Üzerinde yaşadığımız bu güzel ama bir o kadar da sarsıcı coğrafya, zaman zaman yıkıcı yüzünü bizlere acı bir şekilde hatırlatıyor. Bilim insanları ve yetkili kurumlar, yeri dinleyip fay hatlarının nabzını tutarak tehlikenin boyutlarını her geçen gün yeniden çiziyor. Yıllar süren detaylı araştırmalar, ayaklarımızın altındaki o sessiz uykudaki devlerin sayısının aslında bildiklerimizden çok daha fazla olduğunu gün yüzüne çıkardı. Özellikle bazı bölgelerimiz için genişletilen yeni sınırlar, sokak sokak herkesi yakından ilgilendiren yepyeni bir tablonun habercisi niteliğinde.

Tehlike Çemberindeki 11 İlçe
Şimdi gelelim işin en can alıcı kısmına. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından hazırlanan o kritik rapor, yurdun dört bir yanındaki diri fay sayısının 485’ten tam 700’e fırladığını ortaya koyuyor. Özellikle Ege Bölgesi ve İzmir, bu hareketliliğin tam merkez üssü konumunda. Güncel verilere göre İzmir’de faya komşu olan ya da tam üzerinden geçen 11 ilçe var: Bornova, Bayraklı, Konak, Karşıyaka, Kemalpaşa, Gaziemir, Menderes, Seferihisar, Güzelbahçe, Urla ve Karaburun. Bu ilçelerde yaşayan milyonlarca vatandaş için yeraltındaki hareketlilik sadece bir bilimsel veri değil, her gece yastığa başlarını koyduklarında akıllarından geçen bir gerçek.
Zemin Çürükse Fay Uzak Olsa Ne Çıkar?
Olay sadece fayın nereden geçtiğiyle bitmiyor. 30 Ekim 2020'de yaşadığımız o acı depremde hepimiz gördük ki, zemin işin asıl kaderini belirliyor. Bilhassa Bornova ve Bayraklı gibi alüvyon, yani gevşek zeminli bölgeler, sarsıntıyı bir trambolin gibi büyüterek binalara iletiyor. Merkez üssü kilometrelerce uzakta olsa bile, bu yumuşak zeminler yüzünden deprem o mahallelerde çok daha yıkıcı hissediliyor.
Haritaları Doğru Okumanın Yolu
Seferihisar, Urla ve Güzelbahçe hattı da denizin içindeki gizli faylarla birlikte adeta diken üstünde. Ama uzmanların çok hayati bir uyarısı var. Diri fay haritasına bakıp "Evim faydan uzak, bana bir şey olmaz" demek büyük bir yanılgı. Bir binanın ayakta kalması; demirinin kalitesine, betonunun gücüne ve yapanın vicdanına bağlı. Zemin etüdü yapılmamış yorgun bir bina, faydan uzak da olsa ilk sarsıntıda çökmeye mahkum. Gözlerimizi sadece haritadaki o kırmızı çizgilere değil, içinde yaşadığımız dört duvarın sağlamlığına çevirmemiz gerekiyor.
Kaynak: Haber Merkezi