Vefa Bozacısı'nın Bozası Öldü Mü?

Abone Ol

Geçen günlerde bir anlatıya rastladım. Şöyle diyordu. “Vefa Bozacısına uğradık. İki boza istedik. Bir köşeye oturduk. Karton bardaklarda bozalar geldi. Önce bir yüzüm ekşidi. Bir kaşık aldım. Tam aksi gibi boza ekşi değildi. Önce karton bardak sonra da tatlı boza. Dönüp sordum ‘leblebi koyardınız, ne oldu?’ ‘Artık leblebiyi de karşıdaki dükkândan alıyorsunuz.’ Yine sessiz kaldım ama her kaşıkta tadı daha da yavanlaşıyordu. Sordum ‘Bozanın tadı ekşilikten uzaklaşmamış mı?’ ‘Efendim şimdiki nesiller ekşi boza sevmiyor.’ Galiba fabrikasyon üretime doğru ve yeni bir anlayışla bu duruma gelinmişti. İçimden bir şeyler kopup gitti. Çocukluğumun bozasının cenaze merasimi yapılmıştı.”

Bu cümlelerin üzerine uzun uzun düşünmek gerekir. 1876 yılında Hacı Sadık Bey tarafından kurulan bir işletme kesintisiz günümüze kadar gelerek Türk kültür ögesi olmuştur. Ortaya çıkan lezzet sembol hale gelmiş ve halk tarafından tescillenmiştir. Ne var ki modern zaman her şeyi değiştirip dönüştürdüğü gibi sembollere de saldırıyor. Zamanın ruhuna yenilmek, talebe göre değişmek veya geçmişe çizgi çekmek bu olsa gerek.

Aslında Vefa Bozacısı sadece bir sembol mekân… Bu ülkede ne semboller var. Muğla Kebabı, Iğdır Bozbaşı, Afyon Kaymağı, Urfa Kebabı, Antep Baklavası, Antalya Piyazı, Sivas Köftesi ve daha niceleri… Bu ürünlerin bir de sembol mekanları var. O mekanlar geçmişten günümüze ilgili lezzetin kalesi olmuş ve hep parmakla gösterilmiştir. Önerildiğinde gideni pek pişman etmez. Çünkü orada gelenek var olmuştur. Bu sebeple bir başka özen gösterilir.

Lezzetin yolculuğunun hiç değişmediğini bilirsin, kaliteyi anlarsın, kültürün varlığını hissedersin, insana ve ülkeye değer katan bir ürün veya mekân olduğunu bilirsin. Ta ki o ürün veya mekânda bozulma işaretini görene kadar. İşte o zaman içine bir dert oturur. Neyi kaybettiğini düşünmeye başlarsın. Kaybetmemek için veya mekânın ölmemesi için çırpınırsın, ne fayda her şey senin elinde değildir.

Bu sebeple Türkiye’deki kıymetlerin daha özenle korunması gerekir. Bu görev devletten millete hepimize düşer. Bozanın tadı değişmiş, falanca pastane kapanmış, filanca işletme artık o yemeği pişirmiyormuş diye sızlanmak çözüm değil. Önce korumak, sonra değer vermek ve daim olmasını sağlamak büyük görevimizdir.

Son not: Bozanın cenazesi kalkmadı ama kalkmak üzere…