Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz bölgesindeki turizm işletmelerini temsil eden Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve Turizm İşletmeciler Birliği (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur, küresel ısınmanın Türkiye’de tarımdan turizme, su kaynaklarından ekonomik yapıya kadar geniş bir alanı tehdit ettiğini belirtti.
Küresel ısınma artık kaçınılmaz bir gerçek
Dünyanın hızlı bir iklim değişimi sürecine girdiğini ifade eden Okutur, mevcut durumun insan faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Okutur açıklamasında, “Yaşadığımız dünyada küresel ısınma kaçınılmaz bir gerçek haline gelmiştir. Hızlı gelişen sanayileşme, plansız kentleşme, fosil yakıtların kullanılması ve orman alanlarının azalması gibi faktörler gezegenimizin iklim dengesini alt üst etmektedir. Artan sıcaklıklar habitatları ve ekosistemleri tehdit etmektedir” dedi.
İklim sistemleri bozuluyor, göller kuruyor
Küresel ısınmanın iklim sistemi üzerinde yarattığı değişimleri değerlendiren Okutur, buzulların erimesi, aşırı sıcaklık dalgaları, düzensiz yağışlar ve uzun süreli kuraklıkların artık olağan hale geldiğini belirtti.
Okutur, “Bu durum göllerin kurumasına, birçoğunun da sularının çekilmesine neden oldu” diyerek tehlikenin boyutlarına dikkat çekti.
Okutur açıklamasında, 2023 yılı itibarıyla Türkiye’de 148 büyük ve küçük gölün tamamen kuruduğunu, 40’tan fazla göl ve barajda ise su seviyelerinin kritik derecede azaldığını hatırlattı.
Tarım, ekonomi ve turizm etkileniyor
Su kaynaklarının hızlı kaybı ve sıcaklık artışlarının tüm sektörlerde baskı oluşturduğunu belirten Okutur, özellikle tarımsal üretimin zorlaştığını ifade etti.
Okutur, “Tarım olumsuz etkilendi, gıda üretimi zorlaştı ve maliyeti arttı, ekonomi ciddi anlamda etkilendi. Susuzluk sorunu artan sıcaklıklarla birlikte su kaynakları azalmakta, içme suyu kaynakları ciddi tehdit altında kalmaktadır, hatta gelecekte savaşlara neden olacaktır” dedi.
Ayrıca kuraklığın turizm sektörüne de yansıdığını söyleyen Okutur, su ve deniz kıyılarındaki turizm tesislerinin bu süreçten olumsuz şekilde etkileneceğini ifade etti.
Topraklar çölleşiyor, denizlerde canlı türleri yok oluyor
Tarım alanlarının hızla azaldığını, toprakların çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Okutur, atmosferdeki karbondioksit artışının denizlerde daha büyük bir tehdide dönüştüğünü söyledi.
Okutur, “Denizlerde küresel ısınma etkisiyle karbondioksit emisyonları okyanuslarda emilir, suyun asidik olmasına neden olur, bu asidik ortam birçok deniz canlı türünü yok eder” ifadelerini kullanarak her yıl artan sıcaklıkların şiddetli yağışlara, fırtınalara ve kasırgalara yol açtığını da ekledi.
Türkiye’nin yüzde 88’i çölleşme tehlikesi altında olabilir
Birleşmiş Milletler’in 2025 raporuna değinen Okutur, Türkiye’nin gelecek risklerine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Birleşmiş Milletler’in 2025 raporuna göre Türkiye’nin kara alanlarının yüzde 88’inin 2030 yılına kadar çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceği belirtilmiştir. Bu süreçte kıtlık, hastalık, kara borsa ve şiddet olaylarında ciddi artışların olabilme ihtimali vardır.”
Kuraklık ve rüzgarın etkisiyle daha sık yaşanacak orman yangınlarının ekosistemlere büyük zarar vereceğini belirten Okutur açıklamasında, açlık ve yoksulluk sebebiyle ülkeler arasında büyük göç dalgalarının yaşanabileceğini de kaydetti.
Toplumu bilinçlendirmeliyiz
Okutur, iklim krizinin durdurulması için toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
“Topluma okullarda, üniversitelerde seminer ve panellerde çevre eğitimi verilerek bilinçlendirmek, yeşil alanların korunmasını artırmak, şehirlerin master plan ve çevre düzeni planlarını yapmak, agro turizmine önem vermek, yenilenebilir enerjileri teşvik etmek, geri dönüşüm ve sıfır atık projelerini yaygınlaştırmak büyük önem taşımaktadır. Damlama sulama sistemleri ile eko tarım yapılmalı, kimyasal ve elektronik atıklar belirli yerlerde toplanmalı, yerel ürünler desteklenmeli ve su dikkatli kullanılmalıdır.”
Okutur, dünyanın ısınmasının artık tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek açıklamalarını tamamladı.