Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı Göcek Mahallesi’ndeki Osmanağa Günlüklü Koyu’nda iş makineleriyle yürütülen çalışmalar sürerken, bölgedeki tartışmalar da büyüyor. Alana gitmek isteyen yurttaşların kara yoluyla girişinin jandarma barikatıyla engellendiği, bazı vatandaşların ise denizden eylem yaptığı bildirildi. Tepkilerin ardından çalışmaların jandarma ekiplerince durdurulduğu ifade edildi.
Bölgede yaşanan gelişmeler üzerine CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan alana giderek vatandaşlarla bir araya geldi. Özcan, koyda yaptığı açıklamada Muğla’nın Türkiye’nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olduğunu vurgulayarak, bölgedeki doğal yapının korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Günlüklü Koyu’nun endemik günlük ağaçlarıyla dikkat çeken özel bir alan olduğuna işaret eden Özcan, bugüne kadar vatandaşların bu bölgeyi doğal yapısına zarar vermeden kullandığını belirtti. Ancak son süreçte koyun doğrudan kiralama yöntemiyle bir şirkete verilmek istendiğini ifade eden Özcan, bu durumun kamuoyuna yeterince açıklanmadığını söyledi.
Kıyıların halkın ortak kullanım alanı olduğunu vurgulayan Özcan, yaşanan süreci “vatandaşın anayasal hakkının gaspı” olarak nitelendirdi. Kıyıların bir hak olarak mı yoksa rant alanı olarak mı görüldüğüne dair net bir ayrım oluştuğunu belirten Özcan, yerel yönetimlerin de süreç dışında bırakıldığını ifade etti.
Yerel yönetimlerin ve bilim insanlarının görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini kaydeden Özcan, planlamanın akıl ve bilim ışığında yapılmasının önemine dikkat çekti. Mevcut sürecin ise rant odaklı ilerlediğini savunan Özcan, kıyıların halkın kullanımına açık kalması gerektiğini yineledi.
Özcan, çalışmaların durdurulmasının olumlu bir gelişme olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını belirterek, söz konusu projenin tamamen iptal edilmesini talep ettiklerini dile getirdi.
“Proje Derhal İptal Edilmeli”
Özcan açıklamasında şunları söyledi:
“Muğla çok özel bir yer. Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahibiz. Burada korunması gereken çok önemli doğal yapımız var. Keza Günlüklü koyu olarak da geçiyor. İçindeki endemik günlük ağaçlarının da korunması gereken bir alan. Bugüne kadar bu vatandaşlar gidiyordu herkes gelen orada denizine girip orada kıyıda oranın güzelliğine hiçbir zarar vermeden geliyor. Ama bir gün kalkıyorsunuz sabah bu sefer diyorlar ki ‘bir şirkete kiralama yapılıyor.’ Doğrudan kiralama yöntemiyle. Hiç kimsenin haberi olmana yani bunun gerçekten açıklanabilir bir hali yok. Bu gerçekten burada vatandaşın kıyı kullanma hakkının gaspı, anayasal hakkımız. Kıyılar halkındır.
Gizem Özcan, bölgede yaptığı açıklamada kıyıların kullanım hakkı ve projeye yönelik itirazlarını dile getirerek, “Aslında burada şu çizgiyi net bir şekilde görüyoruz, kıyı kullanımına bir hak olarak bakan zihniyetle kıyı rant olarak gören zihniyetin arasındaki farkı biz burada net görüyoruz. Aynı zamanda yerel yönetimlerimiz de bu konuda bir bilgi alışverişe yapılmıyor. Yerel yönetimlere hiçbir şekilde burada işin içine katılmıyor. Oysa burayı en iyi bilenler yerel yönetimler ve halkın taleplerine yerel yönetimlerin taleplerine akıl ve bilimle buradaki bilim insanlarının söylemleriyle ve planlamayla bunların yapılması gerekirken, nereye ne yapılacağı planlanması gerekirken tamamen rant odaklı işler yapılıyor. Özellikle bir kez daha vurguluyoruz ve diyoruz ki tekrar tekrar kıyılar halkındır. Halkın kalacaktır. Bugünkü erteleme olumludur ama yetmez. Bilimin, aklın, verilerin ışığı altında değerlendirilmesi lazım ve bunun değerlendirildiğinde de biraz önce ifade ettiğim gerekçelerle üçüncü derece doğal sit olması, kıyıların halkın kullanımına açık olması, fiili olarak bir ücretlendirme politikasının yaratılmaması gerektiğini bir kez daha vurgulayarak bu projenin iptal edilmesini istiyoruz. Açık ve net talebimiz, halkın talebi budur. Halk buradadır. Kıyıların gerçek sahipleri buradadır ve talepleri de bu yöndedir. Halkın sesine kulak versinler ve projeyi derhal iptal etsinler. Bunun için de mücadele etmeye var gücümüzle devam edeceğiz” dedi.