Kafamda deli sorular.
Bu halk ne zaman uyudu.
Ve çok daha önemlisi,
Kim ya da kimler tarafından uyutuldu.
Hep birilerini suçladık,
Hep birilerine hesap kestik,
Hep birilerine acı reçeteyi yazdık.
Ama belki de asıl mesele,
Asıl korkunç gerçek,
Biz uyumayı istedik.
Önce kucaklandık,
Sonra hipnotize edildik.
Önce umut verildi,
Sonra korku üretildi.
Hep bir şeyler vaat edildi.
Cennet gibi bir sistem,
Adaletli bir düzen derken,
Adaleti arar olduk.
Güçlü bir lider derken,
Ama sonra fark ettik ki,
Her vaat,
Her umut,
Bir zincirmiş aslında.
Sistem bizi düşmanlara karşı koruyor diye,
Parmaklar arasına aldı,
Açılmaz duvarlar ördü.
Bu duvarları da kutsal kıldı.
Hatta bu duvarları ibadethane haline getirdi.
Oysa bizler,
Düşmanlardan,
Sahte dostluklardan ezildik.
Meydanlarda hakikat diye bağıranlar,
Adalet,
Hakça paylaşım diye haykıranlar,
Koridorda gizli toplantılarda,
İhalelerden,
Önce kendi paylarını fısıldadılar.
Sonra kalanla hizmet ettiler.
Vatandaş karın tokluğuna çalışırken,
Fısıldayanlar,
Sistemden haram çektiler.
Herkes rol yaptı.
Bir avuç kişide hırsızlık yaptı.
Rant siyaset oldu.
Siyaset de ranta hasta oldu.
Halk kandırıldık dedi ama,
Kandırılmak istemeyen kaç kişiydi acaba?
İki satırlık,
İki güzel söze tav olduk.
Kandırılan milyonlar.
Doğrusu ise acıtıcıydı.
Yalan ise öylece ustaca sarmıştı ki şuurları,
Ruhumuzu bile ikna etti.
Halkını seviyor,
Halkının menfaati için çalışıyor diyorduk,
Uyutulduk.
Çünkü sistem uykuya güzel rüyalar yerleştirmişti.
Sen özelsin,
Sen seçilmişsin,
Sen doğru taraftasın dedikçe
Gönüllü esirler yaratıldı.
Düşünürsen aslında kimse bizi zorla,
Uyutmadı.
Bizler uykuyu seçtik.
Kolay olanın kabulü zor değildir.
Bilmekteyiz ki,
Uyanınca sorumluluk başlar.
O yüzden ne zaman birisi bizi dürttü,
Uyanalım dedi,
Susturduk.
Dindar görünenleri alkışlayıp,
Merhameti olmayanları,
Görmezden geldik.
Kur’an okuyor diye yücelttik,
Lakin adalet terazisini bozanları konuşmadık.
Çünkü teraziyi konuşanlar düşman ilan edildiler.
Sessiz kalanlar kabul gördü.
Uyumayı kabul görenler,
Ödüllendirildiler.
Uyanmaya çalışanlara ya ‘deli’,
Ya da ‘hain’ denildi.
Ve böylece uyuyan bir toplumdan,
Uykusunda konuşan bir topluma geçtik.
Rant hırsızı politikacılar da,
Uyuyan topluma beşik salladılar.
Şimdi ise herkes birbirini suçluyor.
Cemaat devleti ele geçirdi diyenler,
Devleti cemaatle paylaşanları unutuyorlar.
Ve hâlâ cemaatler devlet içinde at koşturuyorlar.
Medya halkı kandırdı diyenler,
O medya ekranında,
Saatlerce methiyeler düzenleri görmezden geldiler.
Kandırıldım diyenler,
‘Niçin kandırıldın?’ demediler.
İşte gerçek uyanış,
Tam da bu soruyla başlıyor.
Bu uyanışlar kişisel değil,
Bu uyanışlar toplumsal.
Toplumsal uyanışlar olmadan,
Saplandığımız çamurdan çıkamayız ki.
Uyanışlar,
Bir toplumsal hesaplaşmadır aslında.
Bu hesaplaşma tek bir liderle,
Tek bir cemaatle,
Tek bir medya kuruluşu ile değildir.
Bu hesaplaşma,
Sistemin içimizde kurduğu yapıyla ilgilidir.
Bilmeliyiz ki,
Gerçek derin devlet halkın uykusudur.
Bazen adalet dediklerinin içinden,
Yeni adaletsizlikler çıktı.
Bazen özgürlük dediklerinin içinden,
Yeni prangalar çıktı.
Bu ülkede birileri,
Din ve inançla uyutulurken,
Diğerleri akılla uyutuldu.
Sonuçta halk hep uyutuldu.
Kimi ümmet adı altında sürüleştirilirken,
Kimi millet adı altında dizayn etti.
Yasalar geldi,
Ama adalet gelemedi.
Kanunlar yazıldı,
Ama ahlak unutuldu.
Sandıklar değişti,
Sloganlar değişti,
Ama zihniyet değişmedi.
Sonuç olarak,
Uyananlar da çözümün,
Sistemin içinden,
Gelmeyeceğini anladılar.
Çünkü çürümüş bir yapının içinden,
Umut filizlemez,
Yeni fidanlar doğmazdı.
Artık eski masallar işlemiyordu.
Uyananlar artık geri dönmez.
Ülkeyi yönetenlere ehliyeti bizler vermiştik,
Ama onlar kaza yaptılar,
Biz çok sıkıldık.
Başımıza bir de Türkiyelilik çıktı.
Türk kimliği zaten kapsayıcıydı.
Türklük bir üst bilinç düzeyiydi.
Ülkesini sevme,
Vatanını koruma,
Çok çalışma,
Yüksek bilinç ve idrak demekti.
Bu ülkeyi zayıflatmak için,
Alt kimlikleri kaşıdılar.
Sonuç olarak adım adım milletimizi,
Türkiyeliliğe alıştırıyorlar.
Bekleyip göreceğiz.
Küresel efendiler,
Ulus devletleri yıkmak için uğraşıyorlar.
Bizimkiler de devlet eliyle,
Anadolu’yu Türksüzleştiriyorlar.
Türkiyelilik getiriliyor.
Cumhuriyete,
Lozan’a saldırılıyor.
Türkiyelilik de nedir yahu?