
Hayatının büyük bir kısmını kentin doğasını korumaya adayan, ses getiren eylemleriyle çevre mücadelesinin yılmaz isimlerinden biri olan Saynur Gelendost bundan tam 23 yıl önce hayatını kaybetti. Saynur Gelendost, özellikle Milas Ören'deki termik santralin yapılmaması için gösterdiği kararlı direnişiyle tanınmasının yanında çevreciler için ilerleyen yıllarda doğa için savaşı her koşulda sürdüren bir sembol haline geldi. Saynur Gelendost’un 2003'teki vefatının ardından, çevreye ve barışa olan katkıları unutulmadı, anısı her yıl anma törenleriyle yaşatılıyor. İşte, onun hayatına ve mücadelesine dair dikkat çekici bir bakışla Saynur Gelendost’un Muğla doğası için verdiği mücadeleyi sizler için derledik…

Kendisini Ağaca Zincirledi
Saynur Gelendost, doğayı ve barışı savunmak için adanmış bir yaşam sürdürdü. 1930 doğumlu olan Gelendost, çevre bilincini toplumun her kesimine aşılamak adına büyük bir mücadele verdi. 1979 yılında eşiyle birlikte Bodrum’a yerleşen Gelendost, burada kurduğu çevre örgütleri ve başlattığı projelerle adını duyurmaya başladı. En bilinen eylemi, Milas Ören'de kurulmaması gereken bir termik santrale karşı gösterdiği direniş oldu. Termik santralin inşa edilmesi için çam ağaçlarının kesilmesini engellemek amacıyla kendisini bu ağaçlara zincirleyerek iş makinelerinin önüne yattı. O, sadece çevre için değil, insanlık için verdiği bu mücadelesiyle "Mavi Kadın" olarak tanınır hale geldi.

Açlık Grevi İle Tarihe Geçti
Saynur Gelendost’un Milas Ören’deki termik santral projesine karşı verdiği mücadele, Türkiye'nin çevre hareketinin sembol anlarından biridir. 1990’larda, santral için ilk kazmalar vurulmadan önce Saynur Gelendost ve çevreci arkadaşları, santral kurulmasın diye köylülerle birlikte toplanıp çeşitli protestolar düzenledi. Saynur Gelendost'un kendisini çam ağacına zincirlemesi Türkiye çapında büyük yankı uyandırmıştı. Ancak, Gelendost, 1994 yılında başlattığı açlık grevi, Türkiye'de çevre mücadelesine verilen önemin arttığı bir dönüm noktası oldu. O, bu eylemleriyle "doğa için ölüm orucuna yatan ilk çevreci" olarak tarihe geçti.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bizzat devreye girip santralle ilgili gerekli önlemlerin alınacağı sözünü vermesi üzerine Gelendost, ölüm orucunu sonlandırmıştı. Ancak bu ölüm orucu Gelendost’un böbrek, bağırsak ve göz damarlarında kalıcı hasarlar oluşmasına neden olmuştur. Saynur Gelendost bu fedakârlığı için “Devlet sözü verdiler, yoksa ben o ölüm orucundan dönmezdim; şimdi üç sakatlıkla yaşıyorum” diyerek canını ortaya koyduğunu fakat davasından asla vazgeçmediğini dile getirmişti.
Gelendost’un mücadelesi, sadece sözde kalmadı. Hukuki yollara başvurdu, çevre kirliliğine karşı büyük bir kampanya başlattı ve halkı bilinçlendirdi. Sonuç olarak, Ören'deki santral inşaatı durduruldu ve bölgedeki doğal hayatın korunmasına yönelik önemli adımlar atıldı. Fakat, Gökova’daki termik santral daha sonraki yıllarda inşaatı tamamlanarak faaliyete geçse de, Gelendost’un mücadelesi hala hatırlanıyor ve bu süreçte alınan çevre dostu önlemler onun kararlı mücadelesinin bir mirası olarak kabul ediliyor.

Türkiye'de Çevre Hareketinin Öncüsü
Saynur Gelendost, yalnızca Milas’taki santral karşıtı direnişiyle değil, aynı zamanda Türkiye genelindeki çevre hareketlerine öncülük eden bir isimdi. Bodrum’da, Mavi Yol Yaşayacak adlı kampanyayı başlatarak körfezdeki koyları korumaya çalıştı. Gökova, Fethiye ve Bodrum gibi bölgelerdeki doğal alanların imara açılmasını engellemek için büyük çaba harcadı. Ayrıca, Türkiye'nin nükleer santrallere karşı verdiği mücadelede de önemli bir aktör oldu. Akkuyu'daki nükleer santral projesine karşı yürütülen kampanyalarda aktif olarak yer aldı ve halkı bilinçlendirdi.
Gelendost, doğa koruma çalışmalarına ek olarak, sokak hayvanlarının korunmasından orman yangınlarına karşı alınacak önlemlere kadar birçok yerel çevre sorunuyla da ilgilendi. Bu çalışmalar, sadece ekolojik dengeyi koruma amacı taşımanın ötesine geçerek, çevre dostu yaşam biçimlerini topluma kazandırmayı hedefliyordu.

