Vekiller/Odadaki Fil

Yeşil maskesi ile gelen,
küresel vesayet projelerinden birisi daha,
İklim Kanunu olarak,
2 Temmuz 2025 tarihinde,
Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirildi.
İklim sözleşmesi derken,
kulağa ne hoş gelmekte.
İyi niyetli,
doğayı koruyan,
karbonu azaltan,
dünyayı kurtaran.
Nasıl da büyüleyici değil mi?
O kadar masum mu?
Bu sözleşmenin yazdığı senaryo,
ekonomik zincirlerle prangalanmış bir gelecektir.
Batı, sanayi devriminden itibaren,
atmosfere tonlarca karbon saldı.
Gelişti,
büyüdü,
zenginleşti.
Sıra şimdi,
toplumları dizayn etmeye geldi.
Onlar kirletti,
biz temizleyeceğiz.
Onlar yaptı,
biz bedel ödeyeceğiz.
Öyle mi?
İklim sözleşmesi,
ülkemizin üretim ve sanayileşme
hamlesini boğazlayan bir mekanizma,
ayaklarımıza vurulan bir prangadır.
Enerji santrallerimiz,
fabrikalarımız,
karbon ayak izi yüksek diyerek,
tarımdan,
gübre kullanımından,
hayvancılıktan,
gıda üretiminden,
taşıt kullanımına kadar,
tüm alanlarda
güya çevreci olarak gördükleri
ambargoları uygulayacaklar.
Diyecekler ki sen bahçende,
maydanoz, nane üretemezsin.
Sen küçük bir çiftçi olarak,
hayvan besleyemezsin diyecekler.
Fazla karbon üretimine neden oluyorsun,
taşıt kullanamazsın.
Şehirler arası seyahat yasaklanacak.
Hayvancılığı,
gıda üretimini sonlandırmak istiyorlar.
Yapay et,
yapay gıdaya insanlığı alıştırmak istiyorlar.
Ormanları yakıyorlar.
Ülkeyi drone ve lazerli sistem,
ve Starlink uyduları vasıtasıyla yakıyorlar.
Bu yangınlar,
ne kozalaktan,
ne sabotajdan,
ne sigaradan,
ne mangaldan çıkıyor.
Bunlar yalan,
bunlar kılıf,
bunlar ülkenin ormanlarını bitirme,
ormanları yok etme planlarıdır.
Bu planları tıkır tıkır işliyor.
Paris İklim Antlaşmasına uygun,
şehirler inşa etmek istiyorlar.
Ormansız dünya yaratmak,
karbon ayak izi diyerek,
insan hareketlerini kısıtlamak istiyorlar.
Yeni dünya düzeni diyerek,
yeni bir düzen kuruyorlar.
Bu düzen,
ormansız,
yeşilsiz,
yapay gıdalı,
hayvansız,
karbonsuz,
kölelik sistemi.
Onlar tanrılar,
insanlar köle.
Yeni düzende,
hayvan gütmek yasaklanacak.
Keçi gütmek yasaklanacak.
Koyun gütmek yasaklanacak.
İnek beslemek yasaklanacak,
kedi köpek beslemek yasaklanacak.
Serbest olan şeyler de var.
Ormanları yakmak serbest.
Çünkü,
ormanları yakma kredisi aldık.
İklim Kanunu’nu meclisten geçirdiğimiz için,
kredi ile ödüllendirildik.
Dedik ya,
yeni dünya düzeninde,
Türkiye pilot ülke.
Adım adım hedeflerine ulaşıyorlar.
Ne diyelim,
uyanmalıyız.
Bunları planlayan ve uygulayan,
küresel güçleri ve işbirlikçilerinin,
yaptıkları kötülükleri,
başlarına yıkmalıyız.
Buradan bir de selam çakalım.
Bu yasa geçerken,
kılını kıpırdatmayan ilimiz vekillerine,
SELAM OLSUN.

ODADAKİ FİL

Çalışma hayatında,
bazen tüm çalışanların,
ve yöneticilerin farkında olduğu,
büyük sorunlar göz ardı edilir.
Bu sorunlar konuşulmaktan kaçınılır,
ancak etkileri o kadar büyüktür ki,
işin sürdürülebilirliği,
ve büyümesi için büyük bir tehdit oluştururlar.
Bu olgu, genellikle,
“odadaki fil” olarak adlandırılan,
metaforla açıklanır.
“Odadaki fil” metaforu,
bir organizasyonda herkesin farkında olduğu,
ancak kimsenin tartışmak istemediği,
büyük bir problemi tanımlar.
Çalışanlar,
kurum içinde,
büyük bir sorunun göz ardı edildiğini fark ederler.
Özellikle, üst düzey yönetim,
çözüm bekleyen sorunları çözmedikçe,
sorun alt kademelere yayıldıkça,
verimlilik üzerinde daha büyük bir baskı oluşturur.
Çalışanlar, kendilerini bu sorunlara duyarsız,
bir organizasyonun parçası gibi hissettiklerinden,
görevlerine olan bağlılıklarını da yitirirler.
Sorunlara zamanında müdahale edilmemesi,
görmezden gelinen her sorunun,
gelecekte çözümü çok daha zor hale getirebilir.
Bu nedenle,
sorunların erken fark edilmesi,
ve çözülmesi için çalışılması çok önemlidir.
Şimdi ilimizdekilere,
üst yöneticilere soruyorum.
Odadaki fillerden haberiniz var mı?
Sizin olmayabilir ama,
bizim haberimiz var.