Boşanma sürecinde evin tapusunun eşlerden yalnızca birinin üzerine kayıtlı olması, diğer eşin hak sahibi olamayacağı anlamına gelmiyor. Türk Medeni Kanunu'na göre evlilik sırasında edinilen taşınmazlarda, tapunun kimin adına olduğu kadar evin ne zaman ve hangi parayla satın alındığı da önem taşıyor. Peki, boşanmada ev nasıl paylaşılır, çalışmayan eş hak alabilir mi, miras kalan ev de paylaşılır mı?
Boşanma davalarında en fazla anlaşmazlık yaşanan konuların başında ev, arsa, otomobil ve diğer malvarlıklarının paylaşılması geliyor. Özellikle evin tapusunun yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması, diğer eşin hiçbir hak talep edemeyeceği düşüncesine neden olabiliyor. Ancak Türkiye'de uygulanan yasal mal rejimine göre bu düşünce her durumda doğru değil. Evlilik sırasında edinilen bir konut, yalnızca bir eşin üzerine kayıtlı olsa bile diğer eş açısından alacak hakkı doğurabiliyor.
Tapu eşinizin üzerindeyse yine de hak sahibi olabilirsiniz
Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesine göre eşler, başka bir mal rejimi seçmedikleri sürece edinilmiş mallara katılma rejimine tabi oluyor.
Bu düzenleme kapsamında evlilik devam ederken çalışma karşılığında elde edilen gelirlerle satın alınan bir konut, tapuda yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olsa bile mal paylaşımında dikkate alınabiliyor.
Örneğin, evlilik sırasında satın alınan bir evin tapusu kocanın üzerine kayıtlıysa kadın eş de bu taşınmaz nedeniyle katılma alacağı talep edebiliyor. Aynı şekilde evin kadının adına kayıtlı olması durumunda erkek eşin de yasal koşullara göre alacak hakkı bulunabiliyor.
Bu nedenle yalnızca tapu kaydına bakılarak boşanmada kimin hak sahibi olacağına karar verilemiyor.

Boşanmada evin yarısı otomatik olarak diğer eşe mi geçer?
Boşanmada mal paylaşımı konusunda en sık karıştırılan noktalardan biri, evin doğrudan ikiye bölüneceği düşüncesi.
Oysa edinilmiş mallara katılma rejimi, tapunun otomatik olarak eşler arasında yarı yarıya paylaştırılması anlamına gelmiyor.
Yasal düzenlemeye göre eşlerden her biri, diğer eşe ait edinilmiş malların borçlar ve ilgili hesaplama kalemleri çıkarıldıktan sonra belirlenen artık değerinin kural olarak yarısı üzerinde alacak hakkına sahip oluyor.
Dolayısıyla diğer eşin hakkı çoğu durumda evin yarısının tapuda kendi adına geçirilmesi değil, hesaplanan parasal alacağın ödenmesi şeklinde ortaya çıkıyor.
Konutun üzerinde kredi borcu bulunması, satın alma sırasında kişisel mal niteliğindeki paranın kullanılması veya başka finansal katkıların olması hesaplamayı değiştirebiliyor.
Ev evlenmeden önce alınmışsa paylaşılır mı?
Eşlerden birinin evlenmeden önce satın aldığı konut, genel kural olarak o kişinin kişisel malı kabul ediliyor.
Bu nedenle evlilik öncesinde alınan ev, yalnızca evlilik gerçekleştiği için ortak mal haline gelmiyor.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Örneğin, eşlerden biri evlenmeden önce konut kredisiyle ev satın almış ve kredi taksitlerinin bir bölümü evlilik sırasında edinilmiş mal niteliğindeki gelirlerle ödenmişse, bu ödemeler mal rejiminin tasfiyesinde dikkate alınabiliyor.
Benzer şekilde diğer eşin taşınmazın satın alınmasına, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkılar da yasal koşulların oluşması halinde alacak hakkı doğurabiliyor.
