Köye yıllardır uğramayan, aile evinde oturmayan ya da miras kalan tarlayı kullanmayan kişinin payı, yalnızca bu nedenle ortadan kalkmıyor. Ancak miras payının korunması ile belirli davalarda uygulanan zamanaşımı sürelerinin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Miras kalan aile evini bir kardeşin kullanması, tarlayı yıllarca aynı kişinin ekip biçmesi, uzakta yaşayan mirasçının hakkını kendiliğinden sona erdirmiyor. Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesine göre miras, mirasbırakanın ölümüyle kanun gereği mirasçılara geçiyor. Dolayısıyla kişinin köye dönmemesi veya miras işlemlerini takip etmemesi, tek başına payından vazgeçtiği anlamına gelmiyor.

Tarlayı kullanan, tamamının sahibi olur mu?
Muğla’daki köy evleri, zeytinlikler ve aile tarlaları açısından da önemli olan ayrım, taşınmazı fiilen kullanmakla mülkiyet hakkına sahip olmak arasında bulunuyor.
Birden fazla mirasçı varsa, paylaşmaya kadar miras ortaklığı oluşuyor. Kanunun 640. maddesi uyarınca mirasçılar, miras kalan malvarlığına elbirliğiyle sahip oluyor. Bu nedenle bir kardeşin aile evinde yaşaması veya tarlayı işlemesi, diğer kardeşin payını kendiliğinden ona geçirmiyor.
Kanundaki 20 yıl ne anlama geliyor?
Taşınmaz hukukundaki “20 yıl” düzenlemesi, her miras uyuşmazlığına uygulanabilecek genel bir hak kaybı süresi değil.
Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlarda, diğer yasal koşullarla birlikte en az 20 yıl boyunca davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla sürdürülen zilyetliğe dayanılarak tescil istenebilmesini düzenliyor. Buradaki zilyetlik, taşınmaz üzerindeki fiilî hâkimiyeti ifade ediyor. Yalnızca “20 yıldır ben kullanıyorum” demek, mülkiyeti kazanmak için yeterli olmuyor.
Tapulu taşınmazlar yönünden de ayrı koşullar bulunuyor. Üstelik 713. maddedeki, tapu malikinin ölümüne dayanılarak kazanıma imkân veren düzenlemenin ilgili bölümü Anayasa Mahkemesince 2011’de iptal edildi. Bu nedenle eski düzenlemelere dayanan bilgilerle bugünkü miras payları hakkında kesin sonuç çıkarmamak gerekiyor.

Dava zamanaşımı ile miras payı aynı şey değil
Kanunun 639. maddesi, mirasçılıktaki üstün hakka dayanılarak açılan “miras sebebiyle istihkak davası” için özel süreler öngörüyor.
İyiniyetli davalıya karşı, kişinin mirasçılığını ve davalının miras malını elinde bulundurduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıllık; her hâlde mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıllık zamanaşımı düzenleniyor. İyiniyetli olmayanlara karşı ise süre 20 yıl.
Ancak bu süreler, bütün miras taleplerinin aynı sürede sona erdiğini göstermiyor. Önce uyuşmazlığın hangi hakka ve dava türüne dayandığının belirlenmesi gerekiyor.

Hiç haber alınamayan mirasçının payı ne olur?
Başka şehirde yaşadığı bilinen fakat köye gelmeyen mirasçıyla, sağ olup olmadığı bilinmeyen kişi de aynı durumda değil.
Kanunun 586. maddesine göre, mirasın açıldığı anda sağ olup olmadığı ispat edilemeyen ve ortada bulunmayan mirasçının payı resmen yönetiliyor. Payın başkalarına teslimi için gaipliğe ilişkin yasal süreç gerekiyor; aile üyeleri kendi aralarında “yıllardır yok” diyerek bu payı paylaşamıyor.
Muhabir: Mukaddes Yelin