Öylebir zamandayız ki haber izleyemez olduk. Gazeteler, sosyal medya ve haberlercan sıkan, geleceğe dair umutlarımızı yıkan hatta mide bulandıran içeriklerledolu. Evler, sokak, çarşı, işyeri hep bir çatışma ortamı.
Duyarlıve sorumluluk sahibi bir avuç insan, "Ne olacak bizim halimiz?" sorusununcevabını bulabilmenin derdinde... Kalabalıklar ise bu durumu siyasi emellerineulaşabilmek için bir fırsat olarak kullanabilmenin derdinde... Öyle ki bir tarafbütün enerjisini ülkede işlerin yolunda gitmediğini gösterebilmek, diğer tarafise bütün enerjisini kendini savunmak için harcıyor. Dolayısıyla da olağan meselelerdahi sağlıklı bir şekilde değerlendirilemiyor; normaller, anormal meselelerhaline geliyor.
Yakınzamanda kaybettiğimiz Sezai Karakoç'un, "Yitik Cennet" isimli eserini okurkenben de ne olacak bizim halimiz, demekten kendimi alamadım.
Düşüşhayatın bir gerçeği. İniş ve çıkışlar insan yaşamının vazgeçilmez bir akışı.Üstad bu düşüş gerçeğini ve düşmenin bize yararını; " Ah düşüşsüz insan!Benden övgü bekleme. Düşüşün tadını almayan insan, senin yücelerinserinliğinden, aralığından ne haberin vardır! Ey zindanda bir gece geçirmemişdost! Güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin? " şeklindeaçıklıyor.
Veyine soruyor: " Yurdunu hangi insan daha çok sevecektir, doğduğu yerdenölünceye kadar hiç ayrılmayan insan mı? Yoksa en genç çağında yurdundanayrılarak savaşa gitmiş, esir düşmüş, bir daha dönme umudunu tam yitirmişkenansızın esen bir Hızır yeliyle kendisini yine ülkesinde bulan insan mı? "
Karakoçdevam ediyor: " Düşmemiş medeniyet var mı, olsaydı ne değeri olurdu? Önemliolan bir medeniyetin düşmeyişi değil, düşüşü dirilmesiz ölüme dönüşmedendoğrularını bulabilmesidir ."
Nasılki Âdem'in kendini bulabilmesi için Cennet'ten çıkarılması, "Hz. Âdem" olmasıiçin Cennet'i yitirmesi gerekiyorsa; zaman zamanda toplumların kendi kimliğinihatırlaması, özüne dönmesi, kendi kültürüne ve değerlerine yeniden sahipçıkması için maddi ve manevi birtakım çöküşler yaşaması gerekebilir.
Nasılki yasak yemişe dokunmak Adem'in alın yazısı ise bazen yanılıp şaşmak, hatalaryapmak, yanlış kararlar almak, öngörememek ve düşmek de insanların vetoplumların alın yazısı.
Nasılki topraktan yaratılan Adem'in şeytanın fısıltısına kulak vermesinin bedeliyine aslı olan toprağa yani dünyaya dönüş ise toplum olarak yaşadığımızgerileme, kriz ve çöküşlerde çare yine aslımıza dönmektir. Yani bizi biz yapankültüre, inanca ve yurt olarak belirlediğimiz bu topraklar için bedel ödenengünlerin bilincine yeniden sahip olmaktır.
SezaiKarakoç, " Malzemede ölür, eserde diriliriz. Bundandır ki dünyada ölüş, birdirilişe çıkıştır ." diyor. Onun içindir ki maddi medeniyet unsurlarınıngeliştiği bu dönemde, manevi unsurları da yeniden diriltmeye ihtiyaç var.Ortaya konulan eserin yanı sıra, onu yaşatacak ve geliştirecek ruhun yenideninşasına ihtiyaç var.
Maddeve ruh arasında bir daire şeklinde devam eden insanın serüveni, anlamını ruhunolgunlaşması ile bulacaktır. Yalnızca maddi gelişime odaklanan insan vetoplumlar ise bir süre sonra kaçınılmaz bir son olarak çöküşü yaşayacaktır.Onun içindir ki insanın maddi aslı yanında, ona da şekil veren ruh aslına dayatırım yapması kaçınılmazdır.
Tarihboyunca birçok kez yükselişi ve çöküşü yaşayan bir millet olarak bu dirilişibir daha gerçekleştirebiliriz. Hayatın her alanında ve günün her anında şahitolduğumuz olumsuzluklar bizi dönüşü olmayan bir çöküşe sürüklemeden önceaklımızı başımıza almalı, geçmişten de ders alarak bir şeyler yapmalıyız.
Bunuyapabilecek güce sahibiz. Yalnızca bunun gerekliliğine inanmak gerekiyor.
SezaiKarakoç bu noktada bize şöyle sesleniyor: " Uygarlığın son çocukları! Evet;siz de tekrar uygarlığı yücelten, en parlak vakitlere eriştiren öze dönerek onuyeniden ihya edebilirsiniz ."
Yetkive sorumluluk sahibi insanlar, milli meseleleri anlık çıkarlara meze etmeyi birkenara bırakarak bir şeyler yapmalı. Toplum olarak biz de bu konuyu yalnızcasosyolojik boyutuyla ele alarak onlara destek olmalıyız.
Aksihalde topyekûn bir hezimet kaçınılmazdır.
Büyükçınarın daha büyük gürültüyle yıkılacağını, altında ve çevresinde olan herkesezarar vereceğini unutmayalım.
05.01.2022