Yaşasın Kontrollü Muğla Demokrasi Şöleni...

Süleyman Akbulut arkadaşım 20 Ekim tarihli yazısına “Balcı'yı, Partinin İl Binasından Yönetilmesini İstemeyenler Mi Yedi?” başlığı atarken, Nejat Altınsoy arkadaşımız da 21 Ekim tarihli yazısına “Yaşasın Kontrollü Demokrasi” başlığı attı.

Ben de “Yaşasın Kontrollü Muğla Demokrasi Şöleni...” başlığı atmış bulunuyorum.

Hafta sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan ve ‘evlere şenlik şölen’ havasında geçtiği söylenen CHP Muğla 39. Olağan İl Kongresi hepimize daha çok başlık attıracaktır.

Süleyman Akbulut’un sorusu ise açık ve net... Nejat Altınsoy’da önemli tespitlerde bulunduğu yazısında adeta soruya “Yaşasın Kontrollü Muğla Demokrasi Şöleni...” başlığı ile vermiş:

Kontrollü Muğla Demokrasisi

Kim kontrol ediyor?” diye sorarsanız, dün Osman Gürün kontrol ediyordu, bugün Ahmet Aras kontrol ediyor... Elbette bir de Gonca Köksal Aras...

*

Bu çok konuşulacak kongrenin karabatak adayı Mehmet Kubilay Özcan aday olur gibi oldu haberim olmadı. Aday olmadığını telefonla arayıp bildirdiği için haberim oldu. Oysa aday olduğunu bile yazmamıştım. Sonra aday oldu yine haberim olmadı. Kongreye gidilirken adaylıktan çekilmiş yine haberim olmadı. Tabii elbette haberim oldu, eniştem var haberdar eden..!

Dün “21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü”ydü.

CHP’nin yanar döner adayı M. Kubilay Özcan vatzaptan “Basın özgürlüğüne, doğru habere ve toplumsal sorumluluğa gönül vermiş tüm gazetecilerin 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nü kutluyor; emeğinizle, dik duruşunuzla, direncinizle, demokrasimize ve halkın haber alma hakkına sağladığınız katkılar için gönülden teşekkür ediyorum.” diye mesaj göndermiş.

Dün gazeteci olduğumun farkına bir tek O vardı, ama o da adaylıktan çekildikten sonra fark etti!

Emeğinizle, dik duruşunuzla, direncinizle, demokrasimize ve halkın haber alma hakkına sağladığınız katkılar için gönülden teşekkür ediyorum.” demiş, ama kendisine vallahi billahi katkım olmadı...

Nail Kızıl ise dün günümü kutlamadı. Olsun varsın.

Dün günümüzü yerel yöneticilerimiz de kutlamadı. Başkanları kutlasa O da kutlardı belki diyecektim, ama Nail kardeşim sosyal medya hesabından hepimizin gününü kutlamış. “Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eleştirel, tarafsız ve soran bir basının yanındayız. Haber odalarının karartıldığı, kalemlerin kilitlendiği bir düzene asla izin vermeyeceğiz!” ifadesinde bulunmuş. Sağ olsun..

Umarım bu sözünü il başkanlığı süresince unutmaz...

*

Her gün “gününü gören”, “günü gösterilen” gazeteciler için neredeyse her gün “deliye bayram”... Günümüz çok... Dünya’da da kutlanıyor mu bilmiyorum, “21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü”müz de var.

Her yıl 21 Ekim sadece bir takvim yaprağı değil gerçeğin izini süren, toplumun gözü, kulağı ve sesi olan gazeteciler için anlam dolu bir günmüş. Öyle yazanlar oldu. “Dünya Gazeteciler Günü kamuoyunu doğru bilgilendirmek uğruna gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerine adanmış özel bir tarih olarak kutlanıyor.” diyenlerde çıktı.

Sizler için nereden çıkmış diye kurcaladım, Tercüman-ı Ahval’den çıkmış. Ülkemizde (Osmanlı döneminde) ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesi 21 Ekim 1860 tarihinde yayına başlamıştır. “21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü” işte bugüne dayandırılmış. Tercüman-ı Ahval’ın önemi ise şöyle:

Tanzimat edebiyatının sembol gazetesi olan Tercüman-ı Ahval önemi, 1860-1866 yılları arasında yayımlanan ilk özel gazete olmasıdır. Şinasi'nin kaleme aldığı Şair Evlenmesi oyunu, Batılı anlamda ilk Türkçe oyun olarak bilinmesinden ötürü önemi vardır. Gazetede yer verilen onun bu eseri bir dizi olarak yayınlanmıştır. Onun yanı sıra Ahmet Vefik Paşa, Ziya Paşa ve Refik Bey'in gazetede yazıları yer almıştır. Bu yazılar arasında ise Osmanlı toplumunun geri kalma nedenleri tartışılmıştır.

*

Ben yazımı yazarken bir kutlama da yine vatzap ile 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’den geldi. O da “İlkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla gece gündüz demeden toplumsal bilinci ve kamu yararını gözeterek çalışan ve emek veren tüm gazetecilerin 21 Ekim Dünya Gazeteciler Gününü kutlar, meslek hayatlarında başarılar dilerim.” diyordu. Sağ olsun...

Bilindiği gibi Süleyman Girgin Yatağan’ın barikat çocuklarındandır. Kendisinden önce Maden İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Murat Bekem’di. Dün O da günümü telefonla kutladı. Eyvallah...

Buradan söz veriyorum, Murat Bekem bundan sonraki seçimlerde nereye aday olursa yanındayım...!

*

Gelin şimdi Pazar günü yapılan Demokrasi Şöleni Kongresine dönelim.

