Tanju Satılmış ne söyleyecek?

YENİ Parti’nin Muğla İl Kongresi yakınlaştıkça gerilim artıyor. Adaylardan Köyceğiz İlçe Başkanı Tanju Satılmış’ın ilçe başkanı arkadaşları ile geçen Salı yaptığı Ankara çıkartmasında ne yaşandı ise Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan ve Milletvekili Cumhur Uzun’un dışında Satılmış ve arkadaşları tarafından ne fotoğraf ne bir tek söz paylaşıldı…

Hal böyle iken Tanju Satılmış ile hareket eden isimlerden Mustafa Aytaç Kavak, YENİ Parti’den genel merkezi protesto ederek istifa etti!

Dalaman çukurundaki bazı gazetelerde ilçe başkanlarının istifa edeceklerini yazdı. Bana “genel merkez yerse” haberi gibi geldi… Ortalık “sızdırılmış bilgi” ve yalan yanlış yorumlardan geçilmiyor… Ortaca’dan Ömer Kundakçı arkadaşımız Tanju Satılmış’ın genel başkanı Özel’le görüşmeleri hakkındaki iddialarla ilgili açıklamada bulunacağını yazdı. Bakarsınız durum açıklığa kavuşur.

Bu arada İl Başkanı Nail Kızıl adaylığı ile ilgili dün yapacağı toplantıyı havanın yağışlı olması nedeniyle iptal etti…Önceki gün Yatağan, Milas ve Bodrum’da ilçe merkezlerinde üyelerle görüşen Kızıl dünde Kavaklıdere, Datça, Marmaris ve Ula’da üyelerle buluştu. Bugün de Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye ve Seydikemer’de olması bekleniyor…

*

Amaç üyelerin özgür iradesi mi?

Muğla’da 18 Ekim’de yapılması planlanan YENİ Parti İl Başkanlığı kongresi öncesinde yaşanan tartışmalar, parti içi demokrasinin yalnızca aday olmakla değil, adaylık sürecini nasıl yürütmekle de ilgili olduğunu bir kez daha gösteriyor. Ankara’dan yansıyan kulis bilgileri doğruysa, Genel Başkan Özgür Özel’in verdiği mesajın merkezinde bir isimden çok örgüt kültürü ve üyelerin özgür iradesi bulunuyor.

Muğla’da il başkanlığı yarışı kızışırken Ankara’dan gelen ‘duyumların’ neden bu kadar önemli olduğunu anlamak için meseleyi yalnızca Tanju Satılmış ve Nail Kızıl arasındaki rekabet üzerinden okumamak bizi yanlışa götürebilir. Asıl mesele, bir siyasi partinin, hele hele “yeni” olduğu iddiasında olan bir partinin kongrelerini nasıl yapacağı, örgüt yöneticilerinin hangi sorumlulukla hareket edeceği ve genel merkezin bu süreçte nasıl bir tutum takınacağıdır.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e atfedilen açıklamalar, bu açıdan değerlendirildiğinde dikkat çekici bir noktaya işaret ediyor: Parti içindeki görevler kişisel güç alanlarına dönüşmemeli; ilçe başkanlıkları, adayların arkasında toplu destek görüntüsü oluşturmanın aracı hâline gelmemeli.

Eğer amaç gerçekten üyelerin özgür iradesini korumaksa, bu yaklaşımın üzerinde durulması gerekiyor…

*

Kongreler kişisel güç gösterisine dönüşmemelidir…

Bir il başkanlığına aday olmak demokratik bir haktır. Her partili, gerekli koşulları taşıdığı sürece aday olabilir ve örgütün desteğini kazanmak için çalışabilir.

Ancak adaylık açıklamalarına toplu katılım organizasyonları düzenlemek, mevcut görevlerin sağladığı kurumsal ağırlığı belirli bir aday lehine kullanmak veya genel merkezle çekilen fotoğrafları siyasi destek göstergesi olarak sunmak, kongrelerin ruhuna zarar verebilir.

Bu noktada ayrım nettir: Bireysel destek başka, kurumsal konumun adaylık yarışına taşınması başkadır. İlçe başkanları elbette kendi siyasi tercihlerini yapabilir. Fakat ilçe örgütlerinin kurumsal kimlikleriyle belirli bir adayın arkasında saf tuttuğu izleniminin oluşması, diğer üyelerin kendilerini nasıl hissedeceği sorusunu da beraberinde getirecektir.

Oysa YENİ Parti yola çıkarken ve hatta ilçe seçimlerine giderken “üye hassasiyetini” ortaya koymuştu…

Bir kongrede önemli olan, kimin daha kalabalık bir grupla fotoğraf verdiği değil, kimin örgütün güvenini kazandığıdır. Yeni olduğu savunulan partide yeni ne söylediğidir. Bu nedenle genel merkezin de kongre süreçlerinde kurumsal tarafsızlığı ve üyelerin özgür iradesini hatırlatması, doğru bir ilke üzerinden değerlendirilebilir…

*

Özgür Özel’in mesajı neden önemli?

Ankara kulislerine yansıyan ve oradan Muğla kulislerine taşınan bilgilere göre Özgür Özel’in Muğla’daki adaylık sürecinde yaşananlardan rahatsızlık duyduğu ve parti içindeki eski alışkanlıkların devam etmesine karşı çıktığı ileri sürülüyor. Bu yaklaşımın özü, kişilerin makamlarını kendi siyasi hesaplarının aracı hâline getirmemesi gerektiği düşüncesi olmalıdır.

