Ula’da Seyfi Terzibaşıoğlu’lu ve Yüksel Aksu’lu eylem

AK Parti 22. Dönem Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu ile Ulalı Sinema Yönetmenimiz  Yüksel Aksu’nun bir “çevre aktivitesinde” yan yana gelebilecekleri söylenmiş olsa inanmazdım.

Hele hele “Seyfi Terzibaşıoğlu bir çevre aktivitesinde elinde mikrofon konuşma yapacak” denmiş olsa asla inanmazdım.

Ancak sayın Terzibaşıoğlu “Muğla’da en büyük çevreci benim” dese buna inanırım.

Kendisi Muğla’nın ilk bacalı sanayi tesisi olan Muğla Kireç Fabrikası’nı “kirletici” olduğu gerekçesiyle tek başına hukuk mücadelesi vererek kapattırdı.

Şimdi de Yüksel Aksu ile yan yana geldikleri aktivite sonucu Ula’daki “beton santrali” de kapanmakla karşı karşıya... En azından yer değişikliğine uğramakla...

xx xx xx

Bu o kadar önemli bir gelişme ki, OdaTV’de “Eski AKP'li vekil eyleme katıldı: Çocuklarımız bize beddua okur” başlığı ile haber oldu.

OdaTV’nin 18 Şubat 2024 tarihli haberine göre, Ula’da yaşayan vatandaşlar, “beton santraline” karşı eylem yaptı. Eski AK Parti Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu, “Çevrede biz emanetçiyiz, çocuklarımıza temiz çevre bırakmazsak onlar bize ihanet ettiklerimizi hatırlatır ve beddua okurlar.” demiş.

Haberde şöyle anlatılmış:

Ula’nın Demirtaş Mahallesi Bakla Gediği mevkisinde Ayfa Beton’a ait beton santraline karşı çıkan vatandaşlar, geçen günlerde ‘Ula’da beton santrali istemiyoruz’ başlıklı imza kampanyası başlattı. Dün ise bölgede AKP’li Ula Belediye Başkanı Özay Türkler, Ula Bağımsız Belediye Başkan Adayı Yunusemre Arapoğlu, yönetmen Yüksel Aksu, eski AKP Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu, çevre dernekleri ve bölge sakinleri beton santraline karşı eylem yaptı.

Ne güzel...

xx xx xx

Böylesi Muğla’da hatta belki de Türkiye’de ilk kez oluyor.

“Ayfa Beton” Muğla Valiliği’nin izni ile faaliyet gösteren bir şirket...

Bu şirkete ve dolayısıyla Muğla Valiliği’ne karşı düzenlenmiş olan eylemde bir Ulalı olmanın yanında dünya görüşünün gereği ve çevre duyarlılığı sonucu Yüksel Aksu’nun yer almış olmasını anlamak mümkün de AK Partili Ula Belediye Başkanı Özay Türkler ve Muğla Milletvekillerinden Seyfi Terzibaşıoğlu’nun da “eylemcilerle” birlikte olmasını anlamakta insan zorluk çekiyor.

Menteşe’nin Bayır Mahallesi ile Yatağan’ın Deştin Mahallesi arasında CHP’li Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’ün verdiği ruhsatla kurulmak istenen Çimento Fabrika’sına karşı Deştinliler ile ağırlıklı olarak sosyalist çizgide insanların “Yaşam savunucuları” olarak yan yana verdikleri mücadelede CHP’lilerin geri durmuş olmalarını anlamak pek de kolay değil...

Olması gereken Ula’da yaşanandır... Nerede bir çevre sorunu varsa orada vatandaşlar ve kanaat önderleri sağcısıyla solcusuyla yan yana gelebilmeliler...

Umarım bu gelişme bir örnek olur...

xx xx xx

OdaTV’nin haberi “Ula’yı ve Ulalıyı Kanser Edecek” ara  ile şöyle sürmüş:

Kampanyaya ilişkin yapılan açıklamada, ‘Bu santralin faaliyete geçmesi halinde, Ula Ovası’nın tarım ürünleri, özellikle de coğrafi işaretli olan Ula sarımsağı, Ula kirazı ve Memecik zeytinleri gibi yerel ürünler büyük zarar görecektir. Ayrıca, biliyoruz ki santralin çevreye zarar vermesi ve sağlık sorunlarına yol açması aşikar. Suyumuza, havamıza zehir salacak, tarımı imkansız kılacak, ormanı ve dağı içindeki on binlerce can ile beraber yok edecek bu girişim, Ula’yı ve Ulalıyı kanser edecek. Toprağımızı değersizleştirecek, çocuklarımızı içinde yaşadığımız cennetten mahrum bırakacaktır’ ifadeleri kullanıldı.