Ben halen Nail Kızıl’ı arayıp “Kongrenin kazananı sen oldun, kutlarım, başarılar dilerim” demedim.

Belki de dün bu yüzden arayıp günümü kutlamadı. Olsun varsın, sözümüzü dinlemese de ben O’nun ağabeyiyim.

Nail Kızıl tek başına girdiği kongreyi kime karşı kazandı? Nail Kızıl kazandı ise kim kaybetti?

Acaba diyorum “Kazanan Gonca Köksal Aras, Ahmet Aras çifti oldu.” diyebilir miyiz?

Hem o zaman kaybeden parti mi oldu?

Bu kongrede gerçekten yanıtı aranan çok soru var. Mesela Bodrumlular protestolarında haklılar mıydı?  Onlar haklıysa, onların salonda yer almaları için salondan çıkarılanların hakkı ne olacak?

Bunlar nazik sorular yarına bırakalım.

Nail Kızın dün sosyal medya hesabından yaptığı gazeteciler günü kutlamasının altına ‘İl Başkanı’ sıfatını da koymuş. Ne kadar hevesliymiş... Benim bildiğim daha mazbatasını almadı.

Üstelik kongrede tüzüğe aykırılıklar yaşanmış. Bazı CHP’liler de bu aykırılıkları Seçim Kurulu’na bildirmiş. “Kongre iptal edilebilir” diyenler var.

Bu gelişmeyi de yarın değerlendiririz...

*

Biz konumuza devam edelim. Sokakta herkes Nail Kızıl’ın kaybettiğini söylüyor...

Rakamlar da sokağı doğruluyor.

Süleyman Akbulut “Balcı'yı, Partinin İl Binasından Yönetilmesini İstemeyenler Mi Yedi?” başlıklı yazısında 639 kongre delegesinin 100’ünün Pazar günü ye gelmediğini yazmış. Nejat Altınsoy’a göre bu rakam 124... O gün kimse o üstü çizilen, 55 delegenin oyu sandıktan üstü çizili çıkarken, 144 oy da boş çıkmış...

Ben buna “Derin sessizliği öfkesi” diyorum.

Nejat Altınsoy “Yaşasın Kontrollü Demokrasi” başlıklı yazsında “Siyasi matematik” ara başlığı altında şöyle yazmış:

Nail Kızıl tek aday olarak seçime girdi ve doğal olarak il başkanı oldu. Kongrede 639 delegeden 515’i oy kullandı, 124 kişi delege sandığa gelmedi. Nail Kızıl, kullanılan 515 oyun 329’unu alırken, yönetim kurulu listesi ise 361 oy aldı. Genel olarak sandıktan çıkan veriler, mantıksal bir çelişkiyi değil; kavramsal bir gerilimi ortaya koydu. Bu sonuçlar, demokratik bir yarıştan çok, örgüt içi güç dengelerini ve kongre sürecine yönelik tepkileri yansıttı. Başka bir deyişle, sandıktan çıkan tablo; parti içi demokrasiden ziyade parti içi rekabeti ve bu rekabetin ardındaki gerilimi görünür kıldı.

Bana görünür gelen ise eğer son anda Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın yazılarımda vurguladığım gibi kongreyi kazanan olacakmış...

*

Süleyman Akbulut yazısında 2023 İl Kongresini de anımsatmış ve o kongrede Osman Gürün ve adayına yüklenildiğini belirterek Zekican Balcı’nın kongre konuşmasından “Hiç kimseden icazet almadan, hiç kimsenin adamı olmadan siz değerli partililerimin huzurundayım” ifadesine yer vermiş.

Bu ifadeyi Pazar günü Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın da kullanabilirdi.

Ki ben yazılarımda “muhalefetin” kongreyi kongre salonunda sağlam bir konuşma ile alabileceğini de vurgulamıştım.

Ne yazık ki CHP’liler de son zamanlarda “icazet almadan” bir şey yapamaz hale gelmişler.

Aslında Zekican Balcı da aday olmuş olsaydı ve sadece 2023 konuşmasını yapsaydı bu kongren bir kere daha İl Başkanı olarak çıkabilirdi. Kongrede kürsüye çıkıp “Örgütümüzün yeniden il binasından yönetilmesi için sizlerden destek istiyorum” deseydi büyük alkış alabilirdi...

Ama icazet alamamış!

Tabii Süleyman Akbulut da yazısına “Balcı'yı, Partinin İl Binasından Yönetilmesini İstemeyenler Mi Yedi?” diye başlık atar. Doğru başlık...

Nail Kızıl’ı kim, kimler aday yaptıysa onlar yedi...

Oysa Süleyman Akbulut’un da altını çizdiği gibi, CHP’nin oyları 40 binden 55 bine Zekican Balcı ile çıkmıştı ve 13 ilçe de 11 CHP’li belediye başkanlığı Zekican Balcı’yla kazanılmıştı. Ancak örgüt O’nu istemiyordu... Neden mi? Bana göre sadece “kibirinden” ve yerli yersiz çıkışlarından istenmiyordu... Potansiyel milletvekili adayı olarak görülmesi de olabilir.

Ben bu rakamlara bakınca Nail Kızıl’ın ne düşündüğünü çok merak ediyorum.

Süleyman Akbulut da yazısını “39. il kongresi Vicdanlarda sorgulanır bir il kongresi olarak tarihe geçecek.” diye noktalamış.

Katılıyorum...

----------                       -----------

GÜNÜN SÖZÜ; İnsanları; içine fikir yürüterek girmedikleri bir durumdan, fikir yürüterek çıkaramazsınız. --Jonathan Swift