Bu nedenle evlilikten önce alınan bir ev için hiçbir koşulda hak talep edilemeyeceğini söylemek doğru değil.
Miras kalan ev boşanmada paylaşılır mı?
Evlilik sırasında eşlerden birine miras yoluyla kalan taşınmazlar, kural olarak kişisel mal sayılıyor.
Örneğin, evlilik devam ederken kadına ailesinden miras kalan bir ev, yalnızca evli olması nedeniyle kocasının katılma alacağına konu olmuyor. Aynı durum erkeğe miras kalan taşınmazlar için de geçerli.
Ancak miras kalan taşınmazdan elde edilen kira gelirleri açısından farklı bir düzenleme bulunuyor.
Eşler arasında aksine geçerli bir mal rejimi sözleşmesi yoksa kişisel malların gelirleri edinilmiş mal kapsamında değerlendiriliyor.
Bu nedenle miras kalan evin kendisi kişisel mal niteliğini korurken, evlilik süresince elde edilen kira gelirleri mal paylaşımı hesabına dahil edilebiliyor.
Ayrıca diğer eşin miras kalan taşınmaza yaptığı ve yasal koşulları karşılayan katkılar da ayrı bir alacak talebine konu olabiliyor.
Ev hanımı boşanmada evden hak alabilir mi?
Boşanma sırasında herhangi bir işte çalışmayan veya düzenli geliri bulunmayan eşlerin hakları da merak edilen konular arasında yer alıyor.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı hakkının doğması için eşin mutlaka çalışmış olması veya evin satın alınmasına doğrudan para vermesi gerekmiyor.
Örneğin, evlilik boyunca ev işleriyle ilgilenen ve düzenli geliri bulunmayan bir kadın, eşinin çalışma gelirleriyle evlilik sırasında satın aldığı konut nedeniyle katılma alacağı talep edebiliyor.
Aynı düzenleme, çalışmayan erkek eş için de geçerli.
Ancak kişisel mal niteliğindeki taşınmazlara ilişkin değer artış payı gibi farklı alacak taleplerinde yapılan katkının niteliği ve ispatı önem taşıyor.

Eşiniz sizin haberiniz olmadan evi satabilir mi?
Boşanma sürecinde gündeme gelen bir diğer önemli konu, tapusu yalnızca bir eşin adına kayıtlı olan aile konutunun satılması.
Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi, aile konutu için özel bir koruma öngörüyor.
Buna göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemiyor veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlandıramıyor.
Dolayısıyla eşlerin birlikte yaşadığı ve aile konutu niteliğini taşıyan taşınmazın yalnızca kocanın ya da kadının adına kayıtlı olması, diğer eşin rızası olmadan serbestçe satılabileceği anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte satış işleminin gerçekleşmiş olması halinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar, tapu kayıtları, üçüncü kişinin durumu ve uyuşmazlığın özelliklerine göre değerlendiriliyor.
Tapuya aile konutu şerhi koydurmak mümkün mü?
Tapuda malik olarak görünmeyen eş, gerekli koşulların bulunması halinde taşınmaza aile konutu şerhi konulmasını talep edebiliyor.
Bunun için tapu müdürlüğüne başvurulması ve taşınmazın aile konutu niteliğinde olduğunu gösteren gerekli belgelerin sunulması gerekiyor.
Aile konutu şerhi, taşınmazın mülkiyetini eşler arasında paylaştırmıyor. Ancak aile konutuna ilişkin işlemlerde diğer eşin haklarının korunması bakımından önem taşıyor.
Ayrıca aile konutuna ilişkin yasal koruma, yalnızca tapuya şerh konulmuş taşınmazlarla sınırlı değil. Bununla birlikte şerhin bulunması, tapu işlemlerinde konutun hukuki durumunun görünür olmasını sağlıyor.
