ADAY DEĞİLİM DİYORDU, SEÇİME 48 SAAT KALA ADAY OLDU!

“Olmayacağım. Ben partimin büyümesini düşünüyorum, attan inip eşeğe binmem” diyordu. Ama CHP’nin 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin aday oldu. Köyceğiz İlçe Başkanı Tanju Satılmış ise adaylıktan çekilerek Girgin’i destekleyeceğini açıkladı.

Şimdi Muğla’da herkes “YENİ Parti’nin il başkanını üyeler mi seçecek, yoksa genel merkezden gelecek işaret mi belirleyici olacak? Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li, peki bürokratları da mı CHP’li?” diye soruyor.

Muğla’da 18 Ekim Pazar günü yapılacak il başkanlığı ön seçimine artık saatler kaldı. Ancak ortada yalnızca iki adayın yarıştığı sıradan bir kongre yok. Adaylık açıklamaları, geri çekilmeler, genel merkezle yapılan görüşmelere ilişkin iddialar ve siyasi kulisler, seçimin kendisinden daha fazla konuşuluyor.

“Hani İl Başkanını Üyeler Seçecekti?”

Kurucu İl Başkanı Nail Kızıl, günlerdir ilçeleri dolaşıyor, partililerle buluşuyor ve yeniden aday olduğu kongre için destek istiyor. Her yerde olduğu gibi Datça ziyaretinde de genel başkanı gibi açıkça “İl başkanımızı da üyelerimiz seçecek.” diyor. Ne güzel! Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa üyelerin önüne sandık koyup sandıktan hangi sonucun çıkmasının istendiğine ilişkin siyasi işaretler mi veriliyor?

Parti içi demokrasinin ölçüsü, yalnızca sandık kurmak değil, üyelerin o sandığa özgür iradeleriyle gitmesini sağlamaktır…

*

Süleyman Girgin’in il başkanlığına adaylığını açıklaması, kongre öncesindeki dengeleri değiştirdiği gibi bazı siyasi tutumları ve ilkeleri de yeniden tartışmaya açtı.

Aslında Girgin’in adı uzun süredir kulislerde konuşuluyordu. İlçe başkanlığı seçimlerinden itibaren aday olabileceği iddia ediliyordu. Ancak kendisi, her fırsatta aday olmadığını, olmayacağını, amacının partide birlik ve beraberliği sağlamak, partiyi büyütmek olduğunu söylüyordu. Yakın zamanda bana da aynı yönde konuşmuştu. Ben de bu köşede aday olmadığını yazmıştım.

Şimdi ise kongreye 48 saat kala adaylığını açıkladı!

Demek ki hırsı aklının önünde giden bir politikacıyı yazarken daha dikkatli olmak gerekiyor!

Elbette bir siyasetçi fikir değiştirebilir. Dün düşünmediği bir göreve bugün talip olabilir. Bunun önünde demokratik bir engel yoktur. Ancak siyasette yalnızca aday olma hakkı değil, sözünün arkasında durma ve kamuoyuna karşı tutarlı olma sorumluluğu da vardır. “Dün dündür, bugün bugündür” sözünü de bu kadar ayağa düşürmemek gerekir. Dün “Aday değilim, partide birlik istiyorum” diyen bir ismin bugün aday olması ister istemez bazı soruları da beraberinde getiriyor:

Ne değişti? Partide birlik ve beraberlik ihtiyacı mı birdenbire ortaya çıktı? Yoksa adaylık için beklenen siyasi koşullar mı oluştu? CHP’nin son il kongresinde kendisine gerçekten ihtiyaç duyulurken “ışık arayan” Girgin’in gözlerine şimdi projektör mü tutuldu?

Tabii bu soruların yanıtını vermek Girgin’e düşer…

*

TANJU SATILMIŞ NEDEN ÇEKİLDİ?