Barışın ve Dostluğun Kadını: Saynur Gelendost
Saynur Gelendost'un çevre mücadelesi, sadece doğa ile sınırlı kalmadı; o aynı zamanda barış savunucusuydu. Türkiye ile Yunanistan arasında kardeşlik köprüleri kurma noktasında önemli rol üstlendi. 1980’lerde Türk-Yunan Dostluk Derneği’ne katıldı ve kültürel etkinliklerle iki halkı yakınlaştırmaya çalıştı. En büyük çıkışlarından biri, 1996'daki Kardak Krizi sırasında gerçekleşti. Saynur Gelendost, Kardak kayalıklarına giderek "Kardak silahlara değil, foklara aittir" diyerek, iki ülke halklarına barış çağrısında bulundu.
Bodrum’da çocukları bir araya getirerek, Türk ve Yunan halkları arasında dostluk tohumları ekmeye çalışan Gelendost, tüm yaşamı boyunca doğa ve insanlık adına barışı savundu. Onun bu barışçıl yaklaşımı, çevre hareketlerine ilham vermeye devam etti.

Ölümünden Sonra Yaşayan Mirası
Saynur Gelendost, 2003 yılında aramızdan ayrıldı, ancak mirası her geçen yıl daha da büyüdü. Gelendost’un ölüm yıldönümünde, Bodrum’daki mezarı başında düzenlenen anma törenlerinde, mücadelesine sahip çıkan çevreci dostları ve halkı bir araya geliyor. Törenlerde, onun adını yaşatmaya yönelik projeler anlatılıyor ve onun çevre için yaptıkları hatırlatılıyor.
Bodrum Belediyesi, her yıl Gelendost’un anısını yaşatmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Bu etkinlikler, onun doğa için verdiği mücadelenin önemini vurgulayan, genç kuşaklara çevre bilincini aşılayan bir fırsat yaratıyor. Saynur Gelendost’un anısına menekşe fidesi dağıtılıyor ve onun izlediği çevre dostu yollar, bugün de Bodrum’daki halk tarafından takip ediliyor.

Hastanede Hayatını Kaybetti
Bodrum’da eşiyle birlikte ‘Gelendost’ isimli tekende yaşayan Saynur Gelendost, 27 Şubat 2003 tarihinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Kalp yetmezliği nedeniyle hastanede 3 gün tedavi gören Saynur Gelendost doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. 73 yaşında tedavi gördüğü hastanede Saynur Gelendost’un ani vefatı sevenleri, dostları ve çevreciler tarafından büyük bir üzüntüyle karşılandı.
Son Yolculuğuna Göz Yaşları İçerisinde Uğurlandı
Gelendost’un cenazesi, eşi Can Gelendost ile birlikte yaşadığı “Gelendost” adlı teknenin önüne getirildi. Cenaze, Batı Akdeniz Çevre Platformu ve Çevre Gönüllüleri Derneği’nin bayraklarına sarılarak, Halikarnas Balıkçısı’nın mezarının yanındaki Türbe Mezarlığı’na defnedildi.

Vefatının Yıldönümünde Unutulmadı
Türkiye çevre hareketinin önemli isimlerinden biri olan ve Bodrum Çevre Gönüllüleri Derneği’nin kurucusu Saynur Gelendost, vefatının 23. yılında unutulmadı. Bodrum Kent Konseyi tarafından Saynur Gelendost’un mezarının başında bir anma etkinliği düzenlendi.
Türbe Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Bodrum ve Milaslı çevrecilerin yanı sıra, Gelendost’un mücadele arkadaşları da törene katılarak, onun hatırasını yaşatmaya devam edeceklerini söylediler.

Saynur Gelendost: Bir Direniş Sembolü
Saynur Gelendost, Türkiye’nin en büyük çevre direnişlerinden birinin simgesi haline gelmiş bir isim. Onun verdiği mücadele, sadece bir çevreciye değil, tüm insanlığa, doğa ve barış için yapılan savaşların ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Saynur Gelendost, her zaman "direnişe devam" diyerek, insanları çevre için birleşmeye çağırdı ve bu çağrı bugün de yankı bulmaya devam ediyor.






