Hayat ve insan...
Hayat, doğum ve ölüm noktası arasında akıp giden bir yol... Hayat bir yolculuk...
İnsan ise nereye gittiğini ve yolun nerede son bulacağını bilmeyen bir yolcu...
Varlık gayesi yolda olmak olan insana düşen ise yürümek. Yürümek ise sebebi bilmenin ve istemenin bir ispatı. "Ben buradayım çünkü..." diyen insanın boşluğu doldurmak için attığı adımlarla hayaline/niyetine yol alması.
O hayal de niyet de uzaktan bakanların değil ancak yürüyenlerin ulaşabileceği bir menzil.
Yol zorlu, meşakkatli. Yol çetin engeller ile dolu. Ancak menzil, uğruna yorgunluğun göze alındığı/alınabileceği bir dinlenme noktası.
Yol çeldiricilerle dolu. "Kestirmeden gitmek menzile daha çabuk ulaştırır." diyenlerin, "Daha kolayı var." diyenlerin sufleleri ve "acaba"ların musallatlığı...
Yörükler, "Kestirmeden gidecek kadar vaktim yok." derler. Paulo Chelho ise "Gitmeye değer yerlerin kestirmesi yoktur." der.
Yolda olmak kadar önemli olan, doğru yolda olmaktır. Doğru gemiye binmek, doğru sokağa girmek, doğru yere merdiven dayamak, doğru masaya oturmak, doğru hedefe niyetlenmek...
Önemli olan, yolda olmanın yanı sıra yolda kalmak/kalabilmektir. Kestirmeye sapmamak, hızını alamayıp ilk virajda savrulmamak, yolunu kaybedip yan yollara sapmamak.
Ne istediğini, niye istediğini, kimden istediğini ve nereye gittiğini bilmek.
Yolun yorgunluğuna katlanıp sunduğu fırsatlara rast gelmek. Yoluna çıkanın kıymetini bilmek, nasibine ve rızkını kucak açmak. Kâr-zarar hesabı yapmadan...
Yol sancısız olmaz, yolculuk meşakkatsiz olmaz. Gün doğup gün batarken, kendine eşlik edenlerin sayısı artıp eksilirken, yolda kendine eşlik edenler günden güne değişirken, insana düşen acziyetini fısıldayıp şükrünü haykırmaktır.
Her zorlukta birlikte bir kolaylığın da var olduğu vaadini hatırlayıp yorgunluğunu unutmak, gayretini artırmaktır.
"Takdir-i ezele teslimiz ama gayrete de aşığız." diyor şair Cahit Zarifoğlu.
Hazanın yerini hüzne bırakmadan baharın neşesinin, güzelliğinin yolu süslemeyeceğini bilip hazan yaprakları üzerine nazikçe basmaktır.
Dahası yolun hakkını vermektir.
Yolun hakkını vermek; yorulunca pes etmek değil dinlenmesini, nerede dinleneceğini, orada ne kadar kalacağını/konaklayacağını bilmektir.
Yolu verene, yola düşme cesareti ve gücü verene, yolda tutana, yolun sonundaki hayrı yaratana her adımda şükretmektir. Yolcu olduğuna, yolda olduğuna, niyete/hedefe yürürken yalnız olmadığına şükretmektir.
Her adımda, her nefes alışverişinde hayırlısını dileyip/isteyip "âmin" demektir.
"Ayağına taş değmesin." diye dua edenlerin varlığından haberdar olmak, kendisine kanat takan o dualı dillere vefayı unutmamaktır.
"Sümme ileynâ türceûn" uyarısını unutmadan yolun ve yolculuğun hakkını vermenin huzuru ile gönlünün ekmeğine ulaşmaktır.
Selam olsun yolun hakkını verenlere...
25.10.2023