DOKTOB Başkanı Yücel Okutur, İstanbul Turizm Fuarı’nda Türkiye ve Muğla turizminin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekti. Turistlerin harcama alışkanlıklarından kontrolsüz otel yatırımlarına, personel eksikliğinden 2027 sezonu beklentilerine kadar önemli değerlendirmelerde bulunan Okutur, sektördeki değişimi dikkat çekici örneklerle anlattı.
Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliği (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur, 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı (ITF) kapsamında gerçekleştirilen “2026 Sezon Değerlendirmesi, 2027 Beklentiler” panelinde turizm sektörünün mevcut durumunu değerlendirdi. Türkiye'ye gelen turist sayısındaki artışın turizm gelirlerine aynı ölçüde yansımadığını belirten Okutur, özellikle yüksek harcama kapasitesine sahip turistlerin azalması, yeni otel yatırımlarının oluşturduğu fiyat baskısı ve nitelikli personel eksikliği üzerinde durdu.
“Kasalarla otele su ve yiyecek getiren turist profili”
Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin harcama alışkanlıklarının geçmiş yıllara göre değiştiğini savunan Okutur, daha önce destinasyonlarda önemli miktarda harcama yapan üst gelir grubundaki turistlerin yerini daha düşük bütçeli ziyaretçilerin almaya başladığını söyledi.
Bu değişimin yalnızca otelleri değil, turistlerin konakladıkları bölgelerdeki esnafı ve diğer turizm işletmelerini de etkilediğine dikkat çeken Okutur, “Eskiden destinasyonda para harcayan turist gelirken, şimdi kasalarla otele su ve yiyecek getiren bir turist profili ile karşı karşıyayız” dedi.
Önceki yıllarda Türkiye'ye gelen turistlerin alışveriş ve diğer harcamalarıyla yerel ekonomiye daha fazla katkı sağladığını ifade eden Okutur, “2020’ye kadar Türkiye’de harcama yapan bir turist profili vardı. Çarşıya çıktığında 3 bin, 5 bin pound harcayan bir turist geliyordu” sözleriyle yaşanan değişimi anlattı.
“Türkiye'de otel enflasyonu var”
Turizm sektöründeki önemli sorunlardan birinin ihtiyaç ve fizibilite analizleri yeterince yapılmadan açılan konaklama tesisleri olduğunu belirten Okutur, artan otel sayısının işletmeler arasında yoğun bir fiyat rekabetine yol açtığını savundu.
Türkiye'de ekonomik enflasyonun yanı sıra kendi ifadesiyle bir de “otel enflasyonu” yaşandığını söyleyen Okutur, “Türkiye’de iki enflasyon var. Biri bütün kesimleri etkileyen geçim enflasyonu, ikincisi ise fizibilite etüdü olmadan, bölgesinin ihtiyacına uymayan tesislerin açılması ile oluşan otel enflasyonu” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni tesislerin bölgesel ihtiyaçlar ve turizm talebi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Okutur, kontrolsüz kapasite artışının işletmeleri fiyat düşürmeye yönelttiğini belirtti.
Okutur, “Bir otel, bakıyor istediğini alamayınca fiyat kırıyor. Çok fazla otel yapılıyor, otel yapıldıkça fiyat düşüyor” diyerek sektörde yaşanan rekabetin gelirler üzerindeki etkisine işaret etti.
Personel eksikliği hizmet kalitesini etkiliyor
Turizm sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısını da gündeme getiren Okutur, yeni otel yatırımlarıyla birlikte çalışan ihtiyacının arttığını, ancak bu ihtiyacın yeterince karşılanamadığını ifade etti.
İşletmelerin fiziki koşullarının iyi olmasının tek başına kaliteli turizm hizmeti sunmak için yeterli olmadığını belirten Okutur, çalışanların niteliğinin ve sunulan hizmetin turist tercihlerinde önemli rol oynadığını söyledi.
Okutur, “Kaliteli personel bulamayınca kaliteli servis yapamıyoruz. Kaliteli servis veremeyince de, yapılmış o güzel otellere maalesef ucuz turist gelmeye başlıyor” ifadelerini kullandı.
