Ekonomi

Yargıtay'dan son yedi yıl kuralına takılan emeklilere maaş farkı müjdesi

Yıllarca Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında prim ödemesine rağmen son yedi yıl kuralı gerekçe gösterilerek Bağ-Kur üzerinden emekli edilen vatandaşların yüzünü güldürecek emsal bir yargı kararı çıktı. Prim günlerini fazlasıyla dolduran bir vatandaşın açtığı davada, Türk yargısının en üst merci olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nihai hükmünü verdi.

Abone Ol

Yerel mahkemenin verdiği kararı haklı bulan kurul, vatandaşa SSK şartlarından aylık bağlanmasına ve biriken maaş farklarının faiziyle ödenmesine hükmetti. Bu karar, benzer durumdaki binlerce sigortalı için umut ışığı olurken, emekli aylıklarında yaşanan hak kayıplarının önüne geçecek önemli bir hukuki dayanak oluşturuyor.

Emeklilikte statü karmaşasına yargı freni

Sosyal güvenlik mevzuatında yer alan son yedi yıl kuralı nedeniyle yaşanan mağduriyetler, emsal niteliğindeki bir yargı kararıyla yeni bir boyuta taşındı. Gerekli tüm şartları sağlamasına karşılık yürürlükteki kurallar öne sürülerek SSK yerine Bağ-Kur çatısı altında emekli edilen bir sigortalının başlattığı hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. Dosyadaki bilgilere göre söz konusu vatandaşın toplamda 6 bin 730 gün SSK (506 sayılı Kanun), 450 gün Emekli Sandığı ve 2 bin 92 gün Bağ-Kur prim ödemesi bulunuyordu. Kurum, çalışma hayatının son dönemindeki Bağ-Kur primlerinin ağırlıkta olması sebebiyle emeklilik statüsünü bu yönde belirledi. Ancak davacı, halihazırda SSK'nin talep ettiği 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5 bin prim günü kriterlerini rahatlıkla sağladığını belirterek karara itiraz etti. Bu hatalı uygulamanın hem emeklilik tarihini bir yıl geciktirdiğini hem de aylığını düşürdüğünü savunan sigortalı, uğradığı maddi kayıpların telafi edilmesi amacıyla mahkemenin yolunu tuttu.

Mahkemeden sigortalıyı sevindiren faizli tazminat kararı

Vatandaşın mağduriyetini inceleyen İlk Derece Mahkemesi, sunulan hizmet dökümlerini detaylıca değerlendirerek haklılık payı buldu. Yargılama neticesinde, davacıya 01.04.2002 tarihinden itibaren sadece 506 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak maaş bağlanması gerektiğine karar verildi. Hükmün detaylarında, aylık tutarının bahsi geçen tarih itibarıyla 234,39 TL olarak hesaplanması gerektiği belirtildi. Mahkeme heyeti, 25.05.2012 tarihine kadar geçen on yıllık periyotta oluşan 8 bin 654,29 TL tutarındaki aylık farkının ve 6 bin 692,48 TL tutarındaki faiz alacağının kurumca vatandaşa ödenmesine hükmetti. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede birikecek tüm ek farkların da hesaplanarak ödenmesi kararlaştırıldı. Kurumun bu kararı Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinafa taşıması da sonucu değiştirmedi ve 2021 yılında yapılan incelemede yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun bulunarak onandı.

Yargıtay daireleri arasındaki uyuşmazlığa son nokta konuldu

İstinaf aşamasından sonra dosya, temyiz incelemesi amacıyla Yargıtay'a gönderildi. Dosyayı ele alan Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, kurum lehine usuli kazanılmış hakların göz ardı edildiği gerekçesiyle yerel mahkemenin verdiği kararı yasaya aykırı bularak bozdu. Fakat İlk Derece Mahkemesi, verdiği ilk hükmün ve dayandığı gerekçelerin arkasında durarak bozma ilamına karşı direnme kararı aldı. Bu hamle üzerine dosya, hukuki tıkanıklıkların en üst düzeyde çözüme kavuşturulduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne geldi. Genel Kurul üyeleri, tarafların iddialarını ve ilgili yasal mevzuatı baştan aşağı yeniden inceledi. Gerçekleştirilen kapsamlı müzakerelerin ardından, İlk Derece Mahkemesi tarafından işçi lehine verilen direnme kararının hukuka tamamen uygun olduğuna karar verildi. Böylelikle uzun yıllar süren yargısal uyuşmazlık vatandaşın lehine sonuçlanırken, son yedi yıl kuralı yüzünden benzer hak kayıpları yaşayan diğer emekliler için de emsal teşkil edecek güçlü bir karar ortaya çıkmış oldu.