Ege Bölgesi'nin iç kesimlerinde yer alan Kütahya, güne yer kabuğundaki ufak çaplı hareketlilikle başladı. Simav ilçesi merkezli olarak 17 Ekim 2026 tarihinde art arda meydana gelen titreşimler, sabahın erken saatlerinde vatandaşları kısa süreliğine paniğe sevk etti. Yetkili kurumların acil saha taramalarında herhangi bir fiziksel tahribat veya yaralanma kaydına rastlanmazken, kırılmanın yüzeye oldukça yakın bir mesafede gerçekleşmesi sarsıntının ilçe ve köylerde çok daha net hissedilmesine yol açtı.

SİMAV'DAKİ DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ VE DERİNLİĞİ NE KADAR?

Sismik dinleme istasyonlarından yansıyan verilere göre bölgedeki ana şok, saat 09.12 sularında gerçekleşti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bu hareketliliğin büyüklüğünü 3,4 şeklinde raporlarken, Kandilli Rasathanesi cihazları sarsıntıyı 3,5 olarak kayıtlara geçirdi. Yerin sadece 6,79 kilometre altında (Kandilli verilerine göre 8,4 kilometre) oldukça sığ bir noktada oluşan bu enerji boşalımı, günün ilk saatlerindeki sismik mesainin sadece bir parçasıydı. Aslında fay hattındaki uyanış saat 09.11'de ölçülen 2,2 büyüklüğündeki küçük çaplı bir kırılmayla kendini belli etmişti. Ana şokun peşinden saat 09.30 ile 10.02'de 1,1; saat 10.36'da ise 2,5 büyüklüğünde farklı artçı sarsıntılar peş peşe kaydedildi.

BATI ANADOLU FAY SİSTEMİ VE MUĞLA'NIN DEPREM RİSKİ

Simav'daki bu bölgesel hareketlilik, yer bilimcilerin gözünü doğrudan birinci derece deprem kuşağında oturan ve Batı Anadolu Fay Sistemi'nin (BAF) en gergin noktalarından birini oluşturan Muğla'ya çeviriyor. Turizm cenneti konumundaki il, sadece karadan ilerleyen devasa fay parçalarıyla değil, aynı zamanda Akdeniz açıklarında Plini, Strabo ve Helenik Yay gibi deniz tabanlı muazzam tektonik sistemlerin doğrudan baskısı altında bulunuyor.

RİSKLİ İLÇELER VE 500 YILLIK SİSMİK ENERJİ BİRİKİMİ

Kent coğrafyasının altını adeta bir ağ gibi saran dört ana karasal fay zonu bulunuyor. Bunlardan 50 kilometre uzunluğa sahip Muğla-Yatağan hattı, il merkezi Menteşe'nin hemen yanından geçerek kuzeye uzanırken; Gökova-Ören zonu körfez sularından Ula sahillerine kadar tehlikeli bir normal fay profili çiziyor. Milas ve Fethiye-Burdur fayları da yerleşim alanlarını ikiye bölüyor.

İlçeler bazında zemin etütlerine bakıldığında Bodrum, hem Gökova kırığına yakınlığı hem de alüvyon yapısı sebebiyle denizaltı sarsıntılarında tsunami tehlikesiyle yüzleşiyor. Dalaman ile Ortaca ovalarında yeraltı su seviyesinin yüksekliği zemin sıvılaşması tehdidini zirveye taşırken, Eşen Çayı etrafındaki Seydikemer ve Fethiye sarsıntıyı geometrik olarak büyüterek hissedecek adresler arasında sıralanıyor. Sert kayaç üzerine kurulu Kavaklıdere il genelindeki en güvenli ilçe unvanını taşırken, fay hattı dibinden geçmesine rağmen Menteşe'nin irili çakıllı sert zemin dokusu yıkıcı dalgalara karşı büyük bir direnç avantajı sunuyor. Bütün bu jeolojik tablonun ortasında uzmanların en çok dikkat çektiği detay ise zamanlama: Gökova ile Muğla-Yatağan kırıklarında tam 500 yıldır büyük bir sismik boşalmanın yaşanmamış olması, yeraltındaki stres birikiminin her geçen gün daha da arttığını kanıtlıyor.

Muhabir: Haber Merkezi