Bir partinin iktidar hedefi varsa, örgüt içindeki görevlerin kişisel prestij yarışına dönüşmesi yerine ortak siyasi hedeflere hizmet etmesi beklenir. İl başkanı olmak elbette önemli bir sorumluluktur. Ancak bu görev, partinin temel hedefinin önüne geçmemesi gerekir.

Özgür Özel’e atfedilen, parti iktidar olmadıktan sonra il veya ilçe başkanı olmanın tek başına anlam taşımayacağı yönündeki mesaj da bu çerçevede yorumlanabilir. Siyasetin nihai amacı yalnızca koltukları paylaşmak değil, seçmenin güvenini kazanmak ve ülkeye hizmet edebilmektir…

*

Tanju Satılmış ve Nail Kızıl meselesinin ötesinde…

Muğla’da Tanju Satılmış’ın adaylığı ve Nail Kızıl’ın yeniden il başkanlığı için adı geçmesi, doğal olarak farklı değerlendirmelere yol açıyor. Ancak tartışmayı yalnızca hangi ismin genel merkez tarafından daha fazla benimsendiği sorusuna indirgemek, asıl meseleyi gölgede bırakmaktadır.

Bir adayın desteklenmesi ya da eleştirilmesi, tek başına demokratik sürecin ölçüsü değildir. Ölçü, bütün adayların kurallar çerçevesinde yarışabilmesi ve sonucun üyelerin özgür iradesinin, yani örgütün iradesiyle belirlenmesidir.

Kulislerde Özgür Özel’in Nail Kızıl’ı tercih ettiği ve Tanju Satılmış’ın adaylığına sıcak bakmadığı yönünde iddialar bulunuyor. Bu iddiaların kamuoyuna açık, doğrulanmış bir açıklamayla netleştirilmesi ise tartışmanın sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşıyor.

Üstelik yaşananlar nedeniyle YENİ Parti Genel Merkezi’nin, iki adayı veto edip yeni ve tek bir isimle seçim yapılmasını istemeyeceğinin garantisi var mı? Bu elbette tepki çeker, ama olasılıktır da…

Genel merkezin doğru bir ilkeyi savunmasıyla belirli bir adaya yönelik iddiaların doğruluğu birbirinden ayrı meselelerdir. Önemli olan, kişilerin isimlerinden bağımsız olarak aynı demokratik standardın herkese uygulanmasıdır…

*

İstifa restleri çözüm mü?

Yerel basına yansıyan haberlerde, yaşanan gelişmelerin ardından bazı ilçe başkanlarının istifa etmeyi değerlendirdiği ileri sürülüyor. Bu iddiaların doğrulanması gerekiyor. Ancak tartışmayı bir istifa restine dönüştürmek, örgüt içindeki sorunların çözümüne ne kadar katkı sağlayacağı meçhuldür…

Parti içinde farklı görüşlerin bulunması doğaldır. Bir genel merkez kararını beğenmemek veya adaylık sürecine ilişkin eleştirilerde bulunmak da siyasetin parçasıdır. Fakat her görüş ayrılığının kurumsal bir krize dönüştürülmesi YENİ Parti’nin pek de öyle yeni olmadığını, ders almamış olduğunu ortaya koyar…

Bundan zarar gören örgütlü yapı olacaktır. Demokratik olgunluk, yalnızca istediği sonuç ortaya çıktığında süreci benimsemek değildir. Kuralları savunmak, eleştiri hakkını kullanmak ve nihai karara saygı göstermek de bu kültürün parçalarıdır.

Muğla’daki kongre sürecinde herkesin kendisine sorması gereken soru basit: Verilen mücadele partinin başarısı için mi, yoksa kişisel siyasi hesaplar için mi?

*

Hesaplaşma mı seçimler öncesi koltuk kapma mı?

Muğla’da 18 Ekim’de yapılması planlanan kongrenin asıl başarısı, yalnızca yeni il başkanının belirlenmesi olmayacak. Başarı, kongrenin ardından örgütün birlik duygusunu koruyabilmesi ve yerel siyasette daha güçlü bir çalışma dönemine başlayabilmesiyle ölçülecek. Çünkü hafta sonunda yapılacak seçimden çıkacak isim partisini erken ya da zamanında, belki de erken yerel seçimle birlikte seçime götürecek yapıyı ortaya koyacak…

Üstelik partilerde makamlar değişir, adaylar değişir, yönetimler değişir. Kalıcı olması gereken ise örgüt kültürü, demokratik sorumluluk ve ortak mücadele anlayışıdır. Kaldı ki parti bile değişebiliyormuş…

Zaten CHP ile orayı terk edenlerin kurduğu YENİ Parti arasında giderek uzlaşmaz hale gelen bir hesaplaşma devam ediyor. Şimdi parti içinde de bir hesaplaşma yaşanıyorsa söylenecek söz yok…

Bakalım YENİ Parti genel merkezi çıkışı iki adayın çekilmesinde mi bulur…

Pazar günü yapılacak seçime kadar bu mesele daha çok su götürecektir. Başka bir şey yazamaz hale geldik… Oysa ben bugün “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığını” soracaktım…

-------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Bir insanın en büyük siyasal erdemlerinden biri, kendisine sunulan iktidarı kötüye kullanmamaktır. --Vittorio Alfieri