İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kamil Erozan, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Genel Başkan Başdanışmanı Sedat Kılınç ve beraberindeki heyet, Muğla’nın Menteşe ilçesinde gün boyu bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Heyet, Vali İdris Akbıyık’tan STK’lara, gazeteciler cemiyetlerinden oda başkanlıklarına kadar birçok kurumla görüşerek Muğla’nın sorunlarını dinledi.

İlk Durak: Muğla Valiliği

İYİ Parti heyeti ziyaretlerine Muğla Valisi İdris Akbıyık ile başladı. Ardından Muğla Ticaret Borsası, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası, Muğla Şehit Aileleri Derneği, Menteşe Ziraat Odası ve Menteşe Kent Konseyi ziyaret edildi.

Yerel Basının Sorunları Masada

Heyet, Muğla Gazeteciler Cemiyeti ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti’ni de ziyaret etti. Görüşmede yerel basının yaşadığı sorunlar gündeme getirildi. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve MBGCD Başkanı Cem Kaytan, yerel basının sıkıntılarını içeren 10 sayfalık dosyayı İYİ Parti heyetine sundu.

Yatağanlı genç anne doğum sonrası hayatını kaybetti
Yatağanlı genç anne doğum sonrası hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kamil Erozan, parti binasında yaptığı açıklamada, vatandaşlardan gelen en büyük şikayetin ekonomi olduğunu belirterek, “Biliyorsunuz meclis tatilde bir komisyon hariç. Komisyonun adını da yapmak istemiyorum ben. Ama hangisi olduğunu tahmin edebilirsiniz. Hattı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır anlayışıyla Türkiye'nin 77 vilayetini bu hafta bir çıkarma hareketiyle tarıyoruz. Taramamızın iki ana unsuru var. Bir tanesi bize vatandaştan gelen en büyük şikayet ekonomik durum. Satın alım gücünün azalması, enflasyon, ücret artışlarının bunu takip edememesi ve büyük bir yokluk, fakirlik ve hatta fukaralık diyebileceğim bir tablo var. Bunun derinliğini ve bunun aşılması için ne gibi çözümler yürütülmesi gerektiği konusunda genel başkanımıza ve partimizin üst kurularına bir bilgilendirme yapma arayışı var. İkincisi o komisyonun ucube sistemden öğrenilmiş başka bir ucube komisyon olmasından kaynaklanan sebeplerle biz Türkiye'nin gerçekleriyle, ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığı konusundayız. O komisyonun gündemine gelen konuların aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde mevcut bulunan uzmanlık komisyonlarında ele alınması gerekirken, onlara bırakılıp anayasa komisyonu var, adalet komisyonu var, iç işleri komisyonu var, güvenlik komisyonu var, milli savunma komisyonu var. Orada ne konuşuluyorsa bunların hepsini alınabileceği organlar varken bu komisyon yasallığı dahi tartışılacak bir komisyon olur. O komisyonda bulunarak biz oradan çıkabilecek kararlara meşruiyet kazanmak istemedik” dedi.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, konuşmasına geçtiğimiz günlerde Menteşe Belediye Başkanı’nın ailesine yapılan saldırıyı kınayarak başladı. Öztürk açıklamasında, “Birkaç gün önce yapımları menfur bir saldırıya uğrayan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ve ailesine geçmiş olsun dileklerimle başlamak istiyorum. Sebebi ne olursa olsun, sonuçta seçilmiş genel bir yönetici. Bu anlamda seçilmiş bir yöneticiye, demokrasi ve millet iradesi kapsamında yapılan saldırıyı İYİ Parti heyeti olarak kınıyoruz” dedi.

“Muğla’nın turizm potansiyeli aslında tartışılmaz”

