Bir kedinin süt kasesinden içtiği o ikonik görüntü yaygın olsa da doğrusu budur: kedilere süt vermek iyi bir fikir değildir. Adelaide Üniversitesi’nde Kedi Davranışları üzerine doktora yapan Julia Henning’in The Conversation için yazdığı makaleye göre, kedilerin büyük çoğunluğu laktoz intoleransına sahiptir. Henning şöyle açıklıyor:


“Sütten kesilme dönemi (yaklaşık 6–12 haftalık yaş) sonrası yavru kediler, sütteki laktozu sindirmek için gerekli olan ‘laktaz’ enzimini üretmeyi bırakır. Bu nedenle kedilerin büyük kısmı laktoz intoleransıdır.”


Süt ürünleri kedilerde ishal, şişkinlik, kusma gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir; hatta bazı durumlarda yaşamı tehdit edebilir. Üstelik “Benim kedim farklı” demek de doğru olmayabilir: Henning, “Kediler rahatsızlıklarını gizlemekte çok iyidir; çünkü vahşi doğada zayıflık göstermek onları yırtıcılara hedef haline getirir” diyor. Yani süt içen kediniz acı çekiyor olabilir en iyisi süt ve süt ürünlerinden tamamen uzak durmaktır.

Kedilerin “gece hiç uyumadığı” düşüncesi kısmen doğru ama yanıltıcıdır. Kediler gün ortasında uyur, bazen de sahipleri uyumaya çalışırken hareketlenir; bu yüzden birçok kişi onları gececi sanır. Ancak bilimsel tanımla kediler **alacakaranlık hayvanları (crepuscular)**dır — günün başlangıcı ve sonu en aktif oldukları dönemlerdir. Hem gündüz hem de gece uyurlar; aktiflikleri avlanma alışkanlıklarına dayanır.


Kedi davranış uzmanı Stephen Quandt PetMD’ye şunları söylüyor:


“Kuşlar ve fareler şafakta çok aktiftir. Kediler de bu durumu avantaja çevirmek için loş ışıkta görme yeteneği geliştirmiştir.”


Eğer kedinizin gece hareketliliği sizi rahatsız ediyorsa, yatmadan önce onunla oyun oynayıp küçük bir öğün yedirmek faydalı olabilir. Bu, doğal avlanma döngüsünü taklit ederek kedinin geceye daha sakin geçiş yapmasını sağlar.

Mırlama çoğu zaman mutlulukla ilişkilendirilir ve sık sık öyledir; ancak tek anlamı bu değildir. Amerikan Hayvan Hastaneleri Birliği’ne göre mırlama, memnuniyetin yanı sıra stres, ağrı veya kendi kendini sakinleştirme amaçlı da ortaya çıkabilir. Kediler bazen acıktıklarında veya uykuya dalmadan önce rahatlamak için de mırlar. Dolayısıyla mırlayan bir kedinin mutlaka mutlu olduğunu varsaymak yerine vücut dili ve bağlamı değerlendirmek gerekir.

“Kediler köpekler kadar sevgi dolu değildir” yaygındır; fakat bilimsel çalışmalar kedilerin de insanlara duygusal bağ kurduğunu gösteriyor. Oregon Üniversitesi’nden Dr. Kristyn Vitale’nin 2019 tarihli araştırmasında, kedilerin tıpkı köpekler gibi güven temelli bağlar geliştirdiği kanıtlandı. Çalışmada kediler önce sahipleriyle iki dakika vakit geçirdi, ardından iki dakika yalnız bırakıldı ve tekrar iki dakikalık bir buluşma yaşandı. “Güvenli bağ” geliştirmiş kediler, sahipleri yanındayken stres seviyelerini belirgin biçimde azalttı. Vitale şöyle diyor:


“Çalışmamız, kedilerin insanlarla yaşarken geliştirdikleri bağların esnek olduğunu ve kedilerin büyük kısmının insanları bir ‘güven kaynağı’ olarak gördüğünü gösteriyor.”


Yani kediler, köpeklere göre daha az bağlı değildir — sadece sevgilerini farklı biçimlerde gösterirler.

Popüler efsaneler cazip ve sempatik olabilir; ancak bilim, kediler hakkındaki yanlış inançları çürütüyor. Sahiplerin görevi; doğru beslenme, davranış anlayışı ve bağ kurma yöntemleri ile kedilerin hem fiziksel hem psikolojik sağlığını korumaktır. Unutmayın: süt çoğu kedi için zararlı olabilir, kediler alacakaranlıkta aktiftir, mırlama tek başına mutluluk göstergesi değildir ve kediler de insanlarına duygusal bağla bağlıdır.

Editör Hakkında