Daha önce Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’ın Büyükşehir bürokratları tarafından aday yapıldığı öne sürülmüştü. Sonra sanırım isim tutmayınca seçime bir aydan az bir süre kala öne sürüldüğü konuşulan Köyceğiz İlçe Başkanı Tanju Satılmış’ın adı gündeme geldi. Aslında tutmayan değil, bürokratlara tepki vardı… Sonra da Satılmış’ın, yanında yer alan bazı ilçe başkanlarıyla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştüğü ve görüşmede kendisine yönelik olumsuz bir tavır sergilendiği iddia edildi.

Bir de Özel’in Satılmış’a, kendisiyle il başkanı adayı olarak değil, ilçe başkanı olarak fotoğraf çektirebileceğini söylediği de öne sürüldü.

Bunlar iddia. Doğrulukları bağımsız biçimde ortaya konulmadan kesin hüküm vermek doğru olmaz. Kulisler böyle… Ancak ortada açıklanmaya muhtaç bir gelişme var: Süleyman Girgin’in beklenmedik adaylık açıklamasının ardından Tanju Satılmış yarıştan çekildiğini ve arkadaşlarıyla birlikte Girgin’i destekleyeceklerini duyurdu.

Satılmış neden çekildi? Girgin’in adaylığına gerçekten inandığı, gemi batarken onu kurtaracak tek kaptanın Girgin olduğunu düşündüğü için mi? Yoksa kendisinin deyişiyle birlik ve beraberliği sağlamak dışında, kurtarılması gereken başka siyasi hesaplar mı vardı? Ya da adaylık sürecinde yaşanan gelişmeler, kendisini böyle bir karar almaya mı yöneltti?

Mesele yalnızca bir adayın yarıştan çekilmesi değil; parti üyelerinin önüne konulan siyasi tablonun nasıl, kim ve kimler tarafından şekillendirildiğidir. Bu nedenle bu soruların yanıtı önemlidir. Tanju Satılmış dün beklenen açıklamasını sosyal medyada yaptı. Açıklamanın özeti, deyim yerindeyse, dağ fare doğurdu.

Satılmış, 18 Ekim Pazar günü yapılacak ön seçimde adaylıktan çekildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Abilik yaparak 13 ilçemizde birlik ve beraberliği sağlayacak, örgütlü mücadeleyi Muğla’mızda büyüteceğine inandığım Önceki Dönem Muğla Milletvekilimiz Sayın Süleyman Girgin’in adaylığını destekliyorum.”

Girgin’in birikimi ve deneyimiyle ortak mücadeleye katkı sunacağına inandığını söyleyen Satılmış, açıklamasında ön seçimde sözün ve kararın örgüte ait olduğunu vurguladı. Kişisel hırsların bir kenara bırakılması, birlik ve beraberlik içinde çalışılması gerektiğini de kaydetti. Ne güzel sözler! Peki, YENİ Parti bu kişilerle, bu değişen tutumlarla, bu adaylarla mı iktidar olacak? Daha önemlisi, yeni bir siyaset anlayışına sahip siyasetçilerle mi, yoksa kendilerine asker arayan bürokratlarla mı iktidara yürüyecek?

De gidi küheylan de…

İl başkanı seçimine 48 saat kala Girgin’in birikimini ve deneyimini keşfeden Satılmış’ın gözlerinde bir problem olmalı! Yoksa Girgin’in adaylık sürecindeki tutarsızlıklarını da görebilirdi. Elbette bu, Girgin’in aday olma hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak siyasette samimiyet ve tutarlılık da en az deneyim kadar önemlidir.

Op. Dr. Osman Gürün’e muayene olmasında yarar var diyeceğim ama o da göz doktoru değil. Üstelik Süleyman Girgin’le hukukları gereği Satılmış’a “sağlam raporu” da verebilir!

İşin ironisi bir yana, parti içi demokrasi yalnızca sandığın kurulması değildir. Üyenin, baskı ve yönlendirmelerden uzak biçimde karar verebilmesidir…

*

DÜN AHMET ARAS’TAN IŞIK ALAMADI, BUGÜN ÖZGÜR ÖZEL’DEN Mİ ALDI?

Bir başka ayrıntıyı da hatırlatmak gerekiyor.