Toprağını Savunmayan, Hiçbir Şeyini Savunamaz” başlığı altında da beton santrali inşaat bölgesi karşısında çiftlik evi bulunduğu belirtilen Yönetmen Yüksel Aksu’nun konuşmasından şu ifadelere yer verilmiş:

Bu bir su, toprak, yurt, oksijen savunması. Topraktan kutsal ne var ki bu hayatta? Ben bir yönetmen olarak Dondurmam Gaymak’tan İftarlık Gazoz’a kadar, buralarda beton santrali, kireç santrali yapsınlar diye değil, burada kültür turizmini, belde turizmini nasıl alt yapısını oluşturabilirim, nasıl beldemi Türkiye ve dünyada tanıtırım diye uğraşırken 10 kişilik istihdam için bu görsellik reva mıdır? Arkadaki bina benim, tarla da benim. Bütün sektörüm Bodrum’da, yazlıklarda yaşarken, eğlence sektörlerinde biriktirdiğim parayla bir çiftlik evi yaptım ve çiftçilik yapmak için hayal kurdum. Bir yaz geldik eşimle karşımda bir beton santrali. Sen, benim uyanıp sabah kalktığım yere şu ucubeyi yap, ondan sonrada ‘Yüksel Aksu’nun orada kaçak inşaatı var.' Yok kaçak inşaatı, plaza o. Ali Ağaoğlu’yla ortak girdik, bu havzada büyük bir site düşünüyorduk, kısmet olmadı betona döndü. Hamasete ve ajitasyona ihtiyaç duymuyorum ama sinirleniyorum. Toprağını savunmayan, hiçbir şeyini savunamaz.

xx xx xx

Haberde, “Çevrede Biz Emanetçiyiz” ara başlığı altında da AK Parti 22. Dönem Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu’nun konuşmasına şöyle yer verilmiş:

Çevrede biz emanetçiyiz, 100 yıl 1000 yıl sonrasını düşünmek mecburiyetindeyiz. Sonra çocuklarımız, biz onlara temiz çevre bırakmazsak onlar bize ihanet ettiklerimizi hatırlatır ve beddua okurlar

Ulalı bir emekli öğretmen “Buradaki topluluğa ve görevlilere bir şey soracağım, bu kadar devletin bakanların, milletvekilleri, valileri, kaymakamları bunun çevreye zararını bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa ayrı bir şey. Bilerek yapıyorlarsa yine ayrı bir şey” diye konuşurken, beton santrali için “Mühürlü olmasına rağmen ruhsat verilmiş” ara başlığı altında da AK Parti'li Ula Belediye Başkanı Özay Türkler’den şu ifadeler yer almış:

Burada bizim sıkıntımız, bu tesis yeni olmamasına karşın yıllardan beri bizim de içinde olduğumuz bir mücadelenin karşısında belediye tarafından mühürlü olmasına rağmen Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından ruhsat verilmesinde saklıdır. Bu konuda giden Orhan Valimiz, bu tesisin açılması ile ilgili söz vermese de Valimizin bilgisi dahilinde ya da haricinde buna ruhsat verildiğini görmekteyiz. Vali yerine de Menteşe Kaymakamı Mehmet Eriş, Vali Vekili olarak imza atmış bulunmakta. Bilmiyorum bunun sonucunda valilik bu ruhsatı geri alabilir mi? Ama biz mutlaka takipçisiyiz

xx xx xx

Eski AK Parti Muğla Milletvekili Orhan Seyfi Terzibaşıoğlu’nun açıklaması da “Çevrede biz emanetçiyiz” ara başlığı altında özetle şöyle verilmiş:

100 yıl 1000 yıl sonrasını düşünmek mecburiyetindeyiz. Sonra çocuklarımız, biz onlara temiz çevre bırakmazsak onlar bize ihanet ettiklerimizi hatırlatır ve beddua okurlar

Çok doğru, aynen böyle...

Ula Bağımsız Belediye Başkan Adayı Yunusemre Arapoğlu ise tesisin yerinin yanlış olduğunu belirterek, “Burada bizim karşı durduğumuz beton santrali yapılması değil burada yapılması meselesidir.” ifadesinde bulunurken, bir Ulalı emekli öğretmen de şöyle kaydetmiş:

“Buradaki topluluğa ve görevlilere bir şey soracağım, bu kadar devletin bakanların, milletvekilleri, valileri, kaymakamları bunun çevreye zararını bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa ayrı bir şey. Bilerek yapıyorlarsa yine ayrı bir şey

Emekli öğretmenin konuşması üzerine söz alan Belediye Başkanı Özay Türkler de şöyle demiş:

Her kanuni şey etik olmayabilir. Burası tamamen kanuni ama maalesef etik değil. Yani yeri burası değil. Gerekirse valiyi buraya çağırıp, attığı imzanın neresi olduğunu gösterip başka bir yere taşımasını sağlayacağız. Ben belediye başkanı olarak söz veriyorum, neye mal olursa olsun. Bu tesis burada işlemeyecek

xx xx xx

Ben “Çevrede biz emanetçiyiz” diyen sayın Terzibaşıoğlu’nu duyarlılığı için alkışlıyorum. Ancak “Ben belediye başkanı olarak söz veriyorum, neye mal olursa olsun. Bu tesis burada işlemeyecek.” diyebilen Başkan Türkler’i daha çok alkışlıyorum...

“Şehremini” işte böyle olur!

Keşke “Burası tamamen kanuni ama maalesef etik değil.” vurgusu da yapan AK Partili Ula Belediye Başkanı Özay Türkler gibi CHP’li Menteşe Belediye Başkanı adayı Gonca Köksal da çıkıp “Neye mal olursa olsun Menteşe’de kirletici sanayi tesislerine izin vermeyeceğim” diyebilseydi... Tabii ben hala hukuk mücadelesi ile kapatılan Kireç Fabrikası ile Çimento Fabrikası arasında fark ne anlamaya çalışıyorum...

Ula’da “Beton Santrali” kanserojenmiş, Bayır’da “Çimento Fabrikası” kanserojen olmayacak mı?

-------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Problemleri, onları üreten kafalarla çözemeyiz. --Albert Einstein