Her ne kadar son günlerde diplomatik kanallardan gelen ılımlı mesajlar fiyatlara "suni bir teneffüs" yaptırsa da, sarı metalin son 30 günlük bilançosu tarihe geçti. Güvenli liman olarak bilinen altın, 2008 Küresel Finans Krizi'nden bu yana en ağır aylık kaybını yaşayarak yatırımcısını şaşkına çevirdi.
MART KABUSU: YÜZDE 12'LİK ERİME VE SON DAKİKA TOPARLANMASI
Yatırımcılar, Mart ayı boyunca ekranlarda sürekli kırmızı oklar görmeye alışmak zorunda kaldı. Ay genelinde değerinin yaklaşık yüzde 12'sini kaybeden ons altın, tarihi bir çöküşe imza attı. Ancak Nisan ayına girilirken rüzgar aniden tersine esmeye başladı. Çarşamba günü piyasalarda yaşanan hareketlilik, altına adeta can suyu oldu.

Amerikan dolarının küresel çapta güç kaybetmesi ve ABD Hazine tahvil getirilerindeki aşağı yönlü seyir, altın fiyatlarını destekleyen en önemli teknik unsurlar oldu. Gün içerisinde yüzde 3,9'luk devasa bir ivme yakalayan ons altın, New York borsası kapanışında yüzde 3,5 oranında net bir artışla 4.668,06 dolar seviyesine kadar tırmandı. Altındaki bu ani uyanış, diğer değerli metalleri de peşinden sürükledi. Kardeş metal gümüş, yüzde 7,3 gibi çok sert bir sıçramayla 75,17 dolara fırlarken, platin ve paladyum cephesinde de yatırımcıların yüzünü güldüren yeşil tablolar oluştu. Fakat uzmanlar, bu günlük toparlanmaların Mart ayındaki devasa yıkımı telafi etmekten henüz çok uzak olduğunu hatırlatıyor.
TRUMP VE PEZEŞKİYAN'DAN GELEN SİNYALLER PİYASAYI RAHATLATTI
Altın fiyatlarındaki bu son dakika sıçramasının arka planında ise tamamen diplomasi masası yatıyor. Savaşın küresel ekonomiyi boğmaya başlaması, tarafları geri adım atmaya zorluyor gibi görünüyor. Amerikan finans basınının önde gelen yayın organlarından The Wall Street Journal'ın sızdırdığı kulis bilgileri piyasalara bomba gibi düştü. İddialara göre ABD Başkanı Donald Trump, küresel petrol ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık büyük ölçüde devam etse bile, bu yıpratıcı savaştan bir an önce çıkmanın yollarını arıyor. Trump'ın, krizin daha fazla uzamasından ciddi rahatsızlık duyduğu ve boğazın güvenliği konusunda bölge ülkelerini inisiyatif almaya çağırdığı belirtiliyor.
Ateşkes umutlarını yeşerten bir diğer haber de Tahran'dan geldi. İran devlet medyasına yansıyan açıklamalarda, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın masaya oturmaya ve savaşı sonlandırmaya sıcak baktığı ifade edildi. Pezeşkiyan'ın ülkesinin kırmızı çizgilerini ve taleplerini yinelemesine rağmen "barışa hazırız" mesajı vermesi, küresel piyasalardaki savaş paniğini büyük ölçüde yatıştırdı.

POWELL'IN SÖZLERİ ALTININ ÜZERİNDEKİ FAİZ BASKISINI KIRDI
Değerli metallerin Mart ayında yaşadığı tarihi çöküşün sadece savaşla değil, savaşın doğurduğu ekonomik korkularla da doğrudan ilgisi var. Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatlarını uçurması, tüm dünyada "enflasyon yeniden patlayacak" endişesini doğurdu. Enflasyonun artması demek, merkez bankalarının faiz artırım silahını yeniden çekmesi demekti. Bilindiği üzere, kendi başına bir faiz getirisi olmayan altın, faizlerin yüksek olduğu ortamlarda cazibesini kaybeder ve yatırımcılar dolara ya da tahvillere kaçar. İşte Mart ayındaki yüzde 12'lik erimenin temelinde yatan psikoloji buydu.
Ancak ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'ın son günlerde yaptığı soğukkanlı değerlendirmeler bu korku tünelini aydınlattı. Powell'ın, uzun vadeli enflasyon beklentilerinde bir bozulma olmadığını ve durumun kontrol altında olduğunu vurgulaması, "Fed yeniden faiz artıracak" söylentilerini zayıflattı. Faiz artışı tehdidinin masadan kalkmasıyla birlikte doların ateşi düştü ve altın, üzerindeki bu ağır makroekonomik baskıdan kurtularak yeniden nefes alma şansı buldu. Piyasa analistleri, jeopolitik manevraların ve Fed'in atacağı adımların önümüzdeki haftalarda da altının kaderini belirlemeye devam edeceğinin altını çiziyor.