Kurucu İl Başkanı Nail Kızıl’ın adı il başkanlığı için gündeme geldiğinde Süleyman Girgin’in adı da konuşuluyordu. Girgin’in, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tan olumlu bir işaret alamadığı için aday olmadığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştı. Kendisi de bana “ışık alamadığını” söylemişti.

Sonunda Nail Kızıl aday oldu ve il başkanlığı görevini üstlendi. Bugün ise Girgin adaylığını açıkladı.

İnsan sormadan edemiyor: O gün aday olmamasına neden olan koşullar bugün nasıl değişti? Özgür Özel’den olumlu bir işaret aldığı için mi aday oldu? Kimlerle, hangi görüşmeler yapıldı?

Bunu kesin olarak söyleyemem. Özgür Özel’in bu süreçte pazarlık yaptığını gösteren elimizde bir bilgi yok. Ancak genel başkanla yapılan görüşmelere ilişkin iddialar ve adayların peş peşe değişen tutumları, bu soruların sorulmasını kaçınılmaz kılıyor. Ancak Özel’in böyle pazarlıklara girişeceğini sanmıyorum. Tabii kendisi adına hareket ettiğini söyleyenler tarafından yanıltılmış olabilir mi, bunu da düşünmeden edemiyorum.

Üstelik tartışmanın merkezinde yalnızca Girgin yok. Genel merkezin kongreye müdahil olduğu veya adayların çekilmesine yönelik telkinlerde bulunulduğu iddiaları da var. Bu iddialar açıklığa kavuşturulmalıdır. Çünkü genel başkanın herhangi bir adayı desteklemesi başka, üyelerin iradesini yönlendirecek bir siyasi baskının oluşması başkadır.

Birincisi siyasetin olağan bir parçası olabilir. İkincisi ise parti içi demokrasi açısından ciddi bir sorundur…

*

MİLLETVEKİLLİĞİ YAPAN İL BAŞKANI OLAMAZ MI?

Gelelim Süleyman Girgin’in adaylığına yönelik eleştirilere…

Menteşe Belediyesinin eski Başkanı Bahattin Gümüş, Menteşe İlçe Başkanlığına aday olduğunda, “Belediye başkanlığı yapmış insan ilçe başkanlığı mı yapar? Attan inip eşeğe binilir mi?” diyenler olmuştu. Şimdi benzer eleştirilerin Girgin için de yapılması beklenebilir: “Milletvekilliği yapan insan il başkanı mı olur? Bu nasıl koltuk düşkünlüğü?” denilebilir. Ben bu yaklaşımı doğru bulmuyorum. Bir insanın daha önce belediye başkanlığı veya milletvekilliği yapmış olması, başka bir siyasi göreve aday olmasına engel değildir. Önemli olan, o görevi yapabilecek bilgiye, birikime, çalışma azmine ve en önemlisi iyi niyete sahip olup olmadığıdır.

Bahattin Gümüş’ün aday olma hakkını nasıl savunduysam, geçmişte siyasi tutumlarını Osman Gürün ve Bahattin Gümüş ile birlikte en çok eleştirdiğim isimlerden biri olan Süleyman Girgin’in aday olma hakkını da savunurum. Üstelik Girgin’in sendikacılık deneyimi ve milletvekilliği geçmişi, il örgütüne katkı sunabilecek bir birikimdir. Yatağan’da özelleştirmeye karşı barikatlarda yanında olduğum günleri de unutmuş değilim.

Ancak burada ince bir çizgi var. Aday olma hakkı başka, adaylık sürecindeki tutarlılık başka; birikim sahibi olmak başka, parti içi demokrasiyi savunmak başkadır.

Girgin’in adaylığına karşı değilim. Ama dün aday olmadığını söyleyen bir siyasetçinin bugün neden aday olduğunu eğip bükmeden, bütün samimiyetiyle açıklamasını beklemek de herkesin hakkıdır…

Mevcut İl Başkanı Nail Kızıl, ilçeleri dolaşırken partililere “İl başkanımızı da üyelerimiz seçecek.” diye açık bir mesaj veriyor: Öyleyse öyle olmalıdır!

