Muğlalıları ilgilendiren riskler açıklandı. Artık her yıl yaşanan ve kontrol altına alınamayan mega yangınlar, 2070’lerde Muğla’nın o meşhur yeşil dokusunu gri bir kül tabakasına bırakabilir. Ormanların yok olmasıyla birlikte mikroklima değişecek, yağış rejimi tamamen bozulacaktır. Bu durum, Muğla’nın sadece görsel güzelliğini değil, arıcılıktan zeytinciliğe kadar tüm yerel üretim modelini ortadan kaldıracaktır.
DENİZ SEVİYESİNDEKİ YÜKSELİŞ VE KIYI İSTİLASI
Küresel ısınmanın etkisiyle yükselen deniz seviyesi, 2076 yılında Muğla’nın dünyaca ünlü koylarını ve sahil kasabalarını haritadan silebilir. Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi ilçelerde deniz suyu, bugün bildiğimiz kordon boylarını ve alçak rakımlı oteller bölgesini kalıcı olarak işgal edebilir. Ancak daha büyük tehlike yer altında gizli; deniz suyunun tatlı su rezervlerine karışması, bölgedeki içme suyu kaynaklarını tamamen tuzlandıracaktır.
YATIRIMLARIN ÇÖKÜŞÜ VE TURİZMİN SONU
Muğla ekonomisinin %80’inden fazlasını sırtlayan turizm sektörü, 50 yıl sonra "iklim mülteciliği" gölgesinde kalabilir. Aşırı sıcaklar nedeniyle turizm sezonunun sadece kış aylarına sıkışması veya tamamen bitmesi, bölgedeki gayrimenkul değerlerini yerle bir edecektir. Yarım asır sonra Muğla, bugünkü ihtişamlı villaların ve marinaların yerini, su ve gıda güvenliği krizleri nedeniyle terk edilmiş hayalet tesislere bıraktığı bir coğrafya olma riski taşımaktadır.
* Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi ilçelerde deniz suyu, kordon boyları ve oteller bölgesini kalıcı olarak işgal edebilir.
* Deniz suyunun tatlı su kaynaklarına karışması, içme suyu rezervlerini tamamen tuzlandıracak ve su kıtlığını artıracaktır.
* Su kıtlığı, Muğla’nın lüks turizm kimliğini sonlandırıp hayatta kalma mücadelesi verilen bir bölgeye dönüştürebilir.