"O ağacı hatırlıyorum. Gölgesi olmayan insanların devirdiğiağaçlardan o ağaç. Asırlardır insanları gölgesinde sarıp sarmalayan ağaç.Kutsal ağaç, hayat ağacı. O ağaç ninemin gözlerinin renginde. Ninemin soluğunuhissediyorum o ağacın gölgesinde."
Yorgunum ve ıslağım. Üzerimdeki mavigömleği gözyaşlarımın gölgeli gölgesiz beyazlıkları istila etmiş. Röntgenfilmine yansıyan siyah beyaz belirli belirsiz görüntüler gibi. Bunca gözyaşıyüreğimi harladıkça harlamış, ağladıkça ağlamaya devam etmişim. Daha önce bukadar ağlamış mıydım? Hatırlamıyorum.
Evet, hatırlamıyorum. İnsanabahşedilmiş en değerli ikramlardan biri unutmak. Gölgesi olmayan hayatlarıyaşayan insanların en büyük aldanışıdır unutmak. Hemen unutuvermek, ne kadar daanlamlı. Anlamını kaybetmiş hayatların boş vermişliğinde unutmak ne kadar dakolaydır. Çarçabuk unutulan ve çarçabuk tüketilen.
Hatırlamıyorum demiştim? Neden o kadargöz yaşı döktüğümü gerçekten hatırlamıyorum. Okunması ertelenmiş kitaplar,yazılması planlanan ama bir türlü yazılamayan yazılar, yaşamayı isteyip deyaşayamadığımız hayatlar. Yarım kalmış hikâyelerle örülmüş insan ömürleri.Acaba yazsaydık bizim hayatımız da roman olur muydu?
Bunca soru acayip baş ağrıtıyor, cansıkıntısı da cabası. İşin içine düşünmek girince tünelin sonundaki ışığı birtürlü yakalayamıyoruz. Tünelden çıkmak da istemiyoruz. Gözümüz karanlığaalışıyor. Bu arada sis lambalarını açıyorum. Yağmur yağıyor, içinde afetkorkusunu hatırlatan cinsinden. Arabanın sil geçlerinin hızına yetişemiyorum. Sis kaplamış her yeri. Karşıdan gelen aracınfarları gözüme giriyor. Karanlığa alışıp da birden ışıkla karşılaşan tavşanlargibiyim. Donup kalıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Araba üzerime üzerimegeliyor. Ani bir kararla sola kırıyorum direksiyonu.
Kayıp gidiyor elimden direksiyon,araba. Her neredeysem bir boşluğa düşer gibiyim. Başım bir yerlere çarpıyor.Siyah beyaz flaşlar çakıyor gözümde. Gerisini hatırlamıyorum. Kucaklanıyorum.Şefkatli eller sarıyor beni, başımı okşuyor. Hafifliyorum. Neredeyim, burayanasıl geldi, neler yaşadım? Hatırlamıyorum.
Belki de hatırlamak istemiyorum.Kendimi, beni kucaklayan ellere teslim etmek istiyorum. Bu kucaklamaya karşılıkvermek istiyorum. Ellerimi uzatıyorum. Kollarımla sarmak istiyorum. Sıcak birnefes ısıtıyor beni, koruyucu bir elin gölgesindeyim sanki. Hatırlamıyorum amagüveniyorum.
Bunca zamandır başımı ağrıtan gerekligereksiz bütün cümleler silinip gidiyor. Sorularım cevap aramayı bırakmış. Tekbir cevapta bütün sorular cevabını bulmuşum sanki.
Sararmış silik fotoğraflarda gizlenmişbir yüze sahibim. Bütün görüntüler bulanıklaşmış. Hiçbir şey net değil. Olmasında. Bu silik görüntülerde huzur buluyorum. Belki cümleler kuramıyorum, belkianlamı kaybediyorum. Renklere sahibim. Yeşilin tonlarında bir tablonuniçindeyim sanki. Yeşil canlı bir yeşil. Noktalar art arda sıralanmış. O noktaları birleştiriyorum. Birleştirdikçegörüyorum seni. Ne kadar güzelsin.
Senin güzelliğin farklı bir güzellik.Bu güzellikte bir şeyler fark ediyorum. Uyanıyorum tatlı rüyalarımdan. Senigörüyorum. Seni net görüyorum. Seni hatırlıyorum. Sen çocukluğumdan banakalan en çok hatırlamak istediğimsin.Sen annemsin, sen babamsın. Sen hep benimleydin aslında. Seni nerelerdeunuttum?
Hatırlamak istiyor muyum? Evet,istiyorum sadece seni. Sen her daim aynı renkte, aynı güzellikteydin. Duruşunhep aynıydı, sen neysen hep oydun. Ninem senin için asırların sesi vardıriçinde, iyi dinle; derdi. Ne zaman sıkılsam sana koşardım. Ne kaldıysatanıklıklarından bana anlatırdım. Ne güzel dinlerdin. Ninem gibi dinlerdin.Beni bir sen bir de ninem dinlerdi. Senin gölgende kendimi bulmak, seninlehayaller kurmak iyi gelirdi. Sen toprak kokardın, yağmur kokardın, hayatkokardın.
Ağacımı bırakmak istemiyorum, hayırbırakın kollarımı. Onunla tamamlandım ben. Bakın benim de bir gölgem var. Onungölgesinde buldum gölgemi. Yaşanmış bütün hayatlar onunla bulmuş gölgelerini.
Başım çatlayacak gibi ağrıyor, alnımdankan damlıyor. Ağzımda kanın genzimi yakan tadı. Gözlerimi yakan ışık azalıyor,görüyorum. Görmeye başladığım anda hatırlıyorum. Sağanak yağmur altındaarabamla yol alırken ve tünele yaklaşmışken. Üzerime hızla gelen aracaçarpmamak için direksiyonu sola kırmıştım. O hızla arabaya hâkim olamamış yolkenarındaki tarlaya girmişim. Bir ağaca çarpmışım. Başım direksiyona çarpmış, ohâlde nasıl dışarıya çıkmışım, hatırlamıyorum. Çarptığım ağaç devrilmiş, beni oağaca sarılmış bulmuşlar. Bir türlü ayıramamışlar. Zorla ayırdıklarında daağlamaya başlamışım. Durmadan ağlıyormuşum.
Hatırlıyorum, ağlıyordum. Hıçkırıklaryüreğime saklanmış.
O ağacı hatırlıyorum. Gölgesi olmayaninsanların devirdiği ağaçlardan o ağaç. Asırlardır insanları gölgesinde sarıpsarmalayan ağaç. Kutsal ağaç, hayat ağacı. O ağaç ninemin gözlerinin renginde.Ninemin soluğunu hissediyorum o ağacın gölgesinde.
Uyanıyorum, onu görüyorum. Ağacımasarılıyorum. Bir zeytin ağacı bu. Sabrın, şükrün, sevdanın, huzurun ağacı.Zeytin ağacı ve gölgeler! Zeytin ağacı ve gölgesini bulmuş insanlar. Ben zeytinağacımda kaybettiğim gölgemi buluyorum. Hatırlıyorum.