Yeni Dünya Düzeni dedikleri,
Gücün yeniden dağıldığı,
Bir çağın eşiğindeyiz.
Dünya,tarihin her döneminde,
Güç dengelerinin yeniden şekillendiği,
Kırılmalar yaşamıştır.
Ancak içinde bulunduğumuz bu süreç,
Yalnızca siyasi sınırların,
Ekonomik ağların veya askeri ittifakların değil,
Aynı zamanda insanlığın zihinsel
Ve kültürel yönelimlerinin değiştiği,
Bir çağ dönüşümünü işaret ediyor.
Ve bu dönüşüm ,
‘Yeni Dünya Düzeni’ olarak adlandırılıyor.
Bu düzende tek dünya devleti yaratmaya,
Mülksüzleştirmeye,
Küresel maaş sistemini getirmeye,
Ulus devletleri yıkmaya,
Ulus kimlilerini silmeye,
Kültürel yozlaşmayı sağlamaya,
Cinsiyetsizleştirmeye,
Yapay gıdaya insanlığı geçirmek istiyorlar.
Tartışmalar çok fazla.
Yeni Dünya Düzeni tartışmalarının,
En kritik başlıklarından biriside,
Tarımın kimde olacağı meselesidir.
Çünkü gıda,
Petrol kadar stratejik bir güç unsurudur.
Büyük güç odakları,
Küresel şirketler,
Ve finans grupları,
Tarım alanında tam kontrol sağlayabilmek için,
Küçük ölçekli aile işletmelerinin,
Varlığını bir engel olarak görüyorlar.
Çünkü bağımsız halk güçtür.
Yeni dünya düzenini kurmak isteyen,
Güç odaklarının en büyük rahatsızlıklarından biri,
Aile işletmesi çiftlikleridir.
Çünkü aile çiftlikleri,
Bir ülkenin hem ekonomik,
Hem kültürel,
Hem siyasi bağımsızlığının sessiz ama,
En güçlü temellerinden birisidir.
Onlar ise bu bağımsızlığı istemiyorlardı.
Neden?
Çünkü toprağa sahip halk,
Kimseye boyu eğmez.
Çünkü kendi gıdasını üreten toplum,
Hiçbir dış merkeze muhtaç olmaz.
Küresel planın merkezinde,
Küçük üreticiyi zayıflatmak,
Yerli tohumları ortadan kaldırmak,
Çiftçiyi üreticiyi yok etmek,
Yerli tohumlarlı ortadan kaldırmak,
Çiftçiyi şirketlerin gübre,
Ve tohum zincirine mahküm etmek vardı.
Aile işletmeleri yok edilirse,
Tarım, dev şirketlerin tekeline geçecek.
Tohumdan suya,
Üretimden dağıtıma,
Tüm süreç kontrol altına alınmak isteniyor.
Aslında mesele basit:
Aile çiftlikleri varsa,
Halk güçlüdür,
Aile çiftlikleri yoksa,
Halk bağımlı hale gelir.
Bu yüzden istemiyorlardır.
Çünkü onların düzeninde,
-Küçük üreticiye yer yok.
-Bağımsız çiftçiye yer yok.
-Toprağına sahip çıkan köylüye yer yok.
Onların istediği,
Dev şirketler,
Sertifikalı bağımlı tohum sistemleri.
Algoritmalarla yönetilen üretim,
Ve dışa bağımlı gıda zinciridir.
Ancak unutulan bir gerçek var.
Bir ülkeyi ayakta tutan saraylar değil,
Toprağını işleyen ailelerdir.
Bir milleti doyuran ideolojiler değil,
Çiftçinin alın teridir.
Ve kim ne kadar bastırırsa bastırsın,
Toprak bağımsızlığı hiçbir zaman tam olarak susturulamaz.
Konu tekrar özetlersek;
Aile işletmesi çiftlikleri istemiyorlar.
Çünkü bu çiftlikler,
Küresel düzenin kontrol etmekte zorlandığı,
Son özgür alanlardır.
Toprağın sahibi olan aile,
Sadece gıda üretmiyor,
Aynı zamanda bağımsızlık,
Direnç ve yerel güç üretiyor.
İşte bu yüzden onları sistemin dışına itmeye çalışıyorlar.
Aile çiftlikleri,
Küresel şirketlerin kurmak istediği,
Tarım tekeline uymuyor.
Çünkü;
Tohumlarını kendileri saklıyorlardı.
Kendi üretim döngülerine göre çalışıyorlardı.
Dev şirketlere bağımlı değillerdi.
Toprağını satmıyor,nesilden nesile aktarıyordu.
Gıdanın fiyatını değil,onurunu biliyordu.
Bu tablo küresel güç mekanizmalarının istemeyeceği bir şeydi.
Çünkü bağımsız çiftçi,
Kontrol edilemeyen halk demektir.
Tarımın şirketleşmesi tesadüf değil,
Amaç netti;
Küçük çiftçi yok olacak.
Aile işletmeleri borçlandırılacak,
Tarlalar bankaların ve fonların eline geçecek.
Çiftçi üretici değil,
Bir şirketin taşeronu haline gelecek.
Geleceğin mücadelesinde asıl soru,
Toprak kimin?
Eğer toprak ailelerin,
Köylülerin,
Çiftçilerin elindeyse,
Bir millet ayaktadır.
Ama toprak büyük fonların,
Dev gıda şirketlerinin eline geçmişse,
O milletin gıda egemenliği bitmiştir.
Aile çiftliklerini,
Küçük üreticiyi,
Köylüyü istememelerinin nedeni tam olarak budur.
Egemen bir halk görmek istemiyorlar.
Peki biz ne yapacağız ?
Köylümüze sahip çıkacağız.
Toprağımızı koruyacağız.
Üreteceğiz.
Sonuçta da küresel şirketleri,
Ülkemizde göndereceğiz.
Üretimde Egemenliği sağlayacağız.