AH ŞU KURULTAY DELEGELİKLERİ
Usta gazeteci Sedat Kaya üstat Datça’dan kaleme aldığı ve beraberinde verdiği fotoğrafının beni gülme krizine sokup bir yerlere götürdüğü paylaşımında “Listeler Gölgesinde” başlığı kullanmış.
Dünkü yazımda da vurguladım, tüzük ihlallerinin yanında bütün teamüllerin de yerle bir edildiği CHP’nin Muğla 39. Olağan İl Kongresi daha çok yazılacak, eleştirilecek ve sorgulanacaktır.
Sedat Kaya arkadaşımızda kurultay delegelerini sorgulamış, kurultay delegeliğini “Siyasi partilerde ‘kurultay üyeliği’ o partinin kalbinde atan nabız gibidir. Çünkü kurultay, bir partinin en yüksek karar organıdır ve üyeleri de o partinin vicdanı, aklı ve yön pusulasıdır. Bu göreve gelmek için ya arkanın güçlü olması gerekir ya da delegeleri ikna gücün.” diye tanımlamış. Sanırım itirazı olan yoktur. Pazar günü kongrede seçilen kongre delegelerini sorgularken de şu ifadelerde bulunmuş:
“CHP'nin çok tartışılan Muğla İl Kongresi'nde bir sürü şaibe havada uçuşurken, belediye başkanları ve eşleri listede baş köşeleri kaparken, örgüt Fethiye'den Mustafa Koyuncu'yu, Marmaris'ten Pelin Özbozdag'ı, Datça'dan da Sezai Öz'ü kurultay delegeliğine getirdi. Listelerin gölgesinden sıyrılmak, böylesi bir atmosferde başarıdır. Zaman zaman Datça'daki sorunlara sessiz kaldığı gerekçesiyle eleştirdiğim CHP Datça İlçe Başkanı Öz'ün edebiyat ve şiir düşkünlüğünü ise severim. Yolu açık olsun.”
*
Halk TV’de de yazan Sedat Kaya kongrenin tamamına hakim olsa ne yazılar yazardı kimbilir... Ama işin özünü yakalamış; “Sorunlar karşısında sessiz kalmak”... Yani ağabeylere, ablalara uyumlu ve saygılı olmalı... Bir de bulunduğu yerden başka bir yere ağabeylerin ablaların onayı olmadan kalkışmamalı...
Sedat Kaya’nın örnek gösterdiği Datça İlçe Başkanı Sezai Öz elbette edebiyat, şiir düşkünlüğü ile rakiplerine fark yapıp seçilmedi. Peki Fethiye İlçe Başkanı Mustafa Koyuncu nasıl seçilmiş olabilir?
Bu soruya da Fethiye’den meslektaşımız Orhan Okutan “Mustafa Koyuncu, delege üzerindeki gücünden değil belediye başkanının sözünden çıkmadığı için listeye girmiştir.” diye verdi.
Demek ki O da Sezai Öz gibi, hatta çiçeği burnunda ‘rakipsiz’ il başkanları Nail Kızıl gibi saygılı ve uyumlu olmalıdır...
Aslında listede Datça İlçe Başkanı Sezai Öz’den önce Pazar günü salonu dolduranların sayılı ağabeylerinden ve yaşayan en eski parti emekçilerinden Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey yazılıymış. Kongreye giderken doğru bir iş yapmışlar, ama onu da yolda bozmuşlar. Kılbey’i silip, Öz’ü yazmışlar.
Acaba Kılbey’in şiir ve edebiyatla alakası mı yokmuş?
Galiba bu yüzden Fevzi Topuz ile Ahmet Aras arasında köprüler atılmış... Kamuoyu önünde yalanlayacaklardır, ama kulislerin iddiası bu yönde... Oysa Fevzi Topuz’un işaret edeceği biri bu kongreyi alırdı...
