri de sınıfta kaldı ve sonunda halklardan bir irade ortaya çıktı. Bu organizasyona Mavi Marmara ile başlayan Madleen ve Hanzala gemileriye devam eden ve son olarak da adını Sumud koydukları bir eylem, bir sivil aktivist eylem ortaya çıktı. 44 ülkeden 500'e yakın aktivist. Dilleri, dinleri, ırkları birbirinden farklı, çeşitli yaşlardan kadın, erkek, genç yaşlı, anne, baba, kardeş, Akdeniz’i geçtik. Çocukların yaşamaya hakkı vardır demek için. Bu da sivil aktivizm tarihinde sanıyorum bir ilk. Sonuçları birçok açıdan tartışılacaktır. Halkların irade göstermesi elbette devletlerin bu konuda tercih yaparken, bir baskı oluştururken yarayacaktır inşallah. Ama halkların iradesi bir kırılmaya işaret ediyor. Bu meseleyi herhangi bir parantezde bırakmadan insanlık meselesi olarak doğru yerden kaldırıyor. Çünkü Filistin halkının yaşadığı zulüm ve Siyonist İsrail'in gösterdiği cüretkâr, tolere edilemez, tahammül edilemez seviyedeki şiddet insanlığın vicdanını harekete geçiriyor” dedi.
“Katliam 700 binleri buldu”
Ayçin Kantoğlu, Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Gazze şu iki senedir yaşadıklarımızla bir kırılmayı yaşattı. Şu anda içerideki hasarın boyutlarını biz aşağı yukarı biliyoruz ama henüz fotoğraflanmış, belgelenmiş değil. Hali hazırda uluslararası gazeteciler içe gidip girebilmiş değiller. O yüzden konuşurken rakamlarımız oldukça düşük seviyede. Gazzedeki soykırımdan bahsederken 70 bin insanın katledilmesinden bahsediyoruz. Oysa hakikat bunun çok ötesinde. Francesca Albanese Birleşmiş Milletler Röportörü ve Tunus'ta kendisiyle tanışma fırsatı da buldum. Bir açıklama yaptı, dedi ki gerçek soykırım rakamları, ölüm rakamları, katliam rakamları 700 binleri buldu. Bunun 450 bini çocuktur. 380 bini üç yaşın altında. Ölüler dirileri konuşmaya çağırıyor. Üstelik de diniyle diyanetine, ırkına bakmaksızın, dinine bakmaksızın. Şüphesiz bir soykırımı ispat etmek komplike bir iş. Şüphesiz bir soykırımı durdurmak komplike bir iş. Ama bir yerden başlamak zorundayız.”

“İyiler ayağa kalkmak zorundadır”
Açıklamasında Gazze’deki hayatını kaybeden çocuklara değinen Ayçin Kantoğlu, “Bizim yaşadıklarımız Filistin halkının yaşadıklarıyla kıyas edilemez. Kendisinin Filistin'de olduğunu bilmeyen çocukları katlediyorlar. Kendisini öldürenin İsrail'de olduğunu da bilmiyor. Dünyaya geliyor sadece. Gözünü açtığında üzerine düşen bir bombayı görüyor. Sonra da biz kendimize değerler biçiyoruz. İnsanlığın ne olduğunu, ne olmadığını tartışıyoruz. İnsanlığın ne olduğu, o çocuğun gözünü açtığında gördüğüdür işte. Ama meydan kötülere kaldı. Onların kötülüğünden mesul değiliz şüphesiz. Tarihimizde de böyle bir vebalimiz yoktur. Ama iyiliğin olmayışından mesul tutarlar bizi ya. O yüzden iyiler ayağa kalkmak zorundadır. Neticesi ne olursa olsun, bu gayreti, bu çabayı göstermek zorundadır. İşte Sumud, böyle bir çaba. Yerine ulaştı mı, başarıya ulaştı mı, ablukayı kırdı mı, Türkiye'de bu konuda bir sürü tartışma yapılıyor şu an. Ama bir şey unutuluyor. Orada bir irade var. Orada zalime dur diyen sıradan insanlar var. Meydanı kötüye bırakmamak için”dedi.
“Gazzedekiler teknedekileri gördü”
18 yıl sonra Gazze’deki vatandaşların Sumud Filosundaki teknedeleri gördüklerini söyleyerek, “Tüm tartışmalara rağmen başarılı oldu, olmadı. Bunu bilmiyoruz. Ayağımız Gazze kıyısına basmadı. Ama zaten belki böyle bir şeye imkan da yoktu. Ama 12 kilometre kadar yakınına gidebilen bir tekne oldu. Teknedekiler Gazze’yi gördüler. Gazzedekiler de teknedekileri gördü. 18 yıl sonra. İnsanlar Refah kapısına yığılı yiyecekler, içecekler, tıbbi bakım malzemeleri 25 dakikalık mesafede yığılıyken öldü açlıktan. Refah kapısı iki Müslüman toplumun arasında yıkılır. Kontrolü İsrail'de, Mısır ve Gazze arasında. Bunların izahı nasıl yapılır? Bu ateşkes hepimiz için yaraları saracağımız, kalemizi tahkin edeceğimiz, zalimin peşine düşmekten vazgeçmeyeceğimiz, onu her alanda sıkıştırmaya çalışacağımız önemli bir süredir. Bu iş burada bitmeyecektir. Çünkü bu iş aslında yeni başlıyor. Önümüzdeki on yıllar Gazze soykırımından kurtulanlar için bir hak mücadelesi olacak” diye konuştu.

Sumud Filosuna 500 bin başvuru yapıldı
Sumud Filosuna 500 bin insanın başvuru yaptığını, filoya binemeyenlerin üzülmemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi sürdürmeyeceğinin de herkesin farkında olduğunu belirten Kantoğlu, şunları söyledi:
“Sumud Filosuna 500 bin kadar farklı başvuru oldu. Tekneye binip gidebilmek için. Muazzam bir rakam. Bu geriden gelecek olanları da aslında gösteriyor. İsrail'i de korkutan muhtemelen budur eğer korktuysa. Çünkü şiddet içermeyen bir eylem. Benim gibi insanlar, silahımız yok. Teknenin içindeyiz. Tek yapmaya çalıştığımız bir yardım. Koridoru açmaya çalışmak, bir ablukayı kırmak. Bir yardım malzemesi vardı yanımızda ama bu devede kulak. Sembolik bir şey. Ona geri adım attıran, onu bunaltan, bu asariyeyi onun açısından yönetilemez kılan, aslında sizlersiniz. Tüm dünyada Filistin halkına gösterilen destektir. Böyle bakalım meseleye. Ateşkesi bozsalar bile. Ki bunu sürdürme niyetleri olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Tüm bu coğrafyayı kendileri için istiyorlar. İçinde Türk devletinin, Türk Cumhuriyeti'nin toprakları da var. Emellerini artık açık edecek kadar kendilerini bu cihanın sahibi hissediyorlar. Bunu ilan etmekten çekinmiyorlar. Demek ki bu işin devamı öyle ya da öyle gelecek. Sumud'a binemedik diye üzülenler üzülmesinler. Deniz yerinde duruyor. Gemiler de öyle. Zalim yerinde duruyor. Mazlumlar da öyle. Eğilip yerden bir taş almak yerinde duruyor. Nihayet haysiyetli bir yaşam istemek hala yerinde duruyor. Buna ulaşmak da öyle. Nefes alıyorsak, fırsatlar bitmedi demektir. Zalimle mücadele etmeye hepimiz hazırlanmak zorundayız.”




