Kahramanmaraş merkezli şiddetli depremlerin ardından sismik hareketliliğe yönelik bilimsel araştırmalar hızlandı. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü uzun süren saha incelemeleri ve akademik çalışmalar sonucunda ülke genelindeki kırıkları yeniden haritalandırdı. Yeni veriler Türkiye'nin deprem gerçeğini çok daha ayrıntılı biçimde gözler önüne seriyor.

Ahmet Çakar'dan TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'na tepki! Milli takım tartışması büyüyor
Ahmet Çakar'dan TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'na tepki! Milli takım tartışması büyüyor
İçeriği Görüntüle

RİSK DAHA NET ORTAYA ÇIKTI

Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, haritaya eklenen yeni hatların yapısal tasarımlardaki mevcut yaklaşımları değiştirmesi gerektiğini bildirdi.

Avcı süreci şu sözlerle anlattı:

"Paleosismoloji alanında çalışan akademisyenlerin, ilgili kurumların desteğiyle yürüttüğü çalışmalar sonucunda bu faylar detaylı şekilde incelendi. Çalışmaların tamamlanması ile birlikte haritalara işlendi ve bugün MTA'nın aktif fay haritasında bu fayların tamamı görülebilmektedir. Önceki haritada 485 olan aktif fay sayısının 700'e çıkması yaklaşık yüzde 44'lük bir artış anlamına geliyor. Bu artışla birlikte fayların konumları da daha ayrıntılı şekilde harita üzerinde gösterilmiş ve MTA tarafından yayımlanmıştır."

'DEPREM ANALİZİ ZORUNLU OLMALI'

Tasarımlarda güncel verilerin esas alınmasını isteyen Avcı tehlikenin ülke geneline yayıldığını vurguladı.

Mevcut yapı stokundaki analizlerin güncellenmesi çağrısında bulunan Avcı teknik kuralları hatırlattı:

"Deprem yönetmeliği bize iki seçenek sunmaktadır. Ya AFAD tarafından yayımlanan spektrum değerleri kullanılacak ya da sahaya özgü deprem analizi yapılacaktır. Sahaya özgü deprem analizleri; zeminin, fayların ve yapı alanının birebir modellenebilmesi sayesinde çok daha gerçekçi sonuçlar vermektedir. Gelecekte oluşabilecek deprem yükleri doğru hesaplanamazsa yapılar deprem sırasında hasar görebilir. Bunun önüne geçebilmek için yeni yapılacak binalarda güncel fay verileri dikkate alınmalı, sahaya özgü analizlerle deprem ivmeleri daha doğru belirlenmeli ve tasarımlar buna göre yapılmalıdır. Mevcut binaların deprem risk analizleri yapılırken, yeni belirlenen fayların da değerlendirmeye katılması gerekmektedir. Aktif fay sayısındaki yaklaşık yüzde 44'lük artış, deprem performans analizlerinde dikkate alınması gereken yeni veriler ortaya koymaktadır. Bu nedenle binaların deprem performansları ve risk durumları güncel fay haritaları esas alınarak yeniden değerlendirilmelidir."

ZEMİN ÖZELLİKLERİ YÜKÜ BÜYÜTÜYOR

Marmara, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde fay hatlarının kümelendiğine işaret eden uzmanlar, az sayıda kırık barındıran bölgelerin de sarsıntı riskinden tamamen uzak olmadığını belirtiyor.

Komşu illerdeki sismik hareketlerin çevre illeri kolayca etkileyebileceğini hatırlatan Avcı zemin koşullarının yapı üzerindeki yıkıcı etkisini şu örnekle anlattı:

"Bazı zeminler, özellikle yumuşak zeminler, deprem yükünü büyüterek yapıya iletebilir. Bu nedenle zemin özelliklerinin doğru analiz edilmesi gerekir. Artık bazı bölgelerde sahaya özgü deprem analizlerinin yapılması zorunlu hale gelmelidir. Çünkü bu analizler sayesinde daha doğru hesaplamalar yapılabilmektedir. Maraş depremlerinde, yeni yönetmeliklere göre inşa edilmiş olmasına rağmen hasar alan binalar da gözlemledik. Aslında bu, normal şartlarda beklemediğimiz bir durumdu. Yapının yıkılması ya da taşıyıcı sistemlerinde çok ciddi hasarların oluşması, yeni yönetmeliklere göre öngörülmeyen bir durumdur. Ancak burada zemin özellikleri devreye girmektedir. Zeminde sıvılaşma veya yumuşak zemin etkisi varsa, deprem yükleri yapıya daha büyük etkiler oluşturabilir ve hasar alma riskini artırabilir. Zemin özelliklerini analiz etmeli ve bu fayların deprem üretmesi durumunda yapılara gelecek yüklerin gerçek değerlerini hesaplamalıyız. Ancak bu şekilde daha gerçekçi yaklaşımlar geliştirebiliriz."

BELEDİYELERE RUHSAT ÇAĞRISI

Sismologlar Türkiye genelinde henüz tespit edilemeyen kırıkların da bulunabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Vatandaşların binalarını kontrol ettirmeye odaklanması gerektiğini savunan Avcı denetim mekanizmalarını uyardı:

"Bu noktada vatandaşların artık ‘Deprem olacak mı, olmayacak mı' sorusunu sormaktan vazgeçmesi gerekiyor. Yaklaşık 700 aktif fayın bulunması oldukça ciddi bir rakamdır ve ülkemizin depremselliğini gösteren önemli bir göstergedir. Vatandaşların ön plana çıkarması gereken soru şudur; 'Ben yapımı depreme nasıl uyumlu hale getirebilirim' veya ‘Yapımı nasıl kontrol ettirebilirim. Herkesin bir an önce deprem bilincini benimseyerek yapılarını sorgulaması gerekiyor. Bunun için hem zeminle hem de üst yapı ile ilgili gerekli testlerin yapılması gerekir. Bu analizlerin sonucunda bazı yapılar güçlendirilebilir seviyede olabilirken, bazıları güçlendirilemeyecek durumda olabilir. Bu aşamada yapının güçlendirilmesine ya da yıkılıp yeniden yapılmasına karar verilmelidir."

Ruhsat aşamasındaki sorumluluğu anımsatan Avcı açıklamasını tamamladı:

"Burada belediyelere aslında çok büyük iş düşüyor ruhsat aşamalarında. Ruhsat verirken bu deprem analizlerinin sağlıklı bir şekilde yapıldığını tespit etmeliler ve artık sahaya özgü deprem analizleri neredeyse çoğu alanda zorunlu hale gelmelidir. Ne kadar doğru analiz yapılıp, deprem yükleri ve deprem ivmeleri ne kadar doğru hesaplanır, yapılar o kadar iyi dizayn edilirse, yapıların da depremden hasar alma ihtimali o kadar azalır."

Muhabir: Haber Merkezi