Personel eksikliği, hizmet kalitesi ve turistlerin harcama kapasitesi arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu savunan Okutur, işletmelerin sürdürülebilir gelir elde edebilmesi için hizmet standartlarının korunması gerektiğine dikkat çekti.
Yükselen maliyetler turizm işletmelerini zorluyor
Türkiye'deki yüksek enflasyonun turizm sektörünün rekabet gücünü de etkilediğini belirten Okutur, artan işletme maliyetlerinin ülkeyi turistler açısından pahalı bir destinasyon haline getirdiğini söyledi.
Konaklama işletmelerinin yanı sıra restoranlar, ulaşım hizmetleri ve turizme bağlı diğer işletmelerin de yükselen maliyetlerden etkilendiğini ifade eden Okutur, sektörde hem maliyet artışı hem de fiyat rekabeti yaşandığına işaret etti.
Okutur'un değerlendirmesine göre işletmeler bir taraftan artan giderlerini karşılamaya çalışırken diğer taraftan müşteri kaybetmemek için fiyatlarını düşürme baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durumun uzun vadede işletmelerin gelir yapısını ve hizmet kalitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
“Doğa bizim dekorumuz değil, varlık sebebimizdir”
Muğla turizminin geleceği açısından doğal ve kültürel kaynakların korunmasının önemine de dikkat çeken Okutur, turizmin yalnızca yeni tesisler ve ziyaretçi sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Okutur, “Doğa bizim dekorumuz değil, varlık sebebimizdir” sözleriyle turizm faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinde çevrenin korunmasının belirleyici olduğunu vurguladı.
Bölgenin turizm potansiyelini oluşturan su kaynakları, kıyılar, tarım alanları, doğal güzellikler ve tarihi mirasın korunması gerektiğini belirten Okutur, bu değerlerde yaşanabilecek kayıpların yalnızca çevreyi değil, turizm işletmelerinin geleceğini de olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz'de 12 ay turizm hedefi
Turizm faaliyetlerinin yalnızca yaz aylarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Okutur, Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz başta olmak üzere bölgenin yıl boyunca ziyaretçi ağırlayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Bölgedeki Kaunos Antik Kenti, ekoturizm rotaları, spor turizmi, sağlık turizmi, termal kaynaklar ve yerel gastronominin farklı mevsimlerde ziyaretçi çekebilecek önemli değerler arasında bulunduğunu ifade etti.
Dalaman Havalimanı'nın kış aylarında daha etkin kullanılmasının da bölge turizminin gelişmesi açısından önem taşıdığını belirten Okutur, sezonun uzatılması için yalnızca konaklama tesislerinin çabasının yeterli olmayacağına dikkat çekti.
Okutur'un değerlendirmesine göre ulaşım olanakları, çevrenin korunması, kıyıların kullanımı, tarımsal üretim ve konaklama kapasitesinin ortak bir planlama anlayışıyla ele alınması gerekiyor. Böylece turizm faaliyetlerinin yılın daha uzun bir bölümüne yayılması ve bölge ekonomisine sağlanan katkının artırılması hedefleniyor.
2027 turizm sezonu için beklentiler sınırlı
Türkiye'nin 2027 turizm sezonuna ilişkin beklentilerini de değerlendiren Okutur, turist sayısındaki artışın tek başına sektörün başarılı olduğu anlamına gelmediğini söyledi.
Yüksek harcama kapasitesine sahip turistlerin azalması, artan tesis sayısı, işletme maliyetleri ve personel sıkıntısı nedeniyle gelecek sezona ilişkin iyimser beklentilerin sınırlı olduğunu belirten Okutur, sektörün mevcut sorunlarına yönelik çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret etti.
Turizm gelirlerinin artırılabilmesi için ziyaretçi sayısının yanı sıra turistlerin konakladıkları bölgelerde gerçekleştirdiği harcamaların da dikkate alınması gerektiğini savunan Okutur, turizm performansının yalnızca ülkeye gelen turist sayısıyla ölçülmesini yeterli bulmadığını ifade etti.
Okutur, Türkiye ve Muğla turizminin geleceği açısından ziyaretçilerin harcama kapasitesinin, sunulan hizmetin kalitesinin ve turizmin destinasyon ekonomisine sağladığı katkının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Muhabir: Kadir Tamer