*
KURULTAY DELEGELERİNİN ÖZELLİKLERİ
Kurultay Delegeleri şöyle sıralanmış:
Datça İlçe Başkanı Abdullah Sezai Öz, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş’un AK Partili eşi Binnaz Durmuş, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Milas Gençlik Kolları Başkanı Gülendam Cantimur, Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın eşi Kerime Tezcan, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, Metin Sarı, Fethiye İlçe Başkanı Mustafa Koyuncu, Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl, Marmaris İlçe Başkanı Pelin Özbozdağ, İl Kadın Kolları Başkanı Sema Gençoğlu, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci.
Hiç kimse Belediye Başkanlarını sorgulamasın. Ahmet Aras Başkan’ın direktifleriyle tüm kongre sürecini yöneten belediye başkanlarının kurultay delegesi olmalarından daha doğal ne olabilir ki?
Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, Ortaca ve Dalaman Belediye Başkanlarının haklarını eşlerine bıraktıkları gibi, “gerginlik olmasın” diye hakkını ilçe başkanına kullandırmış olabilir. Ama Köyceğiz, Ula Belediye Başkanlarının ‘günahı’ sorulabilir!
Marmaris İlçe Başkanı Pelin Özbozdağ’ı da kimse tartışmasın. Tek kadın ilçe başkanı... Herkesten, hatta Kadın Kolları İl Başkanından bile daha çok hak ediyor... Gülendam Cantimur hem kadın hem genç, bütün kotalardan hak ediyor. Ancak Metin Sarı hangi ‘kotadan’ kimse bilmiyor!
Evren Tezcan yengemizle evlenirken “Seni belediye başkanı eşi yapacağım” diye söz verdiyse ağzından “Seni kurultay delegesi de yapacağım” ifadesini de kaçırmış olabilir. Sezer Durmuş’da AK Parti Gençlik Kolları Başkanı yengemize evlenirken “Seni Başkan eşi yapmakla kalmayacağım, önce CHP’li sonra CHP kurultay delegesi yapacağım” diye söz vermiş olabilir mi? Bilmiyoruz...
*
KURULTAY DELEGELİKLERİ NE KADAR ETİK?
Bu kurultay delegeliği Sedat Kaya’nın tanımladığı gibi çok önemli ve değerli...
Ki Kurultay Delegeleri bir dahaki kongreye kadar ortalıkta “milletvekili edası” ile dolaşıyor. Ben kart bastıranları bile gördüm. Oysa kelebekler kadar ömürleri yok. Gidip kurultaya bir oy veriyorlar, o kadar...
Tabii biz politikacı değiliz, kurultay delegeliğinin bizim bilmediğimiz anlayamadığımız bir tadı, bir kerameti olmalı...
Hepsi tamam da ben en çok Aras ailesini garip buldum. Karı koca kurultay delegesi olmanın alemi var mı? Tamam insan oradaki atmosferi yaşamak isteyebilir. “Kurultay delegeleri eşleri ile kurultaya gelemez” diye bir kural mı var? Böyle bir kural yok. Ama başka bir kural vardı...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel seçildiği gün “Parti içi bütün seçimlerin üye bazında yapılacağını, MAKAM SAHİBİ olanların başka bir yere aday olamayacağını, mevcut görevlerini sürdüreceğini” söylemişti sanırım...
“Nail Kızıl hala ilçe başkanı” demekten de bıktım. Bir de benim bildiğim “kan bağı” olanlarla ve “eşlerle” ilgili bir tüzük maddesi bulunmamakla birlikte CHP’nin teamülleri vardır. Mesela baba oğul veya karı koca aynı yönetimde yer almazlar; biri ilde biri ilçede görev alabilir.
Peki kurultay delegeliği olunca bu “etik kural” geçersiz mi oluyor?
Soranlar oluyor, yanıt veremedim. Mesela “Karşılaştıklarında Özgür Özel, Aras ailesine ‘ikinizde mi?’ diye sorarsa ne diyecekler?” diyenler var... Bir de “Yakın akrabalık ilişkileriyle çıkar sağlamak veya örgüt içi rekabette tarafsızlığı zedelemek, disiplin suçu sayılabilir.” diyen Disiplin Yönetmeliği Madde 14 de unutulmamalı...
