Yıllardır süregelen fiyat şişkinliğinin bir anda ortadan kalkacağına inanan yatırımcılar için veriler bambaşka bir gerçeğe işaret ediyor.
Endeksler Arasındaki Tarihi Kopuş
Geçmişe dönük 14 yıllık bir projeksiyon çizen Aktaş, 2012 başından bu yana kaydedilen değişimleri karşılaştırmalı olarak ele aldı. Söz konusu dönem içerisinde Tüketici Fiyat Endeksi'nde yaşanan genel artış yüzde 1928 olarak kayıtlara geçti.

• Enflasyon yaklaşık 19 kat arttı.
• Ev fiyatları aynı dönemde yaklaşık 41 kat arttı.
• Enflasyon ve ev fiyatları arasındaki orantısız artış, “enflasyon 1 artarken evin değeri 2 arttı” şeklinde yorumlanıyor.
• Son göstergeler, bu orantısız artışın yavaşladığını gösteriyor.
Farkın zirveye ulaştığı dönemlerden biri olan Haziran 2023 itibarıyla enflasyon ve ev fiyatları arasında yüzde 165'lik bir uçurum bulunuyordu. Günümüzde, yani Mayıs 2026 verileri ışığında bu makasın yüzde 107 seviyelerine kadar daraldığı saptandı. Konut fiyatlarındaki bu dengesizliğin bir balon olup olmadığı tartışmaları sürerken, ekonomide bilinen balon patlaması teorisinin bu sektörde çalışmayacağı ifade ediliyor. Aktaş'ın değerlendirmelerine göre, fiyat etiketlerinde sert ve anlık bir gerileme yaşanması ihtimal dahilinde bulunmuyor. Artış hızı frenlenirken, genel enflasyonun daha seri bir şekilde yükselmesi aradaki boşluğu kapatıyor.
Konut Piyasasının Direnç Noktası
Bir finansal araç olmayan konutun, kriz anlarında yatırımcılar tarafından topluca terk edilemeyeceği gerçeği piyasayı koruyan en büyük kalkan olarak görülüyor. Satın alma gücü azalan kitleler için ev almak hayalden öteye geçemese de, sistemde her zaman var olan köklü talep çöküşü engelliyor. Haziran 2023'ten Mayıs 2026'ya kadar geçen üç yılda ev fiyatlarındaki yükseliş yüzde 137 bandında kalırken, aynı dönemde enflasyon yüzde 203'lük bir sıçrama yaptı.