Muğla’daki YENİ Parti üyeleri adaylarını etki altında kalmadan değerlendirmelidir. Başta bürokratlar olmak üzere ilçe başkanları ve belediye başkanları, üyelerin iradesinin önüne geçmemelidir. Kimin daha başarılı olacağına, kimin örgütü daha iyi yöneteceğine, kimin partiyi büyütebileceğine üyeler kendileri karar vermelidir. Ne genel başkanın adı ne belediye başkanlarının siyasi ağırlığı ne de kapalı kapılar ardında yürütüldüğü ileri sürülen görüşmeler üyelerin iradesinin önüne geçmelidir.

Kimse, genel merkezin veya bürokratların işaret ettiği aday karşısında kendisini daha baştan dezavantajlı hissetmemelidir. Çünkü üyelerin önüne sandık koymak tek başına demokrasi değildir. Demokrasi, üyelerin baskı altında kalmadan karar verebilmesidir.

*

GİRGİN KAYBEDERSE ÖZGÜR ÖZEL DE Mİ KAYBETMİŞ OLACAK?

Bu kongreyi ilginç kılan noktalardan biri de Süleyman Girgin’in adaylığının genel merkezle ilişkiler ve diğer adayların çekilmesine yönelik iddialarla birlikte değerlendirilmesidir. Eğer üyeler arasında Girgin’in genel merkez tarafından desteklendiği veya tercih edildiği algısı oluşursa, alacağı sonuç yalnızca kendi siyasi performansıyla açıklanmayacaktır.

Girgin seçimi kazanırsa bu, örgütün kendisine duyduğu güvenin göstergesi olarak yorumlanabilir. Ancak kaybederse genel merkezin siyasi ağırlığının üyelerin tercihini belirlemeye yetmediği değerlendirmesi de yapılabilir. Böyle bir durumda, belediye bürokratları gibi Özgür Özel’in de tartışmanın dışında kalması kolay olmayacaktır.

Elbette Özel’in Girgin’i desteklediğini kanıtlayan kesin bir bilgi olmadan bu seçimi doğrudan onun seçimi olarak nitelemek doğru değildir. Ancak bir kongrede genel merkezin etkili olduğu algısı ne kadar güçlenirse sandıktan çıkacak sonuç da o kadar fazla genel merkezin siyasi sorumluluğuyla ilişkilendirilir.

İşte bu nedenle pazar günü yapılacak ön seçim yalnızca Muğla’nın yeni il başkanını belirlemeyecek. Aynı zamanda partinin kendi içinde demokrasiye ne kadar alan açtığının da sınavı olacak…

Bir tarafta adaylıktan çekilmeyen, ilçeleri dolaşan ve üyelerden destek isteyen Kurucu İl Başkanı Nail Kızıl var. Son gelişmeler karşısında desteğinin arttığı da gözleniyor. Diğer tarafta milletvekilliği geçmişi, sendikacılık deneyimi ve siyasi birikimiyle adeta “partinin geleceğini kurtarmak” için adaylığını açıklayan Süleyman Girgin var.

Girgin’i destekleme kararı alan Tanju Satılmış ve arkadaşları da bu tablonun bir parçası. Peki, belediye bürokratları ve eski Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün bu işin neresinde? Bu sorunun yanıtı da kamuoyunu ilgilendiriyor.

Her adayın yarışma hakkı, her üyenin de özgürce tercih yapma hakkı vardır. Kim kazanırsa kazansın, meşruiyeti üyelerin özgür iradesinden gelmelidir. Kimse aday olduğu için suçlanmamalı, kimse adaylıktan çekildiği için peşinen mahkûm edilmemelidir. Ancak siyasetin içinde yaşanan gelişmelerin hesabı da sorulabilmelidir. Çünkü demokrasi, yalnızca işimize gelen sonuç çıktığında savunacağımız bir ilke değildir. Bugün YENİ Partililerin “İl başkanını üyeler seçecek” sözünün arkasında durmaları bekleniyor.

Çünkü parti içi demokrasi, güzel sözlerle değil, sandığa duyulan saygıyla ölçülür…

--------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek, kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır? --Oscar Wilde