2002 yılından önce evlenenler için kurallar değişiyor
Mal paylaşımında evlilik tarihi ve taşınmazın edinildiği dönem de belirleyici olabiliyor.
Türkiye'de 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejimi haline geldi.
Bu tarihten önce evlenen çiftlerde, başka bir mal rejimi seçilmemişse 1 Ocak 2002 öncesi dönem için eski yasal mal rejimi olan mal ayrılığı hükümleri, sonraki dönem için ise edinilmiş mallara katılma rejimi esas alınıyor.
Örneğin, 1997 yılında evlenen ve 1999 yılında ev satın alan çiftlerin mal paylaşımında uygulanabilecek hükümler ile 2015 yılında evlenen ve 2020 yılında konut alan çiftlerin durumu farklılık gösterebiliyor.
Özellikle 2002 öncesinde satın alınan taşınmazlarda katkı payı alacağına ilişkin farklı hukuki değerlendirmeler gündeme gelebiliyor.
Boşanma davası açıldıktan sonra alınan ev paylaşılır mı?
Mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği de paylaşım açısından önem taşıyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesine göre boşanma kararı verilmesi halinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren sona ermiş sayılıyor.
Bu nedenle boşanma davası açıldıktan sonra edinilen bir taşınmaz, kural olarak sona ermiş mal rejiminin yeni bir edinilmiş malı kabul edilmiyor.
Ancak evlilik sırasında elde edilen malvarlığının sonradan başka bir taşınmaza dönüştürülmesi veya diğer eşin katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan bazı işlemler farklı hukuki sonuçlar doğurabiliyor.
Bu tür uyuşmazlıklarda paranın kaynağı, işlemlerin tarihi ve malvarlığı hareketleri önem taşıyor.
Eş mal kaçırmak için evi başkasına devrederse ne olur?
Boşanma sürecinde karşılaşılan sorunlardan biri de eşlerden birinin taşınmazını üçüncü kişilere devretmesi.
Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi, diğer eşin katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan bazı devirlerin mal rejiminin tasfiyesinde hesaba katılmasına imkân tanıyor.
Bunun yanında kanunda belirtilen koşulların bulunması halinde, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar da hesaplamada dikkate alınabiliyor.
Ancak her taşınmaz devri kendiliğinden mal kaçırma olarak kabul edilmiyor. Devir işleminin niteliği, zamanı ve yasal şartları somut olay üzerinden inceleniyor.

Boşanmada ev üzerinde hak talep etmek için ne yapılmalı?
Eşinin adına kayıtlı ev üzerinde alacak hakkı bulunduğunu düşünen kişinin, öncelikle taşınmazın ne zaman ve hangi kaynaklarla satın alındığını belirlemesi gerekiyor.
Tapu kayıtları, banka hesap hareketleri, konut kredisi ödeme belgeleri, miras kayıtları ve taşınmaza yapılan katkıları gösteren belgeler, mal paylaşımı uyuşmazlıklarında önem taşıyor.
Gerekli durumlarda aile mahkemesinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası açılabiliyor. Boşanma kararının verilmesi, eşlerin mal rejiminden doğan bütün alacaklarının kendiliğinden hesaplanıp ödenmesi anlamına gelmiyor.
Ayrıca mal paylaşımına ilişkin taleplerde uygulanacak zamanaşımı ve diğer usul kurallarının göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Sonuç olarak evin tapusunun yalnızca eşlerden birinin üzerine kayıtlı olması, diğer eşin boşanmada hiçbir hak talep edemeyeceği anlamına gelmiyor. Ancak her evin otomatik olarak yarı yarıya paylaşılması da söz konusu değil. Evliliğin tarihi, taşınmazın edinilme şekli, kullanılan paranın kaynağı, mevcut borçlar ve eşler arasındaki mal rejimi, ortaya çıkacak hukuki sonucu belirliyor.
Kaynak: Haber Merkezi