Vazgeç!

Abone Ol

Modern dünya, bizi her zaman daha fazlasına teşvik ediyor. Daha fazla özgürlük, daha fazla eşya, daha fazla onay... Ancak yorgun ruhun/zihnin ihtiyacı olan şey eklemek değil, eksiltmektir. Onun içindir ki, kendi hakikatine ulaşmak isteyen her yolcu şu sese kulak vermelidir: Vazgeç!

Ten/beden hazla avlanan bir kuştur ve ten en çok uyuştukça haz duyar. Uyuşturuldukça…

Tenini hazla uyuşturmaktan vazgeç.

Sahip oldukça zengin, zengin oldukça rahat, rahat oldukça uzun yaşayabileceğini mi zannediyorsun? Ölümü erteleyebileceğine mi inanıyorsun?

Kendini aldatmaktan vazgeç.

Toprağa uzan, sokakta yaşayan insana dokun. Ayakkabını çıkar, kirden rengi değişen halıya bas çıplak ayaklarınla. Elin ve ayağın kirlensin, aldırma. Dokun… Tiksinme, uzak durma.

Kendini hayata uzak tutmaktan vazgeç.

Yerdeki çiçeği, merdivene atılan çöpü, bahçedeki tek ağaca konup ötüşen kuşları gör. Hep karşıya, hedefine bakma. Etrafına da bak.

Görmeyi de öğren, sadece bakmaktan vazgeç.

Uykusuzluk bedeni zayıf düşürür, kalp ritmini bozar. Günün bereketini kaçırır. Vakti gelince ışığı kapat, battaniyeyi üzerine çekip yat. Ölü gibi uzan, ölü gibi uyu. Bedenini öldür, ruhunu dirilt. Uzanarak toparlan, güçlen.

Gecenin karanlığından medet ummaktan vazgeç.

İnsanlar karşısında dik durmak iyidir. Ancak bir başına iken eğilmesini bilmen gerek. Rabbin karşısında eğilmek gerek. Boyun eğmek, secdeye varmak gerek. Acziyetini bilmek, şükretmek, ibadet etmek gerek.

Ezan sesine kulağını tıkamaktan vazgeç.

Görünmeyene kapını aç, kalbinin sesine kulak ver. İnan… Her şeyi kontrol edebileceğin, her düğümü çözebileceğin yanılgısını bir kenara bırak. Teslimiyetin serinliğine bırak kendini.

Her şeyi akılla çözmeye çalışmaktan vazgeç.

Her anı dondurmaya çalışma, kendini başkalarına kanıtlamaya çabalama. Hayatın güzelliklerini ve yaşadıklarını bir ekranın soğuk camına hapsetme. Anı yaşa, sergileme telaşından kurtul. Gözlerinle görmeyi, kalbinle hissetmeyi dene.

Seyirlik yaşamdan vazgeç.

Başkalarının ne diyeceği korkusunu bir zırh gibi kuşanma. Kendi içindeki sesin fısıltısını duyabilmek için dışarının gürültüsünü sustur.

Başkalarının gözünde var olmaya çalışmaktan vazgeç.

Dün geçti, yarın ise henüz gelmedi. Avuçlarında tutamadığın geçmişin pişmanlığıyla bugünü karartma. Geleceğin kaygısıyla ruhunu yaşlandırma. Zamanın efendisi olmaya çalışırken onun kölesi olma.

Dünün pişmanlığında, yarının kaygısında boğulmaktan vazgeç.

İnsan demek, noksan demek. Hata, kusur insan için. Eksikliklerini örtme, yaralarını gizleme.

Hamlığını görmezden gelmekten vazgeç.

Sürekli biriktiriyorsun; eşya, insan, bilgi, öfke... Her şeye sahip olmak istiyorsun. Heyben ağırlaştıkça yolun zorlaşıyor, belin bükülüyor. Hafiflemezsen yükselemezsin. Eskiyeni bırak, küseni salıver, biteni zorlama. Hepsini elinde tutmaya, her bilgiyi kafana sokmaya çalışma.

Her şeyin elinde olduğu yanılgısından vazgeç.

Kalabalıklar içinde yalnız kalmak kalbi yorar. En çok da kendine yabancı kalmak… Kendi karanlığına fener tutmaktan korkma. Dışarıdaki ışıklara kanıp, kendi içindeki kandilleri söndürme.

İçini unutup, sadece dışını aydınlatmaya çalışmaktan vazgeç.

Dost biriktirmekle isim biriktirmeyi karıştırma. Bazen telefon rehberindeki binlerce isim, kalbindeki tek bir boşluğu doldurmaya yetmez. Yanında susamadığın, ağlayamadığın, eksilemediğin, kendini huzurlu hissedemediğin kimseyi kendine yakın sanma.

İnsanları vitrinine süs yapmaktan vazgeç.

Koltuklara oturdukça topraktan uzaklaşıyor, yeni yeni unvanlar kuşandıkça ismini unutuyorsun. Başarı, başkalarının seni alkışlaması değil; akşam eve döndüğünde aynadaki yüze huzurla bakabilmendir.

Huzuru şöhrete meze yapmaktan vazgeç.

Televizyonun sesi, telefonun ışığı, sokağın uğultusu... Hepsi içindeki o derin sessizliği bastırmak için var. Oysa hakikat, sen sustuğunda konuşmaya başlar.

Sessizlikten ve yalnızlıktan kaçmaktan vazgeç.

20.25.2026