Özellikle denize kıyısı olan ilçelerde alüvyal çökellerin ve denize dolgu yapılan alanların yaygınlığı, olası bir sarsıntıda yapıların zeminle olan bağının kopmasına neden olabilecek kadar risklidir. Ancak kıyı şeridinin o gevşek ve tehlikeli yapısını geride bırakıp dağlık iç kesimlere doğru yol alındığında, doğanın sarsıntılara karşı ördüğü aşılmaz bir duvarla karşılaşılır.

Mermer Yataklarıyla Korunan Kavaklıdere
Muğla il sınırları dahilinde, zemini tartışmasız en sağlam, kayaç yapısı en kompakt ve sismik dalgalara karşı en dirençli bölge Kavaklıdere ilçesidir. Dünyaca ünlü mermer yataklarına ev sahipliği yapan bu ilçe, devasa ve yekpare bir kristalize kireçtaşı (mermer) bloğunun tam üzerine kurulmuştur. Mermer oluşumları, jeolojik yapısı gereği aşırı basınç ve sıcaklık altında pişerek gözeneksiz, son derece sert ve dayanıklı bir forma dönüşmüş metamorfik kayaçlardır. Kavaklıdere'nin bu eşsiz yeraltı anatomisi, herhangi bir fay kırılmasında ortaya çıkan devasa enerjinin binalara rezonans (salınım) olarak yansımasını engeller.
Kıyı Şeridinden İç Kesimlere Ulaşan Güvenlik
Kıyıdaki ilçelerde yeraltı suyu seviyesinin yüzeye yakın olması sebebiyle ortaya çıkan sıvılaşma ve zemin çökmesi gibi ölümcül tehlikeler, Kavaklıdere'nin bu mermer zırhlı yüksek rakımlı topoğrafyasında barınamaz. Sismik kayma dalgası hızı (Vs30) bu bölgede o kadar yüksektir ki, sarsıntı anında toprak beşik gibi sallanmak yerine, rijit bir tepki vererek enerjiyi saniyeler içinde üzerinden atar. Deprem mühendisleri için adeta bir laboratuvar rüyası olan bu zemin, Muğla'nın turistik ve gevşek kıyılarından uzaklaşmak isteyenler için eşsiz bir güvenlik limanı sunmaktadır. Gelecek nesillere aktarılacak güvenli yapı stoğu, ancak böylesine sarsılmaz anakayalar üzerinde yükselebilir.





