Aylık bazda fiyat artış hızı yüzde 1 barajının altına gerileyerek yüzde 0,99 olarak kayıtlara geçti. Bu makroekonomik gelişmenin ardından, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yeni maaş tutarları kamuoyuyla paylaşıldı.
Devletin sağladığı destekle en düşük emekli aylığı 20 bin TL seviyesinden 23 bin 552 TL'ye tırmandı. Memur kadrolarında çalışanların taban aylığı ise 61 bin 809 TL'den 70 bin 224 TL rakamına ulaştı. Memur emeklilerinin alacağı en düşük bedel 31 bin 527 TL şeklinde güncellendi. İşçi ve esnaf (SSK ve Bağ-Kur) emeklilerinin zam oranı yüzde 17,76 seviyesinde gerçekleşirken, memur ve memur emeklileri yüzde 13,52'lik bir artış elde etti.
Taban Aylıklardaki Adalet Dengesi
Ekonomist Muhammet Bayram, katıldığı bir televizyon programında bu yeni rakamların piyasadaki karşılığını detaylı bir şekilde analiz etti. Sunucunun memur ve işçi emeklileri arasındaki 10 bin lirayı aşan maaş farkına dikkat çekmesi üzerine Bayram, mevcut durumun zorluklarını anlattı.
Bayram, 23 bin 552 liralık yeni taban aylığın yeterli olduğunu kimsenin savunamayacağını belirtti. Bilhassa metropollerdeki kira giderlerine işaret eden uzman isim, konut fiyatlarında yüzde 45 seviyelerine varan yükselişler yaşandığını hatırlattı. Buna karşılık maaşlardaki artışın yüzde 20 bandının altında kalmasının, geçim sıkıntısını derinleştirdiğini vurguladı.
"En düşük emekli maaşı neden 25 bin TL yapılmadı?" şeklindeki soruyu da yanıtlayan Bayram, orantısız artışların sistemdeki adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Daha yüksek prim ödeyen vatandaşların yüzde 17,76 oranında zam aldığını, taban aylığı orantısız şekilde yükseltmenin bu kesime haksızlık olacağını savundu. Düşük maaşların temelinde yatan eksik prim günlerine dikkat çeken Bayram, devletin bu farkı sosyal devlet ilkesi gereği kapattığını ve gönlünden geçen taban aylığın aslında 30 bin TL olduğunu sözlerine ekledi.
Dezenflasyon Süreci ve Dirençli Fiyatlar
Enflasyonla mücadele programına da değinen uzman isim, ekonomideki en büyük tehlikenin fiyat artışlarındaki katılık olduğunu belirtti. Son aylarda bu direncin net bir şekilde hissedildiğini ancak haziran ayındaki düşüşle beraber dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazandığını aktardı.
Özellikle temmuz ve ağustos aylarında tarımsal üretimin etkisiyle gıda fiyatlarında hızlı bir geri çekilme beklendiğini duyurdu. Ne var ki, barınma maliyetlerindeki yüksek seyrin memur ve emeklilerin bütçesini sarsmaya devam edeceğini kaydetti. Konut fiyatlarındaki artışın, eğitim ve sağlık gibi diğer temel hizmetlerdeki enflasyonu da doğrudan yukarı taşıdığı uyarısında bulundu.
Üretici ile Tüketici Arasındaki Uçurum
Tarımsal ürünlerdeki fiyat dengesizliği, Bayram'ın gündemindeki bir diğer kritik konuydu. Tarladaki üretici ile şehirdeki tüketici arasındaki makasın giderek açıldığına vurgu yapıldı.
Tarlada 1 liranın altında alıcı bulan kirazın, büyükşehirlerdeki tezgahlarda 70 ila 100 lira arasında satılabildiğine dikkat çekildi. Bu arz-talep zincirindeki sorunun çözülmemesi durumunda, enflasyonun yüzde 30'lu seviyelerde takılıp kalacağı öngörüldü.