*
CHP İL KONGRESİ İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
Dünkü yazımdan bugüne kalan konulardan biri de buydu. “Üstelik kongrede tüzüğe aykırılıklar yaşanmış. Bazı CHP’lilerde bu aykırılıkları Seçim Kurulu’na bildirmiş. “Kongre iptal edilebilir” diyenler var. Bu gelişmeyi de yarın değerlendiririz..” diye yazmıştım.
Bu konuda Seçim Kurulu’na şikayet yapılmış. İptal gerekçeleri arasında “İl Yönetim Kurulu'nda Kadın Kotası uygulaması”, “Kurultay delegelerinde genç kotası uygulaması” ve “İl Disiplin kurulunda hukukçu kotası uygulaması” gösteriliyor.
Mesela “Ergin Çelik, Erkan Aydın, Hayal Alper, Mehmet Altınay, Mesut Dim, Muzaffer Ekinci, Pınar Alpay Tözün, Samet Anbarlı, Ziya Alpözen”den oluşan İl Disiplin Kurulu’nda iki hukukçu var, onlarda Av. Pınar Alpay Tözün ile Av. Ergin Çelik'tir. Ancak 4 avukatın bulunması gerektiği savunuluyor.
Kotalar Disiplin Kurulu’nda olduğu gibi, il yönetiminde ve kurultay delegeliklerinde eksik uygulanmış.
Şikayet sahipleri, il yönetiminde yüzde 35 oranında uygulanması gereken kadın kotasının eksik olduğunu, listede yalnızca 6 kadın bulunduğunu ve yüzde 10 oranında olması gereken 18-25 yaş gençlik kotasının da karşılanmayıp, listeye yalnızca bir gencin dahil edildiğini ifade ediyorlar.
Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un oğlu Berkay Topuz yerine Milas Kadın Kolları Başkanı Nurhayat Topuz’u İl Yönetimine alsalar sorun çözülmüyor muydu acaba?
*
CHP 39. Muğla İl Kongresi’nin iptaline ilişkin, “kotaya uyulmadığı” gerekçesiyle Menteşe İlçe Seçim Kurulu’na başvurunun kim ya da kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. İmzası kapatılmış dilekçeyi İl Delegesi Uğur Ürper’den aldım.
Dün bu konuda Nejat Altınsoy da “İlçe Seçim Kurulu’nun Yetkisi Nerede Başlar, Nerede Biter?” ara başlığı altında şu ifadelerde bulundu:
“Kongrenin iptaline yönelik başvuruda dikkat çeken asıl soru, Menteşe İlçe Seçim Kurulu’nun böyle bir konuda karar verme yetkisinin olup olmadığıydı. CHP’li hukukçulara sorduk... İlçe Seçim Kurulları’nın yalnızca genel, yerel ve anayasal seçim süreçleriyle sınırlı görev yaptığını; yani milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya referandum oylamaları gibi kamu seçimlerinde sorumluluk taşıdığını öğrendik. Bir diğer bilgiye göre; siyasi partilerin kendi iç işleyişine dair kongre süreçleri, Siyasi Partiler Kanunu kapsamına giriyor. Bu kanuna göre parti içi seçimlerin usulü, kotaya uyulup uyulmadığı veya delege listelerinin oluşturulma biçimi, parti tüzüğü ve iç mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor. Dolayısıyla, il veya ilçe seçim kurulları kongrelerin meşruiyeti ya da geçerliliği hakkında doğrudan ‘iptal’” kararı veremiyor.”
Alın size bir tartışma konusu daha... Bugünler de “Tüzük mü? Büzük mü?” diye de bir tartışma çıkarsa şaşırmam...
*
“Bu kongrede gerçekten yanıtı aranan çok soru var. Mesela Bodrumlular protestolarında haklılar mıydı? Onlar haklıysa, onların salonda yer almaları için salondan çıkarılanların hakkı ne olacak? Bunlar nazik sorular yarına bırakalım.”
Bu dünden bugüne kalandı. Yerim kalmadı. Bu konuya “Nail Kızıl kongrede neden konuşmadı?” sorusunu da ekleyip yarına bırakalım...
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: Olanı iyi yargılayabilmek için, olması gerekeni iyi bilmek gerekir.--Louis Althusser