Yeni Parti Muğla Kurucu İl Başkanı Nail Kızıl, partisinin Muğla İl Başkanlığı binasında yaptığı basın açıklamasında, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de basın özgürlüğünün ve demokratik hakların baskı altında olduğunu savunan Kızıl, kayyım uygulamalarının yalnızca ilgili kurumları değil, toplumun tamamını etkilediğini ileri sürdü.
Türkiye'nin siyasi yargı operasyonları, gazetecilere yönelik müdahaleler ve kayyım kararlarıyla karşı karşıya olduğunu öne süren Kızıl, yaşanan gelişmelerin demokratik işleyişe zarar verdiğini söyledi.
“Halkın haber alma hakkı hedef alınıyor”
Halk TV’ye yönelik kararın basın özgürlüğü açısından ciddi sonuçlar doğuracağını savunan Kızıl, özellikle seçim sürecinde bağımsız yayın organlarının önemine dikkat çekti.
Kararın yalnızca bir televizyon kanalını ilgilendirmediğini belirten Kızıl, şu ifadeleri kullandı:
“Bu karar yalnızca Halk TV’yi değil, aynı zamanda özgür basını ve halkın haber alma hakkını hedef almaktadır. Seçime giderken muhalefetin sesini kısmak, milletin özgürce seçim yapma hakkına el uzatmaktır.”
İktidarın mevcut siyasi düzeni korumak amacıyla muhalif sesleri baskı altına almaya çalıştığını iddia eden Kızıl, basına yönelik müdahalelerin toplumda umutsuzluk oluşturmayı amaçladığını ileri sürdü.

Kayyım kararının zamanlamasına dikkat çekti
Açıklamasında Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davaya da değinen Kızıl, Halk TV’ye ilişkin kararın İmamoğlu'nun Silivri'de savunmasına başladığı gün alınmasının tesadüf olmadığını savundu.
İmamoğlu hakkındaki yargı sürecini siyasi bir operasyon olarak nitelendiren Kızıl, bu süreçte basına yönelik müdahalelerin kamuoyunun gelişmelerden haberdar olmasını zorlaştırdığını öne sürdü.
Kızıl, siyasi davaların ve basın kuruluşlarına yönelik uygulamaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek demokratik hakların korunması çağrısında bulundu.
Fon krizine ilişkin iddiaları gündeme getirdi
Nail Kızıl, açıklamasında kamuoyunda tartışılan fon krizine de yer verdi. Krizin iktidar kadrolarıyla bağlantılarının ortaya çıktığını iddia eden Kızıl, yaklaşık 500 bin kişinin doğrudan mağdur olduğunu, aileleriyle birlikte milyonlarca vatandaşın bu süreçten etkilendiğini ileri sürdü.
Halk TV’ye yönelik kararın bu tartışmaların yaşandığı döneme denk gelmesine dikkat çeken Kızıl, kamuoyunun gündemindeki önemli gelişmelerin geri plana itilmek istendiğini savundu.
Yemen tartışması ve Meclis'in yetkilerini hatırlattı
Türkiye'nin dış politikasına ilişkin gelişmeleri de değerlendiren Kızıl, Türk askerinin Yemen'e gönderilmesi yönündeki tartışmalara değindi.
Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş bir anlaşma metni bulunmadığını savunan Kızıl, uluslararası anlaşmalar ve yurt dışına asker gönderilmesine ilişkin anayasal düzenlemeleri hatırlattı.
Anayasa'nın 90. ve 92. maddelerine işaret eden Kızıl, söz konusu konularda Meclisin yetkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Kızıl, iktidarın bu tartışmaları kamuoyunun gündeminden uzaklaştırmaya çalıştığını da ileri sürdü.
“Gerçekler hapsedilemez”
Açıklamasının son bölümünde demokrasi ve basın özgürlüğü konusunda toplumsal dayanışma çağrısında bulunan Kızıl, Türkiye'nin 81 ilinde farklı siyasi görüşlerden vatandaşların ortak demokratik değerler etrafında buluşması gerektiğini söyledi.
Kayyım uygulamaları ve siyasi baskılarla halkın iradesinin kontrol altına alınamayacağını savunan Kızıl, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Özgür basın sansüre boyun eğmez. Gerçekler hapsedilemez. Halk TV’nin, özgür basının ve tüm basın emekçilerinin yanındayız. Türkiye’nin her bir köşesinde umudu örgütlemeye, demokrasiye ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye çalışanları mutlaka yeneceğiz. Türkiye susmayacak, millet susmayacak.”
Muhabir: Mukaddes Yelin