Muğla’da turizmden elde edilen gelirin Muğla esnafının cebine girmediğini söyleyen İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Muğla dediğimizde benim aklıma açıkçası şehir olmadan büyükşehir olan bir Muğla geliyor. Çünkü 2014 Büyükşehir Yasası tabii ki bu anlamda Muğla'da bazı altyapıları tam olarak oturmayan bir şehir. Dolayısıyla zenginlikler içinde yoksullaştırılan bir şehir görüntüsü içinde. Akdeniz'le Ege'nin kucaklaştığı bir yerde. Türkiye'nin en çok bilinen turizm merkezlerinden biri aslında Muğla. Yaklaşık 1 milyonu geçkin bir nüfusuyla Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi dünya çapında tanınan ilçeleriyle, zeytiniyle, çam balıyla, tarımsal üretimi ve doğal güzellikleriyle aslında bir altın değerinde bir yer. Gerçekten aslında Muğla bu altını işleyemeyen, değerlendiremeyen bir tabloyla karşımızda duruyor. Turizmden büyük bir gelir olması rağmen küçük bir pay olabiliyor. Çünkü Muğla'nın turizm potansiyeli aslında tartışılmaz. Her köşesi milyonlarca turisti aslında cezbediyor. Ancak sorun şu ki, turizmden elde edilen geliri, milletin vatandaşının, Muğla'nın esnafının bir cebine girmiyor. Küçük bir esnaf ayakta durmak zorlanıyor. Köylerde yaşayanlar turizm zincirine dahil olamıyor. Büyük sermaye ve dışarıdan gelen yatırımcılar kazanırken, Muğla'nın insanı kendi memleketinde turiste aslında sadece bakıyor, seyirci kalıyor. Milet için gerçek bir kalkınma aracına ne yazık ki dönüşemiyor. Tarım da aynı şekilde, zengin toprakları var ama üreticisi yoksul vaziyette. Muğla sadece turizm ile değil, tarımındaki çeşitliliği de aslında öne çıkıyor. Zeytinliği var, narinliği var, seracılığı var. Özellikle dünyaca ünlü çam balı söz konusu. Biliyorsunuz birkaç sene önce olan yangınlarda bir sektere uğrama söz konusu oldu. Ama çiftçinin ağır gübre maliyetleri, dolayısıyla arıcılara da teslim almış durumda. Üretim var ama kazanç yok. Tarım kooperatifleri yeterince güçlü değil. Pazarlama kanalları etkisiz. Bu yüzden Muğla'nın bereketli toprakları, üreticiye refah değil, borç ve umutsuzluk getiriyor. Bir yandan enerjisi ve doğal kaynakları Muğla'nın büyük zenginliği. Güneş ve rüzgar enerjisi potansiyelinde olabilir. Ama buna rağmen hala şehir, kömürlü termik santrallerinin gölgesinde. Yıllardır çevreye zararlı olan bu santrallerimiz hem doğayı hem de sağlığı tüketiyor. O yüzden Muğla yenilenebilir enerjiyle ihtiyacını karşılayabilecek, hatta dışarıya enerji ihtiyaç ihraç edebilecek potansiyele sahip bir güç. Ama enerji politikaları geleceği değil. Ne yazık ki eskiye yatırım yapılıyor” diye konuştu.

Muğla ziyaretinde şehirdeki en büyük sıkıntılardan birinin konut eksikliği olduğunu söyleyen Öztürk, “Kentleşme ve çevreyle ilgili de, bugün heyetimiz olarak dolaştığımızda, şehrimizdeki en büyük sıkıntılarının önünde konut eksikliği oldu. Zaten Türkiye genelinde olan fahiş kira zamlarını, konut eksikliğinin ve turizm potansiyelinin de bir noktada tetiklediğini de görmekteyiz. Bodrum’da ve Marmaris'te betonlaşma hızla ilerliyor. Ama özellikle memur kesimi, Bodrum gibi bir yerlerde artık görev almak, görev yapmak bile istemez hale geldi. Kıyıları ne yazık ki talan ediyor. Doğal alanlar rant uğruna yok ediliyor. Altyapı yatırımı yetersiz çünkü şehrin bir kış nüfusu var, bir de turizm döneminde yaz nüfusu kat ve kat artmış durumda. Deniz kirliliği ve yeşil alan kaybı her yıl artıyor. Yani turizm de beslenmesi gereken doğa. Turizmi ne yazık ki kurbanlık haline getiriyor. Bir yanda üniversitemiz söz konusu. Kendi hareketini kazandırsa da gençler için şehirde kalıcı bir cazibe haline üniversitemiz gelemiyor. Sosyal ve kültürel konumlar sınırlı. Büyük turizm gelirine rağmen şehrin bir öğrenci ya da genç nüfusu için yaşanılabilir bir cazibe merkezi haline gelen kültür, sanat ve spor alanında yetersizlikler gençleri ya büyük şehirlere, daha büyük şehirlere ya da yurt dışına yönlendiriliyor. Bu anlamda aslında çözüm önerileri söz konusu olması lazım” dedi.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi:
Muğla’nın geleceğini tekrar kurmak adına turizmin tabana yaymak lazım. Turizmin gelirini sadece büyük yatırımcılara değil, köylerdeki üreticilere kadar yansıtabilecek, küçük esnafa kadar dağıtabilecek, herkese ulaşmasını sağlayacak bütüncül planlar öne çıkarmalı. Tarımı yeniden ayağa kaldırabilmek için üretici kooperatifleri güçlendirilmeli. Markalaşmaya ve üreticilere destek verilmeli. Tarımdaki aracılara bağlılıkla azaltılma noktasına getirilmeli. Bu noktada çevreyi koruyan şehircilik anlayışları da sahip olmalı. Betonlaşma ve kıyı talanına karşı net olarak taraf alınmalı. Bunu ne yerel iktidarda ne de genel iktidarda yazık ki göremiyoruz. Doğa turizmi ve ekonomi turizmi de her tarafa çıkarılmalı. Gençler için de böyle cazibe merkezi, kültür sanatı ve spor alanlarıyla ilgili üniversite ve gençlere şehirde kalmasını sağlayabilecek sosyal altyapılar da kurulmalı. Sonuç olarak Muğla turizmde dünya çatında bir marka, tarımda bereketli enerjide güçlü bir potansiyele sahip. Ama bu değerler yönetilemediği için vatandaşın hayatına yansımıyor. Doğal zenginlikleriyle tüketilen, turizmden payını tam alamayan, alamayan, tarımda nefes alamayan bir Muğla fotoğrafıyla karşı karşıya kalmak. Gerçek şu ki Muğla zenginliklerin başkenti olabilecekken kötü yönetim ve yanlış politikalar yüzünden imkanlarını tüketen bir şehir görüntüsü içinde sıkışıp kalıyor.”

Muhabir: Aziz Şahin