Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen bölgesinde uygulanan acele kamulaştırma kararlarıyla ilgili davalarda önemli bir gelişme yaşandı. Danıştay 6. Dairesi, bölgedeki acele kamulaştırma işlemleri hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Kararın ardından açıklama yapan avukatlar Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca, Danıştay’ın kararıyla acele kamulaştırma sürecinin hukuken uygulanamaz hale geldiğini belirtti. Açıklamada, bölgede acele kamulaştırmayı gerektirecek olağanüstü bir durumun bulunmadığının yargı kararıyla ortaya konduğu ifade edildi.
“Ekonomik Gerekçeler Yeterli Değil”
Avukatlar tarafından yapılan açıklamada, ekonomik hedefler ya da şirket faaliyetlerinin devamlılığının acele kamulaştırma gibi istisnai bir yöntemi haklı göstermeyeceği vurgulandı. Kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı el koyma girişimleri, keşif işlemleri ve bilirkişi incelemelerinin de hukuki dayanağını kaybettiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde acele kamulaştırmaya dayanılarak açılan 649 el koyma ve bedel tespiti davasının da geçerliliğini yitirdiği savunularak, davaların reddedilmesi gerektiği ifade edildi.

Esra Işık İçin Tahliye Çağrısı
Akbelen direnişi sırasında tutuklanan Esra Işık ile ilgili de değerlendirmede bulunan avukatlar, yürütmeyi durdurma kararının ardından tutuklamaya gerekçe gösterilen sürecin hukuki temelinin ortadan kalktığını öne sürdü.
Açıklamada, “Esra’nın engellediği iddia edilen keşif artık geçersizdir. Hukuksuz işlemin engellendiği gerekçesiyle özgürlüğünden mahrum bırakılmasının sürdürülmesi kabul edilemez” denilerek Esra Işık’ın serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Anayasa Mahkemesi’ne Çağrı Yapıldı
Avukatlar, Milas’ın 7 köyünü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararının hukuka aykırılığının Danıştay kararıyla tescillendiğini belirtti.
Öte yandan açıklamada, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı ifade edilen 7554 sayılı Kanun’un iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davaya da dikkat çekildi. Mahkemenin çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve hukuk devleti ilkesini koruyacak bir karar vermesi çağrısında bulunuldu.
Avukatlar, Danıştay’ın kararının Akbelen’deki çevre mücadelesinin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu savundu.




