Datça Yarımadası, tarım için gereken tatlı su kaynakları bakımından şehrin en fakir ilçesidir. Toprak yapısı aşırı kireçli ve sığdır. Yıllık yağış miktarının düşüklüğü ve rüzgarın toprağı hızla kurutması, sulu tarımı imkansız kılar. Datça’nın dağlık iç kesimlerinde bitki yetişmesine izin vermeyen sert kireçtaşı katmanları, burayı tarımsal açıdan verimsiz bir bölge yapar.
KAVAKLIDERE: ORMANLIK VE KAYALIK ARASINDA SIKIŞAN İLÇE
Muğla’nın en küçük ilçelerinden biri olan Kavaklıdere, %80’i aşan orman varlığı ve aşırı engebeli arazisiyle tarıma kapalıdır. İlçede geniş tarım ovalarının bulunmaması, makinalı tarımı bir hayal haline getirir. Toprağın asitliği ve mermer yataklarının yoğunluğu, bitkisel üretimin çeşitlenmesine izin vermeyen kimyasal bir yapı oluşturur.
MARMARİS: TURİZM VE SARP COĞRAFYA
Marmaris, deniz ve ormanın buluştuğu eşsiz bir noktadır ancak tarım için aynı şeyi söylemek zordur. İlçenin büyük bölümü milli park ve koruma alanı statüsündedir. Kalan araziler ise turizm imarına açılmıştır. Marmaris’in yüksek kesimlerindeki sarp kayalıklar, toprak tutunmasına izin vermediği için tarımsal elverişsizliğin en uç örneğidir.
TOPRAKTA MAGNEZYUM VE BOR YÜKSEKLİĞİ
Muğla’nın bazı iç kesimlerinde jeolojik yapıdan kaynaklanan magnezyum ve bor fazlalığı, bitkilerde toksik etki yaratarak gelişimi durdurur. Yatağan çevresindeki bazı eski maden sahaları ve kül barajları yakınındaki topraklar, kimyasal kirlilik nedeniyle tarıma uygun olmayan "ölü alanlar" olarak nitelendirilmektedir.