Bu küresel rüzgarların Türkiye ekonomisine yansımaları ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sürdürdüğü tavizsiz sıkı para politikası duruşu, ev hayali kuran vatandaşların karşısına yüksek kredi faizleri olarak çıkmaya başladı.
Mart Ayındaki Fırsatlar Nisan'da Buharlaştı
Ev sahibi olma planı yapan tüketicilerin henüz mart ayında değerlendirebildiği görece düşük maliyetli kredi fırsatları, nisan ayına geçişle birlikte adeta rafa kalktı. Kısa bir süre öncesine kadar piyasada yüzde 2,49 seviyelerinden işlem gören en uygun faiz oranları, günümüz itibarıyla hızla tırmanarak yüzde 2,64 ile yüzde 3,00 bandına yerleşti.
Özellikle özel bankacılık sektöründe faiz oranlarının yüzde 2,64 sınırının altına inmediği, hatta birçok kurumda yüzde 3 barajının aşıldığı gözlemleniyor. Piyasada uygun oranlı kredi bulmak samanlıkta iğne aramaya dönüşürken; kamu bankalarının sunduğu daha avantajlı faiz seçeneklerinde ise tüketicilerin karşısına aşılaması zor, çok katı kredi kullandırım limitleri çıkarılıyor.

1 Milyon Lirada 280 Bin Liralık Ek Külfet
Faiz oranlarındaki bu sert yukarı yönlü hareketin vatandaşın bütçesine olan yıkıcı etkisi, geri ödeme planlarında net bir şekilde ortaya çıkıyor:
-
Çok değil, kısa süre önce yüzde 2,49 faiz oranıyla 1 milyon TL tutarında bir konut kredisi kullanan tüketicinin aylık taksit ödemesi yaklaşık 26 bin TL civarındaydı.
-
Güncel şartlarda aynı 1 milyon TL'lik krediyi yüzde 2,75 faiz oranıyla çekmek durumunda kalan bir vatandaşın ödeyeceği aylık taksit tutarı 28 bin TL'yi aşıyor.
Aylık bazda ortaya çıkan bu artış, toplam vade süresine yayıldığında ev alacak kişinin omuzlarına yaklaşık 280 bin TL tutarında devasa bir ek maliyet yüklüyor. Artan bu rakamlar, konut kredisiyle ev sahibi olmayı planlayan dar ve orta gelirli kesimin bütçe hesaplamalarını tamamen baştan yapmasına neden oluyor.




